Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

PUSULA KATAMARAN: ŞEFFAFLIK, KATILIM VE ŞEHİR KİMLİĞİ ÜZERİNE

 Akçakoca mahalli siyaset gündeminin en çok tartışılan figürlerinden biri olan Pusula Katamaran yeniden ilçenin gündemine oturdu. Eski Belediye Başkanı Okan Yanmaz döneminde büyük iddialarla alınan, Fikret Albayrak'ın göreve gelmesiyle limandan gönderilen bu tekne, bugün adeta Akçakoca'nın kaybettiği en büyük değer geri dönüyormuş gibi sunuluyor. Hatta benim de yazılarımın yayımlandığı Akçakoca TV dâhil, mahalli kamuoyunda bu geri dönüşü alkışlayanların sayısı az değil. Ancak meseleye popülizmin gözlüğüyle değil, kamu yararı ve sağduyuyla baktığımızda karşımıza bambaşka bir tablo çıkıyor. Önce şu "şehrin simgesi" meselesini konuşalım. Simgeler; o şehrin dokusunu, tarihini, kültürünü, coğrafyasını ve ruhunu yansıtır. Dışarıdan satın alınan bir katamaran, ne kadar gösterişli olursa olsun, Akçakoca'nın dokusunun, tarihinin ve kimliğinin yerine geçemez. Çünkü simgeler satın alınmaz; zamanla oluşur, toplum tarafından benimsenir. Akçakoca'nın simgesi fındığıdır, denizidir, Ceneviz Kalesi'dir, tarihi sivil mimarisidir. Bunlar bu şehrin hafızasının parçalarıdır. Akdeniz ve Ege kıyılarındaki birçok turizm merkezinde benzerlerine rastlanabilen sıradan bir katamaranın bir anda "Akçakoca'nın simgesi" ilan edilmesi ise şehrimizin kimliğini küçümsemekten başka bir anlam taşımaz. İkinci mesele şeffaflıktır. Bilgisayarlı muhasebe çağında yaşıyoruz. Pusula Katamaran için bugüne kadar yakıta, personele, bakım ve onarıma, sigortaya ve diğer işletme giderlerine ne kadar harcandı? Buna karşılık bilet satışlarından ve organizasyonlardan ne kadar gelir elde edildi? Kamuoyuna bugüne kadar ayrıntılı bir gelir-gider tablosu neden açıklanmadı? Okan Yanmaz döneminde bu teknede çok sayıda misafir ağırlandı. Bunların ne kadarı belediyenin kurumsal menfaati için, ne kadarı temsil ve ağırlama amacıyla gerçekleştirildi? Maliyeti ne oldu? Kamu adına sorulması gereken sorular bunlardır. Çünkü bu teknenin faturası sonuçta Akçakocalının cebinden çıktı. Peki bu katamaranın Akçakoca'ya geri gelmesini gerçekten kim istiyor? Bu sorunun cevabını bulmak için elbette ilçede mikrofon uzatılacak birçok kişi vardır ve birbirinden farklı cevaplar alınabilir. Ancak ilk sorulması gerekenler balıkçılardır. Çünkü söz konusu yer bir gezi iskelesi değil, balıkçı barınağıdır. Üstelik barınağın işletmecisi de balıkçıların kurduğu ve onları temsil eden Akçakoca Su Ürünleri Kooperatifi'dir. Dolayısıyla bu konuda ilk sözü söylemesi gerekenler de barınaktan geçimini sağlayan balıkçılardır. Hatta en şıkı, kooperatif üyesi balıkçılar arasında bir oylama yapılması olurdu. Neticede Pusula Katamaranın bağlanacağı yer onların çalışma alanıdır. En çok etkilenecek olanlar da onlardır. Böyle bir karar, en fazla etkilenecek insanların iradesiyle şekillenseydi hem daha demokratik olurdu hem de alınacak kararın meşruiyetini güçlendirirdi. Katamaranda çalışanların bazıları da dâhil olmak üzere, balıkçılar arasında Pusula Katamaranın geri dönmesini isteyenlerin çok az olduğunu söylemek kesinlikle bir abartı değildir. Özellikle katamaranın bağlanacağı ana mendirek tarafındaki balıkçılar, teknenin yaratacağı yer darlığından ve çalışma düzeninin olumsuz etkileneceğini geçmiş dönem tecrübelerinden biliyor. Doğrusu, Akçakoca Belediyesi'ne "kadın eli değecek" denildiğinde benim beklentim; en azından daha özenli, daha nazik ve kurumlar arasında eşitlik ilkesini gözeten bir yönetim anlayışının hâkim olmasıydı. En azından balıkçı barınağını doğrudan ilgilendiren böyle önemli bir mevzuda, işletmeci olan Akçakoca Su Ürünleri Kooperatifi'ne resmî görüş sorulmasını beklerdim. Eğer böyle bir yazı gönderildiyse, bunu doğru bir kurumsal nezaket misali olarak tebrik ederim. Eğer gönderilmediyse de artık bundan sonra gönderilmesinin pek bir hükmü kalmamıştır. Akçakoca Belediyesi ile bu kadar iç içe olan balıkçı barınağını işleten kooperatifin "Hayır, istemiyoruz." deme şansı olur muydu? Olsa bile bunu resmî cevabına yazabilir miydi? Diyelim ki "Hayır, istemiyoruz." dediler. Bugünlerde Düzce Milletvekili Ercan Öztürk'ün girişimleriyle yıllardır ihmal edilen balıkçı barınağında nihayet bazı yatırım ve düzenlemeler yapılmaya başlanmışken, böyle bir cevabın bu süreci nasıl etkileyeceğini düşünmeden edebilir misiniz? Böyle bir tabloda, Akçakoca Belediyesi'nin kooperatiften ayrıca görüş alma ihtiyacı hissetmediğini düşünmek de zor değildir. Çünkü mahalli kamuoyunda oluşan algı, neticenin zaten belli olduğu yönündedir. Anlaşılan o ki, kurumsal nezaket yerine netice odaklı güç ilişkileri tercih edildiğinde, görüş sormak da gereksiz bir ayrıntı olarak görülebiliyor. Akçakoca Belediyesi de bu anlayıştan maalesef müstesna görünmüyor. Netice olarak mesele sadece katamaranın balıkçı barınağına dönmesi değildir. Mesele, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığıdır. Mesele, şehir kimliğinin neyle inşa edilmeye çalışıldığıdır. Mesele, balıkçı barınağının gerçek kullanıcılarının haklarına ne kadar saygı gösterildiğidir. Akçakoca'nın ihtiyacı yapay simgeler değildir. Akçakoca'nın ihtiyacı şeffaf yönetimdir. Akçakoca'nın ihtiyacı, yıllarca ihmal edilen balıkçı barınağında kanun ve yönetmeliklerin öngördüğü usullere riayet edilmesidir.
Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ