Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
ALEV ÜNAL’IN KALDIRIMI KURTARAMAYAN BELEDİYECİLİĞİ
Bir belediye başkanını/başkan vekilini değerlendirmek için her zaman büyük temel atma törenlerine, sosyal medya videolarına ya da "yeni vizyon" sloganlarına bakmak gerekmez. Bazen tek bir kaldırım, bir belediyecilik anlayışını bütün çıplaklığıyla ortaya koymaya yeter. Akçakoca'nın en işlek noktalarından biri olan Çınar Caddesi… Orman İşletmesi lojmanlarının önü… Fotoğrafta gördüğünüz manzara, Belediye Başkan Vekili Alev Ünal dönemindeki belediyecilik anlayışının oldukça açık bir özeti niteliğinde. Süreç yıllar önce başladı. Önce dükkânların önüne sundurmalar yapıldı. Ardından ürünler kaldırıma taşındı. Zamanla kaldırım, yayaların yürüdüğü kamusal alan olmaktan çıktı; esnafın teşhir alanına dönüştü. Bugün çocuk arabasıyla, tekerlekli sandalyeyle ya da iki kişinin yan yana yürümesi neredeyse imkânsız. Çünkü kaldırım artık yayanın değil. Göreve gelen Belediye Başkan Vekili Alev Ünal'ın önünde aslında iki seçenek vardı: Kamusal alanı işgal edenlere müdahale ederek kaldırımı gerçek sahibine, yani yayalara geri vermek. Ya da mevcut işgali kabullenip farklı bir "çözüm" üretmek. Belediyenin tercihi ikinci seçenek oldu. Kaldırımı işgalden kurtarmak yerine, araç trafiğine açık yolun yaklaşık bir metrelik bölümü sarı çizgilerle ayrılarak yayalara tahsis edildi. Üstelik bu bölümün yayalara ait olduğu özellikle vurgulansın diye zemine "Yaya Yolu" ibaresi de yazıldı. İlk bakışta pratik bir çözüm gibi görünen bu uygulamanın sonucu ise bugün fotoğrafta açıkça görülüyor. Araç yolundan alınarak yayalara bırakılan bölüm de esnaflar tarafından işgal edilmiş durumda. Reklam panoları… Teşhir ürünleri… Bisiklet… Sergi malzemeleri… Belediye hem orijinal kaldırımı kurtaramadı hem de kendi oluşturduğu yaya alanını koruyamadı. Sorun çözülmedi. Sadece kaldırımdan araç yoluna taşındı. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Amaç gerçekten kaldırımı yayalara geri kazandırmak mıydı, yoksa mevcut işgali fiilen kabullenerek ona yeni bir alan açmak mı? Bugünkü tablo maalesef ikinci ihtimali güçlendiriyor. Çünkü bu işgal bir günlük ya da bir haftalık ihmal değil. Artık olağanlaşmış, herkesin gözünün önünde normalleşmiş bir uygulama. Bu caddeyi Alev Ünal da kullanıyor. Başkan yardımcıları da… İlgili müdürler de… Zabıta ekipleri de… Bu görüntünün kimsenin gözünden kaçmış olması mümkün değil. Buna rağmen bugüne kadar herhangi bir müdahale yapılmamış olması, sorunun fark edilmediğini değil, görmezden gelindiğini düşündürüyor. İşin ironik tarafı ise şu… İlk uygulamada zemine "Yaya Yolu" yazıldı. Bugünkü tabloya bakınca insanın aklına ister istemez şu geliyor:Bir metre daha araç yolundan alınır… O da işgal edilir… Sonra bir metre daha… Böyle giderse bir gün "Yaya Yolu" yazısının yerini "Yaya Ölüm Yolu" yazısı alırsa kimse şaşırmayacaktır. Hatta sarı çizginin üzerine "Dikkat! Ölüm Tehlikesi" yazmaları bile ironik olmaktan çıkıp acı bir gerçeğe dönüşebilir. Çünkü kaldırımı koruyamayan bir belediyecilik anlayışının sonunda yayalar, araçların arasından yürümeye mahkûm edilir. Akçakoca Belediyesi büyük projeleri konuşmayı seviyor. Yeni yatırımlar… Yeni düzenlemeler… Yeni vizyonlar… Ancak belediyecilik bazen çok daha küçük görünen işlerde sınanır. Bir kaldırımı gerçekten yayaya bırakabilmek de belediyeciliktir. Kamusal alanı işgale karşı koruyabilmek de belediyeciliktir. Kanunu herkese eşit uygulayabilmek de belediyeciliktir. Hazır küçük sorunlardan söz etmişken bir hatırlatma daha… Çatı Kafe'nin yüksek sesli müzik yayını da uzun zamandır hemşerilerimizin şikâyet konusu. Bir süre ses seviyesinin düşürüldüğü izlenimi oluşmuştu. Ancak bugün gelinen noktada yüksek sesli müzik yayınının yeniden eski seviyesine çıktığı görülüyor. Bu konuda da geçici değil, kalıcı ve düzenli bir denetim beklemek hemşerilerimizin en doğal hakkıdır. Çünkü belediyecilik yalnızca büyük projeler üretmek değildir. Hemşerilerimizin her gün karşılaştığı küçük ama hayat kalitesini doğrudan etkileyen sorunları çözmektir. Ve bazen bir belediyenin gerçek başarısı, attığı temellerle değil; insanların güven içinde yürüyebildiği bir kaldırımla, geceleri rahatsız edilmeden oturabildiği bir şehirle ölçülür. Çınar Caddesi'ndeki bu kaldırım ise bugün Akçakoca'da belediyeciliğin geldiği noktayı anlatıyor. Çünkü bazen tek bir kaldırım, sayfalarca faaliyet raporundan daha fazla şey söyler. Hamiş: Çınar Caddesi'ndeki sorun yalnızca fotoğrafta görülen bölümle sınırlı değil. Caddenin devamında da kaldırımların esnaf tarafından benzer şekilde işgal edildiği herkesin malumu. Eğer yeni belediye yönetiminin çözüm anlayışı, işgali ortadan kaldırmak yerine araç yolundan yeni yaya şeritleri açmaksa, caddenin geri kalanında da bu işgallere müdahale edilmeyeceği sonucunu çıkarmak maalesef zor değil. Umarız yanılırız. Ancak bugünkü uygulama, bu konuda iyimser olmayı kolaylaştırmıyor.