Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

AMATÖR BALIKÇIYA CEHENNEM AZABI!

15 Ağustos itibarıyla denizlerimizde avlanma yasağı sona erdi ve bir amatör balıkçı olarak “Rastgele!” deyip denize çıkmaya karar verdiniz.

Evraklarınızın tam, gereçlerinizin eksiksiz olduğuna inanıyorsunuz ama bu sularda hiçbir şeyden asla emin olmamak gerekir.

Son dakika genelgesiyle tekneye garip bir gereç zorunluluğu getirilmiş olabilir. Üstelik bu kurallar kurumlara ve bölgelere göre de değişir.

Mesela Akçakoca’da yakın zamanda amatör balıkçı teknelerinde balta bulundurulması şart koşulmuştu.

Sonunda, balığa çıkanların odun kesmeye değil balık avlamaya gittiği fark edilince bu trajikomik balta şartından neyse ki vazgeçildi.

Balığa çıkarken sakın çaparinizi barınak içerisinde açmayınız.

Çünkü barınakta avlanmak yasaktır ve denetçilerin “paşa gönülleri” isterse size hemen “yasak sahada avlanmaktan” ceza kesebilirler.

Açık denize çıktınız, şansınız yaver gitti ve yasal sınır olan 15 iğneli çapariniz iğne iğneye palamutla doldu.

İşte o an, günlük balık maceranızın bittiği andır.

Eğer tuttuğunuz palamutların toplam ağırlığı 5 kg ise ve tek başınıza balığa çıkmışsanız artık barınağa dönebilirsiniz.

Bundan sonra yakalayacağınız her balık, başınıza iş açabilir.

Yanınızda başka amatör balıkçılar varsa, kişi başına 5 kilogramlık alıkonulabilir miktar hesabı yapılır. Yani teknede üç amatör balıkçı varsa temel hesap basit:

3 kişi × 5 kg = 15 kg.

Buraya kadar kolay.

Ama şimdi palamut kendini sakladı ve istavrit yakalamaya karar verdiniz.

İşte burada matematiğinizin çok iyi olması gerekir.

Öyle ki üniversite imtihanında soru olarak çıksa çoğu öğrencinin boş bırakacağı türden bir hesaplama söz konusu.

Tebliğin 15. maddesinde, kilogram sınırına tabi türlerle ilgili bir de “en büyük balık” hesabı var.

Bu hesabın bütün ayrıntılarını burada anlatmayalım; balıkçının denizin ortasında matematik öğrencisine dönüşmesine gerek yok.

Kısaca aklınızda şu kalsın:

En büyük balığı hesaptan çıkardığınızda geriye kalan balıkların toplamı 4 kilogramı geçmeyecek.

Tabii göz kantarınız da iyi olmalı.

Göz kantarınız kötüyse ceza yine kapıda.

Ya da hassas bir terazi alın, riske girmeyin.

Terazi bulundurmakla ilgili bir ceza henüz yok.

Hadi tuttuğunuz balıkların kilogram meselesini hallettiniz.

Sanmayın ki bürokratik eziyetlerin sonu geldi.

Yok öyle bir şey.

Ceza korkusu olmadan balık tutma hobisi çok eski zamanlarda kaldı.

Bu sefer de elinize cetvel alıp balıkların kaç santim olduğunu bilmek zorundasınız.

Belki de cetvel bulundurma mecburiyeti de gelmiştir. Ben bakmadım.

Gelmişse de şaşırmam.

Mevzuat, boy limitlerinde %5'lik küçük boy istisnası öngörüyor.

Palamutta alt sınır 25 cm, istavritte ise 13 cm.

Yani matematik burada da peşimizi bırakmıyor.

25 santimetrelik palamut için yüzde 5 hesabı yapacaksınız; istavritte de aynı şekilde.

Mesela yakaladığınız bir palamut 22 santimde kalmışsa yandınız.

Paşa gönülleri isterse cezayı yazarlar.

Palamutlara verilen eğitimlerin noksanlığından hep bunlar!(!)

Hem yasal boy kurallarından habersizsin hem de çapariye saldırıyorsun, olacak iş mi?

Sanki balıkçılardan intikam alıyorlar.

Sezon yeni açıldığından palamutlar henüz küçük; iğne iğneye dolsa bile tek seferde 5 kiloyu bulmanız zordur.

Bu yüzden yasal boy istisnasının dışında kalan küçük balıkları denize iade ederek ava devam edebilirsiniz.

Yani balık tutarken yalnızca balığın kilosunu değil, boyunu da bilmek zorundasınız.

O büyük deniz keyfini yaşarken öyle:

“Eşime dostuma da götürürüm, konu komşuya da ikram ederim, fakir fukaraya yediririm.” gibi insani ve güzel hayaller kurmayın.

Çünkü amatör balıkçılığın ticari amaçla yapılması yasaktır.

Ve ilgili Tebliğ, amatör balıkçının tuttuğu balığı eşe dosta, fakir fukaraya ikram edebileceği ihtimalini daha baştan hesaba katmıyor.

Niyetini açıklamanın hiçbir kıymet-i harbiyesi yok.

Balığın boyu belli, kilosu belli.

Bir tek niyetini ölçemiyoruz!

Sahil Güvenlik botu yanaşıp bir noksanınızı bulduğunda ise iş artık mizah olmaktan çıkıyor.

En düşük ceza 4.730 TL’den açılıyor. Erken ödeme müjdesiyle yüzde 25 indirimli hali bile 3.547,50 TL.

“Yıllar önce olduğu gibi Sulh Ceza Mahkemesine gider, bir dilekçeyle bunu iptal ettiririm” derseniz de büyük bir yanılgıya düşmüşsünüz demektir.

1380 sayılı Kanun kapsamındaki idari yaptırımlara karşı başvuru yolu artık idare mahkemelerinden geçiyor.

Yani hakkınızı aramak istiyorsanız bu kez de cebinizin güçlü olması gerekiyor.

Harç var, gider var, olası vekâlet ücreti var…

Miktar 20.000 TL’yi aşabilir yani.

Balık tutmanın maliyeti yetmedi, hakkını aramanın da maliyeti var.

Denetimlerin her zaman adil olduğunu söylemek de güçtür; çünkü görevlilerin mevzuat konusunda yeterli hizmet içi eğitim alıp almadıkları da ayrıca tartışılmalıdır.

Tecrübemle sabittir:

Bir kontrol anını kameraya çekmek istediğimde, bir Sahil Güvenlik personeli büyük bir özgüvenle bu hakkın sadece “sarı basın kartı” sahiplerine ait olduğunu iddia edebilmiştir.

Gel de böyle bir iddiada bulunabilen personelin kestiği cezanın adil olabileceğine inan!

PEKİ BU YASAKÇI ZİHNİYET KİMİN ÜRÜNÜ?

Bu yazıyı okuyanların aklına muhakkak şu soru gelecektir:

Bu tebliği hazırlayan bürokratlar hayatlarında bir kez olsun çapariye çıkmış mıdır?

Yoksa yukarılara yaranmak adına, masa başında sadece yasakçı bir zihniyetle mi hareket etmişlerdir?

İnsanların hobisini, deniz gerçeklerinden tamamen uzak kurallarla kontrol altına almaya çalışmak aşırı merkeziyetçi bir bürokrasinin göstergesidir.

Bir hobinin insanın ruhunu nasıl dinlendirdiğine, o taze balığı eşe dostla paylaşmanın neşesine dair en ufak bir fikirleri bile yoktur.

“Amatör falan anlamam; bunlar fazla balık tutarsa kesin satarlar, en iyisi her şeyi yasaklayalım.”

Bürokrasinin mantığı bundan ibaretse şaşırmamak gerekir.

Asıl acı olan gerçek ise şudur:

Türkiye’deki tüm amatör tekneleri tamamen serbest bıraksanız bile, bunların toplam avının 60 metrelik tek bir endüstriyel gırgır teknesinin tek bir ağ atımında tutacağı balık miktarıyla kıyaslanamayacak kadar düşük olduğunu varsayabiliriz.

Ne var ki cetvel amatörün eline veriliyor.

Terazi amatörün kovasına konuyor.

Ceza amatörün kapısına geliyor.

Denizleri asıl tüketen büyük ölçekli avcılık ise başka bir tartışmanın konusu oluyor.

İşte insanın canını sıkan da bu.

Deniz havası almak, birkaç balık tutmak, eşine dostuna balık götürmek isteyen küçük amatöre gelince cetvel var, terazi var, kilo hesabı var, boy hesabı var, ceza var.

Gırgıra gelince ise mesele birdenbire büyüyor, karmaşıklaşıyor, başka bir dosyaya kaldırılıyor.

Sonra da çıkıp amatör balıkçıya denizleri korumayı anlatıyoruz.

Bu trajikomik düzen elbet bir gün değişir.

Ama bunun, mevcut anlayışın aynı şekilde devam etmesiyle gerçekleşebileceğini iddia edebilmek, artık gerçekten imkânsıza yakın.

OLTAYA CETVEL, GIRGIRA ÖZGÜRLÜK.

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ