Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
AHMET KAYA’MI HAMDİ DENİZ Mİ?
(Akçakoca Siyasetinde Teslimiyetçi İpoteği Kim Kaldıracak?) Akçakoca’nın cumhuriyetçi olarak tabir edebileceğimiz siyasi tarafında yine heyecanlı günlerini yaşıyor. Siyaset sahnesi hareketli, kongreler ve ön seçimler kapıda. Hele ki YENİ Parti bünyesinde ilçe başkanlığı için yarışan iki ismi; Ahmet’Kaya ve Hamdi Deniz’i yakından tanıyan, arkadaşları olarak bu süreci çok daha farklı bir gözle izliyorum. Broşürlerde, imza metinlerinde harika cümleler var: , "Liyakate EVET", “Çağdaş Akçakoca” gibi. Ancak, bu memleketin havasını soluyan, toprağına basan ve geleceğini dert edinen bir seçmen —en önemlisi de bir arkadaş— olarak, bu güzel sloganların arkasını doldurma vaktinin geldiğine inanıyorum. Dost acı söyler derler ya, aynen öyle.. Her ikisinin son dönemdeki açıklamalara, siyasi söylemlere bakıyorum; hepimizin ortak derdi olan fındık fiyatlarının düşüklüğü dışında somut bir şeye pek değinmemişler. Evet, fındık Akçakoca için çok mühim. Ama gelin bir dost meclisinde konuşur gibi açık olalım: Fındık fiyatları durup dururken düşmüyor. Akçakoca’nın tarım toprakları, fındık bahçeleri göz göre göre değersizleştirilmeye çalışılıyor. İlçemizi ark ocağı (demir-çelik tesisi) projeleriyle, deniz kafes balıkçılığıyla ve maden arama süreçleriyle doğayı talan edecek olan projelerle baş başa bırakmak, isteyen bir irade var. Fındığı fındık yapan; Akçakoca’nın o temiz havası, suyu ve toprağıdır. Yarın doğamız elden giderse, fındığın fiyatını konuşacağımız yeşil bir bahçemiz bile kalmayacak. İşte tam bu yüzden, açıklamalardaki o süslü kelimelerin sahada somut bir karşılık bulmasını bekliyorum. Çok uzağa gitmeyelim, bugün Akçakoca’nın geleceğini ve doğasını doğrudan etkileyecek olan ark ocağı projesinin ÇED Olumlu kararına karşı dava açma süresinin son günüydü. Koskoca bir yasal süreç, ilçemizin kaderi bir takvim yaprağına sıkışmıştı. Gönül isterdi ki, meydanlarda "Halkla iç içe siyaset" diyen, "Sorumluluktan kaçanlara karşı elini taşın altına koyan" arkadaşların, bu kritik günlerde en önde saf tutsun. Bir kurumsal açıklama duymayı, hukuki bir refleks görmeyi, halka bu konuda öncülük edildiğine şahit olmayı çok isterdim. Ama süre bugün bitti ve Akçakoca’nın cumhuriyetçi siyaseti bu kritik eşiği derin bir sessizlikle geçti. Eğer bu projelere karşı değilseniz, ark ocağının Akçakoca’ya ekonomik olarak fayda getireceğine inanıyorsanız, çıkıp bunu da açıklayabilirsiniz. Tabii ki böyle bir açıklama yapılırsa da doğayı seviyoruz lafı da havada kalıverir. Neticede dürüstçe fikrini söylemek de vadettiğiniz o "şeffaflık" ölçüsünün bir parçasıdır. Ancak hem fındıkçının, halkın yanında görünüp hem de ilçenin geleceğini ipotek altına alacak sanayi projelerine sessiz kalmak ne Ahmet Kaya’nın ne de Hamdi Deniz’in duruşuna yakışmadı. Önümüzde 27 Eylül’de bir ön seçim, 4 Ekim’de bir kongre var. Sandığa gidecek yol arkadaşlarınız ve tüm Akçakoca halkı sizden süslü vaatler değil, şu birkaç soruya dostane ama net cevaplar bekliyor:
- Ark ocağı, kafes balıkçılığı ve maden arama projelerine karşı net duruşunuz nedir?
- Eğer bu projelere karşıysanız, bugün dolan ÇED davası açma süresini neden bir eylem veya hukuki girişimde bulunmadan sessizce tükettiniz?
- Yarın o ilçe başkanlığı koltuğuna oturduğunuzda, Akçakoca’nın doğasını korumak adına atacağınız ilk somut adım ne olacak?