Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

SEFER TUZCUOĞLU’NA DÜŞEN TARİHİ SORUMLULUK

(AKÇAKOCA’NIN KALBİNDE YENİ BİR ÇEVRE SINAVI: ÜÇDERE’DE SESSİZ SEDASIZ GALVANİZ TEZGAHI)

Akçakoca'nın geleceğini ilgilendiren bir süreç, yine o hayran kaldığımız sessiz ve derinden ilerleyen bürokratik akış içinde yol alıyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı nezdinde yürütülen ÇED süreci kapsamında, Marangozlar Sitesi sınırlarında bir galvanizleme (metal kaplama) tesisi kurulması planlanıyor.

Zaten isminde "Çevre" ve "Şehircilik" kelimeleri yan yana gelen bakanlığımızın asli görevinin şehirleri ve doğayı korumak olduğunu sanıyorsanız, muhtemelen günümüz bürokrasisine dair çocuksu bir safdillik içindesinizdir.

Zira sahadaki pratiklere bakılırsa, bakanlığın asıl misyonu şehirleri planlı bir şekilde berbat etmek ve bu  şehri cinayetleri tek başına işlemeyip mahalli belediyeleri de kendilerine resmi birer suç ortağı haline getirmektir.

Kâğıt üzerinde “yatırım”, “üretim” ve istihdam gibi her kapıyı açan sihirli başlıklarla süslenip sunulan bu dosya da bu ortaklığın en taze meyvesi olmaya aday.

Sahaya indiğinde çok daha net bir gerçeklik taşıyor:

Ahşap talaşının, mobilya üretiminin ve kereste kokusunun tam ortasına asit havuzları yerleştirme dahiyane girişimi.

Galvanizleme tesisi; sıradan bir imalat faaliyeti değildir.

Hidroklorik asit banyoları, kimyasal durulama havuzları ve yüksek sıcaklıkta çinko ergitme süreçleri içeren ağır sanayi niteliğinde bir üretim hattından söz ediyoruz.

Ahşap tozunun yüksek yanıcılık riski barındırdığı bir üretim alanına, bu denli yüksek sıcaklık ve kimyasal reaksiyon içeren süreçleri yerleştirmek, ancak üstün bir mühendislik körlüğüyle açıklanabilir.

Marangozlar Sitesi bugün genişletiliyor, modernize ediliyor ve üretim kapasitesi artırılıyor.

Ne büyük bir rastlantı ki, küçük esnaf sanayisinden daha büyük bir üretime geçiş hamlesi tam da bu döneme denk geliyor.

Ancak bu gelişimin, ağır kimya sanayisini bölgeye gizlice taşımanın bir truva atı haline getirilmesi kabul edilemez.

“Nasılsa sanayi alanı büyüyor, araya bir de asit kazanı sokuştursak kim fark edecek?” yaklaşımı, planlama değil; Akçakoca'nın geleceğiyle zar atmaktır.

Akçakoca bu tür vizyoner(!) süreçlere yabancı değil.

Geçmişte Belediye Başkanı Okan Yanmaz döneminde gündeme gelen ark ocağı süreci, belediyelerin ÇED aşamasında vereceği görüşün ne kadar "hayat kurtarıcı" veya "bela davet edici" olduğunu açık biçimde göstermişti.

O süreçte yazılan yuvarlak cümlelerin niteliği, bugün tartıştığımız birçok çevre başlığının da zeminini oluşturdu.

Bu nedenle mesele kişisel değil; kurumsal hafıza meselesidir.

Akçakoca'da tarih genelde aynı hatalarla tekerrür ediyor.

Bugün yine benzer bir imza eşiğinde duruluyor.

ÇED süreci kapsamında Bakanlık, mahalli ortaklık protokolünün bir gereği olarak yasal zorunlulukla Akçakoca Belediyesi’nden resmi görüş isteyecek.

Ve bu aşama, sürecin en kritik noktasıdır.

Çünkü birkaç satırlık bir idari yazı, tüm yatırımın kaderini belirleyebilecek etkiye sahiptir.

“Çevre tedbirleri alınması şartıyla uygundur” ya da “sanayi alanı içerisinde değerlendirilebilir” gibi teknik olarak son derece masum ve tarafsız görünen o sihirli bürokratik cümleler, pratikte hukuki engelleri bir gecede aşan en güçlü idari dayanaklara dönüşmektedir.

Bu nedenle belediyenin vereceği cevap, sıradan bir evrak imzalamak değil; doğrudan şehrin geleceğine ilişkin bir pozisyon almaktır.

Dosyanın teknik ayağında Belediye Başkan Yardımcısı Sefer Tuzcuoğlu’nun sorumluluğu öne çıkmaktadır.

Kendisine bağlı müdürlüklerin hazırlayacağı teknik değerlendirmeler, belediyenin resmi görüşünün temelini oluşturacaktır.

Ancak burada belirleyici olan yalnızca teknik raporlar değil, o raporların hangi iradeye dönüştürüleceğidir.

Sefer Tuzcuoğlu’nun iki dönem Osmaniye Mahallesi muhtarlığı yapmış olması, bölgenin yapısına hâkimiyetini gösterir.

Ancak kurulması planlanan bu tesisin, kendi mahallesinin dibinde olacağı gerçeği ayrı bir ironidir.

Bugün masada duran konu, Marangozlar Sitesi’nin mobilya üretim alanı olarak mı kalacağı, yoksa ağır kimya sanayisinin de dâhil olduğu riskli bir bölgeye mi dönüşeceğidir.

Bunun kararı da bakanlığa yazılacak görüş yazısında olumsuz görüşü net olarak bildirmekten geçmektedir.

Sefer Tuzcuoğlu’na düşen tarihi sorumluluğun gereği de budur.

Osmaniye Mahallesi sakinlerinin, Sefer Tuzcuoğlu’nu gördükleri her yerde “Biz mahallemizde asit havuzu istemiyoruz” demeleri artık bir hemşerilik görevidir.

 

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ