Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

DÜZCE/AKÇAKOCA MİLLETVEKİLİ ERCAN ÖZTÜRK’E AÇIK MEKTUP

Sayın Ercan Öztürk,

Geçtiğimiz günlerde bölgede meydana gelen sel felaketinin ardından yine sahaya inmiş, incelemelerde bulunmuşsunuz.

Sizi o karelerde görünce, hafızamızı tazelemek mecburiyet oldu:

Sel felaketi bölgesine çok uzak olmayan Küpler köyündensiniz.

Bundan tam 7 yıl önce, 17-18 Temmuz 2019’da o büyük sel felaketi tam da sizin memleketiniz olan Akçakoca’da yaşanmış, canlarımızı hayattan koparmıştı.

Gazete arşivleri o acı günlerin manşetleriyle dolu iken, aradan geçen yıllara rağmen bu sellerin neden yaşandığına dair en ufak bir iklim vizyonunuz var mı, merak ediyorum.

Bu şiddetlenerek artan sel felaketleri, küresel ısınmanın doğrudan birer neticesidir.

Hani Kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı, ancak içi boş vaatlerle geçiştirilmesinden endişe edilen COP31 İklim Zirvesi’nde tartışılacak olan küresel ısınma...

İşte yaşadığımız ve yaşayacağımız bu yıkımlar, o büyük krizin acı faturasıdır.

Ve ne yazık ki bu seller ne ilk ne de son olacak.

Zamanını kestiremediğimiz bir sonraki felaketten sonra da senaryonun değişmeyeceğini çok iyi biliyorum:

Yine sel bölgesine gidecek ve "Devletimiz yanınızda, her derde çare olacağız" diyerek günü kurtaran açıklamalar yapacaksınız.

Çünkü temsil ettiğiniz siyaset anlayışının önceliği; felaketi önlemek değil, felaketten sonra sahada görünmek olagelmiştir.

Oysa Akçakoca’yı ve bölgemizi bekleyen daha büyük bir potansiyel felaket kapıda!

Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) hemen yanı başında ATSO Başkanı Mehmet Nazım Pazvant’ın büyük özverileriyle(!) sel yatağına kurulmak istenen bir ARK OCAĞI projesi var.

Sel yatağına kurulacağı benim iddiam değil Ercan Öztürk; bizzat proje için hazırlanan ÇED dosyası, bu ark ocağının doğrudan bir sel yatağına kurulacağını açıkça ortaya koymaktadır.

Raporu hazırlayanlar bu hayati tehlikeyi kamufle etmek için ne kadar çabalasalar da gerçek ortadadır.

Tehlike sadece tesisin konumuyla da sınırlı değil. Ark ocakları, eritme işlemi için çektikleri devasa yüksek enerji sebebiyle en büyük karbon emisyonu kaynaklarından biridir.

Dünyayı ısıtan bu tesisler yüzünden Türkiye ve özellikle Karadeniz bölgemiz, eskisinden çok daha sık, çok daha şiddetli ve çok daha yıkıcı sel felaketleriyle karşılaşacaktır.

Şimdi düşünün:

Hem küresel ısınmayı artırarak Akçakoca’da sel felaketi ihtimalini yükselteceksiniz hem de o ark ocağını bile bile sel yatağının tam ortasına kuracaksınız!

Yarın bir gün yaşanacak olası taşkında, sel suları o tesisin ağır metallerini ve kimyasal atıklarını sularımıza, toprağımıza ve denizimize karıştırdığında oluşacak çevre zararı karşısında sorumluluk kime ait olacak?

Akçakoca, onlarca yıl bu felaketin zehirli yaralarını sarmakla uğraşmak zorunda kalabilir.

Bu ark ocağını bir de sizin dilinizden dinlemek isteriz.

Çıkıp iddia edebilir misiniz; "Burada kesinlikle sel felaketi olmayacaktır, her türlü önlem alınmıştır" diyebilir misiniz?

Sizin çevre politikalarına karşı duyarsızlığınızı yakın geçmişteki misalerden de biliyoruz.

Ruhsat verilen altın madeni sahasının doğrudan etki alanında kalacak kadar yakınında bulunan kendi köyünüz Küpler köyünde halk madene karşı eylem yaparken, sizin kendi bahçenizde fındık işleri ile meşgul olmanız hafızalarda yer etmiştir.

Yöre halkı hayat alanını korumaya çalışırken sergilenen bu yaklaşım, bugün de toprağın uzun vadeli geleceğinden ziyade kamulaştırma bedeline odaklanan Dadalı ve Töngelli gibi bölgelerdeki arazi sahiplerinin öncelikleriyle örtüşmektedir.

Bu durum, bölgedeki çevre bilinci eksikliği ile mevcut siyasi temsiliyetin birbirini beslediğini göstermektedir.

Küresel iklim diplomasisinin karbon emisyonlarını sınırlandırmak yerine ertelediği günümüz siyasetinde, size herkesin anlayacağı dilden çok basit bir soru sormak istiyorum.

"Akçakoca Organize Sanayi Bölgemiz (OSB) 'Yeşil OSB' olmak için müracaat etseydi, kurulmak istenen o ark ocağı da 'Yeşil Mutabakat' kriterlerine uymayı taahhüt edip imzalasaydı kötü mü olurdu?"

Bu soruya vereceğiniz cevap bellidir: "Elbette çok iyi olurdu, biz de desteklerdik" diyeceksiniz.

Peki, o zaman biz de Akçakoca’nın bir hemşerisi olarak sormak istiyoruz:

Bunun için ne yaptınız?

Koca bir hiç, değil mi?

Ne bir girişim ne bir denetim ne de geleceği düşünen tek bir adım...

Size Akçakoca'nın yarınları adına bu açık mektubu yazdım; ama bu mektuptan hiç haberiniz yokmuş gibi davranacağınıza dair en ufak bir şüphem de yok.

HAMİŞ: Bu yazı; yarınlarımıza ve çocuklarımıza bırakacağımız harap olmuş doğa mirasında Düzce Milletvekili Ercan Öztürk’ün de pay sahiplerinden biri olduğunu tarihe not düşmek için yazılmıştır.

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ