Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

FARE KAPANINDAKİ BEDAVA PEYNİR HİKÂYESİ

(GÖKHAN TETİK’E MEKTUP) Yahu Gökhan… Kooperatif seçimleri kapıdayken hani yan yana gelir, Akçakoca’yı, balıkçıları, balıkçı barınağını uzun uzun konuşurduk ya… Bu aralar bırak yüzünü görmeyi, bir telefon açıp iki kelam etmeyi bile çok gördün. Gerçi bir yönüyle sana da pek haksız diyemem. Tarım İl Müdürlüğü'nün "kullanım amacına aykırılık" diyerek ortaya attığı abuk sabuk iddialar ve baskılar sonucunda, balıkçıların ağ tamir yerlerindeki pencere ve kapıları söktürüldü, şahsi elektrik abonelikleri iptal ettirildi. Ardından Ercan Öztürk devreye girip bu baskıların bir kısmının hafiflemesini sağladı, barınak içine beton dökülmesine ön ayak oldu. Böyle olunca da işin arka planına bakmayanlar için olduğu kadar, bütün bu süreçlerin yükünü omuzlarında taşıyan balıkçılar açısından da Ercan Öztürk ister istemez bir kurtarıcı gibi görünmeye başladı. Ama tam da burada durup sormak gerekiyor: Tarım İl Müdürlüğü'nün sergilediği bu baskılar gerçekten mevzuat hassasiyetinden mi kaynaklanıyordu, yoksa bugün gelinen noktaya zemin hazırlayan bir tiyatronun ilk perdesi miydi? Gerçi senin kapıldığın bu "büyülü gerçeksizlik" hâlinin biraz da bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyorum ama neyse… Madem benimle konuşmak yerine sevgili Düzce Milletvekilimiz Ercan Öztürk'ün çizdiği o toz pembe dünyaya inanmayı tercih ettin, ben de buraya yazayım da belki vekilinden vakit bulduğun bir ara okursun. Bak arkadaşım, bana inanmıyorsan git, 3. mendirek projesinin belli bir aşamaya gelmesinde mühim payı olan eski AKP Milletvekili Osman Çakır'la bir çay iç. Emin ol, anlatacakları aşağı yukarı benim burada yazdıklarımdan çok farklı olmayacaktır. Önce şu tozu dumanı bir dağıtalım. Bizim yeni belediye yönetimi büyük bir hevesle yola çıkıp "Şu TOKİ projesini Millet Bahçesi yapıverelim" diye kolları sıvadı ya hani… E, heves başka, hayatın gerçekleri başka olunca iş bir anda tavsadı, kaldı. Günlerdir beklenen TOKİ Başkanı da ne hikmetse bir türlü gelemedi. Geleceği de meçhul. "Şu sebeple gelmedi, şu tarihte gelecek" diye resmi bir açıklama yapan da yok. Ama dur, önümüzdeki günlerde sahnelenmesi mümkün olana bak şimdi. "Aslında TOKİ projesinden vazgeçilmedi, 3. mendirek projesinin yapılabilmesi için o alana lojistik sebeplerle ihtiyaç duyulduğundan süreç beklemeye alındı" şeklinde bir açıklama gelirse sakın şaşırma. Yeni belediye yönetiminin itibarını kurtaracak böyle bir can simidi hamlesini şimdiden ceplerinde tuttuklarını düşünmek için müneccim olmaya gerek yok. Gelelim Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı yatırım programına alınmasına çalışılan o meşhur 3. mendirek meselesine… Gökhan, uyan arkadaşım… Ortadaki proje 2013'ten kalma. Yani fiilen çöp olmuş durumda. Şimdi açılacak ihale, "hadi kazmayı vuruyoruz" ihalesi değil; mendireğin nereden çıkacağını, lojistik problemlerin nasıl çözüleceğini, ne kadar uzunlukta olacağını, hangi teknolojinin kullanılacağını ve ne kadar malzeme gerekeceğini belirleyecek proje ihalesidir. Daha bitmedi. Eskiden halkın katılımı toplantısı yapılmış, ÇED süreci başlatılmış, proje ihalesi gerçekleştirilmişti. Yani devlet gerçekten harekete geçmişti. Üstelik bütün bunlar dört beş yıllık bir emeğin ve bürokratik sürecin sonunda gerçekleşmişti. Buna rağmen proje uygulanma aşamasına geçemeden rafa kaldırıldı. Şimdi ise her şey sil baştan başlayacak. Önce proje ihalesi yapılacak. Ardından yeni ÇED süreci başlayacak. Kurum görüşleri alınacak. Belediyeden yeniden görüş istenecek.İtirazlar değerlendirilecek. Yani bürokrasiyi az çok bilen biri için, 2029 mahalli seçimlerinden sonra mendireğin bitmiş olmasını beklemek bir yana, o tarihte inşaatına başlanmış olursa bile öpüp başına koymak gerekir. Hadi biraz daha hayal kuralım. Diyelim ki Faruk Özlü faktörü devreye girdi ve Cüneyt Yemenici belediye başkanı olarak yeniden seçildi. Ne yapacak sanıyorsun? 2014'te Ankara'da yaptığı girişimlerle projeyi nasıl durdurmayı başardıysa, aynı refleksi tekrar göstermeyeceğini kim söyleyebilir? Önce ÇED sürecinde şehircilik ilkeleri açısından projeye olumlu görüş vermez. Hadi diyelim süreç aşıldı; bu kez Ankara nezdindeki girişimleriyle bütçeden kaynak ayrılmaması için uğraşır. Sonuçta bunu bir kez başarmış birinden söz ediyoruz. Peki ya Mehmet Nazım Pazvant belediye başkanı olursa? İnan bana, proje iptal edilene kadar Ankara'da yatıp kalkar. Çünkü ark ocaklarının menfaatleri bunu gerektirir. 3.mendireğe ayrılacak kaynakların, Ümran Boru önüne yapılması düşünülen liman projesine aktarılmasını ister. Tabii o projenin kendi ÇED ve mahkeme süreçlerinden başarıyla geçip geçemeyeceği de ayrı bir mesele. İşin doğrusu, diğer muhtemel belediye başkan adaylarının da Cüneyt Yemenici veya Mehmet Nazım Pazvant'tan çok farklı davranacaklarına dair güçlü bir emare bulunmuyor. Ha, bu arada Faruk Özlü'yü değerlendirirken bir şeyi de unutmamak gerekir. Kendisinin, 2053 hedefleri doğrultusunda Batı Karadeniz'e biçilen ekonomik ve sanayi fonksiyonlarının adeta bölge sorumlusu gibi hareket ederek, ark ocağı gibi projelerin hayata geçirilmesi için büyük destek verdiği de unutulmamalıdır. Dolayısıyla Faruk Özlü'den, kaynakların ve önceliklerin 3. mendirek lehine şekilleneceğini peşinen varsayanlar, bölgeye ilişkin uzun vadeli tercihleri de hesaba katmak zorundadır. Bu proje hiç mi yapılmaz? Kesinlikle yapılmaz demiyorum. Çünkü bu projenin yapılmasını isteyen bir lobi var. Ercan Öztürk bir daha seçilebilirse bu lobiyle iş birliği yapar mı, orası meçhul. O lobinin ne lobisi olduğunu ve 3. mendirek projesi karşılığında balıkçılardan ne gibi tavizler isteneceğini ise başka bir yazıya bırakalım. Ama unutma Gökhan… Bedava peynir sadece fare kapanında olur.
Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ