2024 yerel seçimlerinin hemen ardından Mehmet Nazım Pazvant’ın paylaştığı o fotoğraf hafızalardaki yerini koruyor. O günlerde bu kare, "Bu zaferde benim de payım var" mesajını açıkça veren mağrur bir eda taşıyordu.Ancak siyasi rüzgarlar yön değiştirdiğinde tavırlar da değişti.Fikret Albayrak tutuklandığında, Pazvant’ın cephesinden derin bir sessizlik yükseldi.Ne yazılı bir açıklama yapıldı ne de net bir duruş sergilendi.Adeta vicdani bir muhasebeden kaçarcasına, soluğu Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrikalar için açılan hafriyat çukurlarında almayı, orada görünmeyi tercih etti.Yarın bir gün Ark Ocağı için "ÇED olumlu" kararı çıktığında, o bölgeden sevinç fotoğrafları paylaşacağından kimsenin şüphesi olmasın.Ne de olsa Ark Ocağı’nın kurulması için, gerekirse kendi itibarını bile masaya koyarak az mücadele vermedi.Anlayabildiğim kadarıyla, Ark Ocağı’nın Akçakoca’ya inşa edilmesini kendince bir mücadele, adeta bir savaş olarak görüyor.Doğaya, temiz havaya, mavi denize ve bölgenin can damarı olan fındık tarımına karşı açılmış bir savaş...Fikret Albayrak’ın tutuklanması karşısında takındığı bu hissiz sessizlik de aslında bu savaşçı bakış açısının en somut kanıtı.Albayrak’ı bu süreçte muhtemelen sadece bir "savaş zayiatı" olarak kodluyor.Kazanılması gereken büyük savaşlarda zayiat verilmesi kaçınılmazdır diye düşünüyor olmalı.Savaşlarda arkadaşlar da kaybedilir ne de olsa...Seçimin hemen ertesinde gururla objektiflere verdiği o poz, işte tam da bu bakışın bir yansıması olarak paylaşılmış olmalı.Oysa kamuoyuna yansıyan gelişmelere bakıldığında, Ark Ocağı meselesinde aralarında fikir ayrılığı bile yoktu; ya da varsa da kamuoyuna yansımadı.Fakat burası Akçakoca; kimileri için ahde vefa dediğimiz o köklü değerin, Ark Ocağı gibi doğa düşmanı sanayi projesinden daha mühim olacak hali yok ya.Durmak yok Ark Ocağına devam. (!)