Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

TALİH ÖZCAN İLE Mİ "YENİ" OLACAKSINIZ?

Siyasette kelimeleri yenilemek, logoları değiştirmek ve ambalajı parlatmak en kolay iştir.

Asıl zor olan; yöntemi, yapısal refleksleri ve kadroları dönüştürebilmektir.

 "Yeni Parti" iddiasıyla yola çıkan yapıların henüz yolun başında düştüğü temel çelişki tam da burada başlıyor:

Ankara’daki eski statüko alışkanlıklarıyla yereli ve taşrayı yeniden hizaya sokma ısrarı.

Ankara’daki parlak vizyon belgelerinin, büyük iddiaların ve "değişim" paketlerinin gerçek yüzü, ancak taşranın kılcal damarlarında, yani yerelde vücut bulduğunda anlaşılır.

İşte bu yüzden laboratuvar ortamında siyaset yorumlayanların aksine mahalden, Akçakoca’dan ve Düzce’den merkeze bakmak gerekiyor.

 Karşımıza çıkan fotoğraf ise statükonun en tanıdık profili:

Düzce Milletvekili Talih Özcan.

Talih Özcan’ın Yeni Parti’nin 91 kurucu üyesinden biri olarak vitrine konması, hareketin iddia ettiği "yeni" geleceğin genetik kodlarına dair net bir fikir veriyor.

Geçmişinde Düzce ile organik bağları zayıf olan, Engin Özkoç’un dayatmasıyla Sakarya’dan Düzce’ye aday olarak atanan bir isim; yerel örgütlerin ve tabanın tüm itirazlarına rağmen genel merkez koridorlarındaki klik ilişkileriyle Düzce’nin tepesine "ithal aday" olarak indirilmişti.

Bugün ise iddialı bir siyasi hareketin kurucularından biri oluyor.

Düzce seçmeninin önüne 50 kişilik bir liste koyup, “Kimin kurucu olmasını istersiniz?” diye sorulmuş olsa Talih Özcan’ın sonlarda yer alacağı sahadaki yaygın kanattir.

Buradaki sorun sadece bir isim hakkındaki tasarruf değildir; asıl kriz, genel merkezlerin "hızlı teşkilatlanma" ve "bürokratik formaliteleri aşma" pragmatizmi uğruna, yerel iradeyi daha ilk günden bypass etmeyi bir yöntem olarak benimsemesidir.

Taşrayı sadece genel merkez hesaplarının birer piyonu olarak gören bu merkeziyetçi ezber, dün neyse bugün de odur.

Asıl vahim kırılma ise bu atama siyasetinin yerelde ürettiği sonuçlardır.

Ana muhalefet partisinden neticede Kemal Kılıçdaroğlu’nun onayı ile milletvekili olan Talih Özcan, kısa sürede iktidarın Düzce’deki çevre tahribatı odaklı ekonomik girişimleriyle tam bir doku uyumu yakalamıştır.

Havası halihazırda kirli olan Düzce’de, atık otomobil lastiklerini imha etme projesiyle 1. OSB’nin iki kat büyütülmesine sessiz kalması; Akçakoca’nın can damarı olan su havzalarını tehdit eden altın madeni arama ruhsatlarına karşı tek bir siyasi direnç göstermemesi bu uyumun somut kanıtlarıdır.

Batı Karadeniz, Avrupa’nın çoktan terk ettiği kirli atık sanayilerinin ve iktidarın 2053 hedefleri çerçevesinde Akçakoca’da bir ark ocağı kurulma aşamasındadır.

Biri kurulduğunda da Aliağa örneğinde olduğu gibi yenileri de kurulacaktır.

Bölge halkı ekonomik kaygılar ve istihdam vaatleriyle bu kuşatmaya karşı sessizleştirilirken, muhalif bir vekilin Akçakoca OSB açılışında iktidarın bu politikalarına selam durması bir tesadüf değildir.

Talih Özcan, o açılışta kurduğu "Akçakoca böyle büyük bir yatırımı hak ediyor. Kim yatırım yapıyorsa, kim istihdam sağlıyorsa bizim için kıymetlidir" cümleleriyle ne doğa katliamını ne de halkın sağlığını dikkate almıştır.

Bu beyanatıyla, sermayenin sınırsız tahribatına alan açan tam bir vahşi kapitalist iş adamı dostu profil çizmiştir.

Bu tutum, muhalefetin iktidarın rant odaklı yerel politikalarına tamamen teslim olması ve yerelde onun adeta bir uzantısı haline gelmesidir.

Böyle bir profilin Yeni Parti’nin kurucu kadrosuna yerleştirilmesi, taşra siyasetini bilenler için malumun ilamıdır.

Yarın Düzce’de ve ilçelerinde yeni örgütler kurulurken inisiyatif yine yerel dinamikleri ve ekoloji mücadelesini yok sayan bu anlayışa teslim edilecektir.

"Kurucularımızı dışlayamayız" bahanesinin arkasına sığınılarak, merkeze biat eden ya da yukarıdaki dengeler karşısında taviz vermek zorunda kalan aktörlerle ahbap-çavuş yapıları kurulacaktır.

Parti programında yer alan "katılımcılık" ve "yerelleşme" vaatleri, mevcut antidemokratik Yerel Yönetim Kanunu’ndaki idari vesayeti kökten tasfiye edecek radikal bir yasal düzenleme tasarısıyla desteklenmediği sürece sadece göz boyama amaçlı birer makyajdır

Ankara (Yeni Parti Yönetimi), yerel üzerindeki tahakkümünden kendi rızasıyla vazgeçmediği sürece bu söylemler birer illüzyondan ibaret kalacaktır.

Peki, bu denklemden ne çıkar?

Bölgenin doğasını, suyunu, havasını ranta açmak isteyen çevre karşıtı sermaye odaklarının ekmeğine yağ sürecek bir siyasi tahakküme destek çıkar.

Taşra siyasetinin gerçeklerine rasyonel bir gözle baktığımızda, ilkesel iddialarla kurulan bu yapıda 91 kurucunun genel seçimlerde seçilecek yerlerden listelerde yerini bulacağına şimdiden garanti gözüyle bakabiliriz.

Hele de seçimler iktidar tarafından herhangi bir gerekçeyle öne alınırsa, "zaman darlığı" ve "örgütlerin hızlı tahkim edilmesi" gerekçeleri arkasına sığınılarak bu tepeden inme listeler tabana çok daha zahmetsizce dikte edilecektir.

Merkez hangi parlak ambalajı sunarsa sunsun, hareketin adı ne kadar "YENİ" olursa olsun; geçmişin refleksleriyle geleceğin partisi kurulamaz.

Yerelden bakınca görünen tek gerçek, statükonun kendi kendini yeniden ürettiği ve taşranın Ankara'daki ikbal hesaplarına bir kez daha feda edildiğidir.

Mavi yazdığınız bir kalemin dışı mavi olmak zorunda değildir; tıpkı tabelasında "yeni" yazan bir partinin siyasetinin yeni olamaması gibi..

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ