Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

AKÇAKOCA'YA KADIN ELİ DEĞDİ, BÜROKRASİNİN ÇARKI DEĞİŞMEDİ!

Akçakoca Belediyesi’nde başkan vekilliğine bir kadın seçildiğinde, kulağımıza hoş gelen o cümleyi çok duyduk: “Akçakoca’ya kadın eli değecek!” İyi de, kadın elinin değdiği nasıl anlaşılır? Makam odasında çekilen fotoğraflardan mı, bürokrasi ve siyaset çevrelerine yapılan ziyaretlerden mi? Yoksa belediyenin kapısını çalan Akçakoca’nın bir hemşerisinin işinin görülmesinden mi? Ben, son on günde bu sorunun cevabını ararken bir belediye koridorundan ötekine yürüdüm. Elimde netice yok; ama anlatacak hikâyem var. İstediğim şey son derece basit: Akçakoca Belediyesinin 2 Mart 2026 tarihinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne gönderdiği yazının ve bu yazıda sözü edilen 20 Ağustos 2024 tarihli krokinin birer örneği. O krokinin varlığını belediyeden öğrenmedim. Hakkımda uygulanan 237.034 liralık idari para cezasına karşı açtığım davada, davalı idarenin avukatınca sunulan savunmada karşıma çıktı. Krokiyi kim çizmiş, kim onaylamış? İki yıl boyunca ortalıkta görünmeyen bu çalışmadan eski kooperatif yönetiminin de haberi olmadığını biliyorum. Ben de görmedim. UYAP’ta erişebildiğim evrak arasında da yok.Belki usulünce tamamlanmış bir tespittir, belki taslak olarak kalmıştır. Bilmiyorum; çünkü gösterilmiyor. Üstelik 20 Ağustos tarihi rastgele bir tarih değil. Barınağın 2 Eylül 2024 tarihli işletme sözleşmesinden sadece on üç gün öncesine denk geliyor. Acaba krokideki dört alanla sözleşmenin eki vaziyet planında gösterilen yapılar aynı mı? Birbiriyle çelişen iki resmî değerlendirme mi var? Sorular açık, kroki kapalı. Bu kadar merak uyandıran bir belgenin peşine düşmemek kendime karşı ayıp olurdu. BİR KROKİNİN BELEDİYE MACERASI! 6 Ekim'de dilekçemi belediyeye verdim. O gün birkaç servis dolaştım. Evrakın Harita Servisinde olabileceği söylendi. Arandı, bulunamadı. “Öyleyse bulunamadığına dair yazı verin,” dedim. Bu kez Serkan Bey izinliymiş; haftaya gelmem istendi. 13 Ekim’de gittim. Görevli, neredeyse “böyle bir evrak yoktur” yazısını düzenleyecekken odadan çıktı. On dakika sonra dönüp evrakın Esra Turgut Hanım’da bulunduğunu söyledi. Demek ki evrak varmış. Bir anda kayıp krokimiz adres sahibi olmuştu! Esra Hanım çok yoğun olduğunu, hemen veremeyeceğini söyledi. Savunma sürem daralıyor, bu belgeler hakkımdaki davada kullanılıyor, dedim. Netice değişmedi. İstenen şey yeni bir proje değil; mevcut iki belgenin örneği. Bir kalem, bir yazıcı, biraz da sorumluluk duygusu yeterli olabilirdi.  Eğer hukuki engel varsa da bu açıkça söylenebilir, Akçakoca’nın bir hemşerisi bilgilendirilebilirdi. 15 Ekim’de yeniden gittim. Raporlu olduğu söylendi. Ertesi gün geleceği belirtildi. 16 Ekim’de gittim; bu kez yasal izindeymiş. İzin elbette herkesin hakkı. Peki bir yurttaşın işi, tek bir memurun mesai takvimine neden mahkûm? Esra Hanım şöyle diyebilirdi: “Telefon numaranızı bırakın, belgelerin durumunu size bildireyim.” Yahut “Gelmeyin, şu dahili numaradan arayın.” Altmış sekiz yaşındaki bir hemşerisine tekrar tekrar yola düşürmemek için sıradan kolay davranışlar bunlar. MEĞER HUKUK SERVİSİNE TAKILMIŞIZ! Dördüncü ziyaretimde yerine bakanı sordum. Emre Bey’e, oradan İmar ve Şehircilik Müdiresi Bahar Ünnü Hanım’a ulaştım. Meğer belge talebimin Hukuk Servisinin görüşüne gönderildiğini öğrenmek için dördüncü kez belediyeye gitmem gerekiyormuş! Bahar Hanım, belgeleri mahkemeden isteyebileceğimi de hatırlattı. Teşekkür ederim, bunu biliyorum. Fakat sorum başka: Belediyenin İlçe Tarım Müdürlüğüne gönderdiği ve benim davamda dayanak gösterilen yazıyla krokiyi, neden yine belediyeden alamıyorum? “Üçüncü kişilere verilmesi sakıncalı olabilir” dedi Bahar Ünnü hanım.O üçüncü kişi ben miyim? Belge aleyhimde kullanılınca birinci kişi, örneğini isteyince üçüncü kişi mi oluyorum? Hukuk Servisinden görüş alınmasına karşı değilim. Ama görüş bekleniyorsa başvuru sahibine haber verilir. Telefon denen icat bunun için de kullanılabilir. Belli ki yasal cevap süresinin sonuna kadar beklemem tercih ediliyor. Ama bir hakkın kullanılmasını son güne bırakmakla bir hemşerinin işini kolaylaştırmak aynı şey değil. Üstelik benim mahkemeye sunacağım cevabın süresi, belediyenin rahat çalışma takvimine göre işlemiyor. Hukuk Servisinin neden geciktiğini bilmiyorum; bana bilgi edinme hakkı çerçevesinde süreyi sonuna kadar kullanmak istediklerini büyük bir başarıyla ima ettiler. KADIN ELİ, FOTOĞRAF VE MAKBUL YURTTAŞ! Başkan Vekili Alev Ünal’ın ziyaretleri ve fotoğrafları eksik olmuyor.Çoğu bürokrasi ve siyaset çevrelerine; hemşerileri ile buluşmalar da var elbette. Dilerim bir gün bu görünür ilginin birazı, belediyenin görünmeyen koridorlarına da ulaşır. Belki başkan vekili seçildikten hemen sonra fotoğraf verenlerden biri olsam bu mecburi ziyaretlerime gösterilen özen daha fazla olabilirdi. Belediyeye karşı mali sorumluluklarımı tam manasıyla yerine getiren bir Akçakoca sakiniyim. Bu beni başka sakinlerden üstün kılmaz; zaten ayrıcalık istemiyorum. Ama “makbul hemşeri” olmanın ölçüsü düzenli ödemeler değilse nedir, merak ediyorum. Bu yaştan sonra makbul hemşeri olabilmek için müteahhit olma şansım da yok! Mahalli yönetimleri sertçe eleştiren bir sanal medya kullanıcısıyım.Yaşadıklarımın eleştirilerimle ilgisi olabilir mi? Bilmiyorum, böyle bir iddiamı kanıtlayacak verim de yok. Fakat bir belediyenin kendisini eleştiren hemşerisine de aynı özeni göstermesi gerektiğini biliyorum. Bahar Ünnü ve Esra Turgut kadın bürokratlar. Fakat sorun kadın veya erkek olmak değil; kamusal sorumluluğun nasıl taşınması gerektiği ile ilgili. “Kadın eli” sloganına yüklenen nezaket, iş kolaylaştırma ve duyarlılık, yalnızca fotoğraf karelerinde kalmamalı. Dört ziyaretin sonunda elimde hâlâ ne yazı var ne kroki. Beşinci kez belediyeye gitmek gibi bir niyetim yok. Akçakoca belediyesinin bürokratik duvarları gerçekten bıktırıcı olabiliyor. Akçakoca’ya kadın eli değmiş olabilir. Benim aradığım, cinsiyeti ne olursa olsun, hemşerisinin işine uzanan bir kamu görevlisi eli. Tarım Müdürlüğüne gösterilen özenin aynısını Akçakoca’nın bir hemşerisi olarak istemek benim hakkım!
Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ