Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

DEMOKRASİ ŞÖLENİ Mİ, SİYASİ FORMÜL MÜ?

(Özgür Özel’in Açıklamaları Işığında Akçakoca YENİ Parti’nin Ön Seçim-Kongre Modeli)

YENİ Parti Akçakoca İlçe Teşkilatı’nın modeli üç aşamadan oluşuyor: 13 Eylül’de delege seçimi, 27 Eylül’de ön seçim, 4 Ekim’de olağan kongre. 420 üyeli bir teşkilatta herkese sandık hakkı tanımak, kâğıt üzerinde iddialı bir demokratikleşme adımı gibi duruyor. 

Ama asıl mesele “başka aday çıkar mı” ya da “divan ne yapar” değil.

Asıl mesele, bu yöntemin kanunun bağlayıcı kurallarına göre ne kadar demokratik olduğu.

Özgür Özel, delege sistemini “kanunun teknik bir zorunluluğu” diye tanımlıyor. 

 Asıl iradenin üyelerde olduğunu, başkanların doğrudan üyeler tarafından seçileceğini tekrar tekrar söylüyor. 

27 Eylül’deki ön seçim üyenin tercihini ortaya koyacak, 4 Ekim’deki kongre ise bu tercihi resmileştirecek bir formalite olacak.

En azından öyle tasarlanmış.

Gerçek ise daha sert. 

Siyasi Partiler Kanunu’na göre bağlayıcı olan tek organ kongre ve delegelerdir.

Ön seçim, kanunun hiçbir maddesinde yer almayan, tüzük dışı, gönüllülük esasına dayanan bir yoklama. Kanunun bağlayıcı kıldığı karar organı ile üyelerin gönüllü katıldığı bir yoklama arasında hukuken hiçbir köprü yok.

Bu eksiklik, tek adaylı senaryoda bile ortadan kalkmıyor. 

Kongre “sorunsuz” geçse bile, bunu sağlayan şey hukuki bir zorunluluk değil, siyasi bir disiplin.

Sistem işlerse bile, işleyişi garanti eden yasal bir mekanizma yok.

Sadece o anki güç dengesi var.

Daha somut bir sorun var: Siyasi Partiler Kanunu’nun 21. maddesi. 

İlçe organları seçimleri yargı gözetimi altında, gizli oy ve açık tasnif esasına göre yapılır.

Usule aykırı kullanılan oylar geçersiz sayılır ve sonuçlar kongre tutanağına resmi olarak işlenir.

Yani delegeler, ön seçim sonucuna uymasa bile, gizli oy kullandıkları için bu tercihlerini tutanağa yansıtabilir.

Tutanağa geçen her sapma (geçersiz oy, boş oy veya farklı tercih), ‘üyeler karar verdi’ iddiasının fiilen tam olarak gerçekleşmediğini resmen kayda geçirmiş olur.

Delegeler de bağımsız bir değişkendir.

13 Eylül’de seçildiler. 

O gün henüz kimin aday olacağı belli değildi.

Tercihleri tanınırlık, çevre ilişkisi ve örgüt sadakatiyle şekillendi.

Yani delegeler “üye iradesinin uzantısı” değil, kendi başına ayrı bir seçimle oluşmuş ayrı bir organ.

Kanun da yetkiyi tam olarak bu organa vermiş.

Ön seçim modeli ise bu filtreyi hukuken değil, sadece “iyi niyetle” aşmaya çalışıyor.

Asıl sorun burada. 

Üyelere “karar sizde” deniyor ama o kararın hukuken hiçbir koruması yok.

Hem katılımı teşvik eden hem de o katılımın sonucunu güvenceye almayan bir tasarım.

Düşük katılım ya da dar oy farkı tabloyu daha da zayıflatabilir ama bunlar ikincil.

Asıl sorun, sonucun hangi senaryoda çıktığından bağımsız olarak yöntemin kendisinin hukuken güvencesiz olması. 

YENİ Parti’nin modeli iyi niyetli bir formül. 

Delege oligarşisini kırmayı, üye iradesini öne çıkarmayı hedefliyor. 

Ama demokratik değeri, 4 Ekim’de kaç adayın çıkacağına ya da divanın o gün nasıl davranacağına göre değişmemeli.

Çünkü bu, yöntemi şansa bırakmak demektir.

 

Asıl soru şu: 

 

Kanunun bağlayıcı kıldığı organ ile bağlayıcı olmayan bir yoklama arasında sonucu güvenceye alacak hiçbir hukuki mekanizma yok.

 

Üstelik 21. madde gizli oy ve tutanak zorunluluğu getiriyor.

 

Peki bu sistem gerçekten üyeye söz hakkı mı veriyor, yoksa söz hakkı verildiği izlenimini mi yaratıyor?

 

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ