Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
ANKARA’DAN İTHAL ÇÖZÜM MÜ, MAHALLİ İRADEYE GÜVENSİZLİK Mİ?
Akçakoca siyasetinin meşhur fısıltı gazetesi yine mesaiye başladı. Son günlerde yayılan kulis bilgilerine bakılırsa, yeni bir siyasi senaryonun fragmanı çoktan gösterime girmiş durumda. Belediye Başkanı Fikret Albayrak hakkında yürütülen soruşturma, görevden uzaklaştırma kararı ve ardından Belediye Meclisi tarafından Alev Ünal’ın Belediye Başkan Vekili seçilmesiyle başlayan süreç, şimdi de yeni kulis iddialarıyla tam bir "idari mühendislik" harikasına dönüşüyor. Kulislerden taşan iddialara göre, Belediye Başkan Vekili Alev Ünal’ın yanına Akçakoca’dan, yani kendi içlerinden siyasi bir başkan yardımcısı atanmayacakmış. Neden mi? Koskoca ilçede, meclis grubunda bu makamı dolduracak tek bir kişi bile bulunamamış demek ki! Kulislerde dolaşan senaryonun doğal sonucu olarak ortaya çıkan tablo budur. İki dönem Osmaniye muhtarlığı yapmış Sefer Tuzcuoğlu gibi mahalli dinamikler varken; Ankara, "Durun siz bilmezsiniz, biz size orayı yukarıdan yönetecek bir memur gönderelim" demiş eğer iddialar doğruysa. Bu iddiaların doğruluğunu zaman gösterecek ama asıl mesele, görevlendirilecek kişinin kimliği değil; Akçakoca’nın yönetimine ilişkin kararların nerede ve kimler tarafından şekillendirildiği sorusudur. MAHALLİ İRADE Mİ, MERKEZİ YÖNLENDİRME Mİ? Kulislerde oluşan genel kanaat, Belediye Başkan Vekili belirleme sürecinde Ankara’dan gelen AKP Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Mücahit Yanılmaz'ın ve parti yönetiminin epey etkili olduğu çok belirgindi. Elbette siyasi partilerin kendi iç işleyişleri içerisinde görüş bildirmeleri veya yukarıdan aşağıya talimat yağdırmaları olağan bir durumdur! Ancak mahalli yönetimlerin temel mantığı, mahalli meselelerin mümkün olduğunca mahallede çözülmesi ve mahalli iradenin belirleyici olmasıdır. Bu nedenle Akçakocalılar şu soruyu sormakta haklıdır: Akçakoca Belediyesi’nin yönetimine ilişkin temel kararlar Akçakoca’da mı alınıyor, yoksa Ankara’da mı şekilleniyor? Bu mesele aslında yeni de değildir. Yıllar önce Belediye Başkanı Erol Solak milletvekili adaylığı nedeniyle görevinden ayrıldığında, Belediye Meclisi dışarıdan hiçbir vesayete geçit vermemiş, kendi içinden Gürol Kibar’ı seçerek süreci olgunlukla tamamlamıştı. O dönemde meclisin iradesi üzerinde dış yönlendirme tartışmaları yaşanmamış, kararın tamamen mahalli dinamikler tarafından verildiği görülmüştür. Bugün ise olan bitene baktığımızda, ileri doğru gitmesi beklenen tarih tekerleğinin Akçakoca’da resmen geriye doğru döndüğünü görüyoruz. GÜVEN TARTIŞMASININ MERKEZİNDE KİM VAR? Eğer kulislerde konuşulan senaryo doğruysa, ortaya çıkan asıl mesele atanacak kişinin kim olduğu değil, mahalli teşkilatlara ve seçilmiş meclis üyelerine karşı duyulan "güvensizliktir". Çünkü meclis çoğunluğunu elinde bulunduran bir siyasi partinin, kendi meclis üyeleri arasından belediye yönetiminde daha etkin rol üstlenecek isimler çıkarmak yerine dışarıdan bürokratik bir çözüm arayışına yönelmesi komik olduğu kadar düşündürücüdür. Bu durum, mahalli teşkilatların karar alma kapasitesine yeterince güvenilmediği yönündeki algıyı güçlendirmektedir. Özellikle sürecin yönetiminde önemli sorumluluk taşıyan AK Parti İlçe Başkanı Burhan İşleyen ve Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu açısından da bu tablo epey dikkat çekicidir. Eğer karar süreçleri gerçekten Ankara tarafından şekillendiriliyorsa, bu durum mahalli liderlere yönelik çok açık bir idari nezaketsizliktir. Kendi seçim bölgesinde inisiyatif alamayan, genel merkezin "buraları siz yönetemezsiniz" güvensizliğiyle karşılaşan liderlerin, mahalli siyasi kariyerlerinin yavaş yavaş sonuna geldiğini düşünmek pek de yanlış olmayacaktır. Sorulması gereken soru basittir: Akçakoca’yı ilgilendiren temel kararlar Akçakoca’da mı verilmektedir, yoksa ilçe sadece uygulayıcı bir şube konumunda mı bırakılmaktadır? BAŞMÜFETTİŞ ROLÜ Bu idari denklemde sorulması gereken bir diğer ironik soru da Ankara’dan gönderilecek olan bu başkan yardımcısının, belediye koridorlarında adeta bir "başmüfettiş" gibi fırtınalar estirip estirmeyeceğidir. Dışarıdan ve doğrudan merkezi bir refleksle atanacak bir bürokratik figür, doğal olarak belediye personeli üzerinde ciddi bir denetim baskısı yaratacaktır. Bu durum ister istemez bazı soruları da beraberinde getirmektedir. Görevlendirilecek kişinin asli görevi yalnızca belediyenin günlük işleyişini koordine etmek mi olacaktır, yoksa geçmiş dönem uygulamalarını ve dosyalarını da mercek altına alan daha kapsamlı bir misyon mu üstlenecektir? Kulislerde dile getirilen değerlendirmelerin önemli bir kısmı da tam olarak bu noktada yoğunlaşmaktadır. Eğer belediye yönetiminin enerjisi geleceğe yönelik hizmet üretmekten çok geçmişe yönelik dosya incelemelerine yönelirse, ortaya çıkacak tablo hem kurum içi çalışma barışını hem de belediyenin hizmet kapasitesini olumsuz etkileyebilir. GİZLİ KAYYUM Son günlerde kulislerde en çok konuşulan konulardan biri de görevlendirileceği iddia edilen bürokratın belediye yönetiminde ne kadar "gölge başkan" olacağıdır. Hukuken kayyum atanması söz konusu değildir, Belediye Kanunu açıktır. Buna rağmen bazı çevrelerde “gizli kayyum” benzetmelerinin yapılmasının nedeni, görevlendirileceği öne sürülen bürokratın yetki ve etkisinin ne ölçüde olacağına ilişkin belirsizliktir. Kendi üyesine ve kendi meclis üyesine bile güvenemeyen bir sistemin, mahalli siyaset literatürüne nur topu gibi bir "Gizli Kayyum" modeli kazandırmasını da normal karşılamak gerekir! KUŞAK TARTIŞMASI VE VERİLEN MESAJ Başkan vekili seçiminin ardından kamuoyuna yansıyan bazı görüntüler de magazin basınına taş çıkardı. Özellikle üzerinde “Belediye Başkanı” yazılı kuşakla podyuma çıkarcasına verilen fotoğraflar, Akçakoca’da geniş bir tartışma başlattı. Burada küçük ama gözden kaçırılmaması gereken hukuki bir ayrıntı bulunuyor: Alev Ünal bugün hukuken belediye başkanı değil, Belediye Başkan Vekilidir. Başkan vekilliği görevi, devam eden hukuki sürecin sonucuna bağlı olarak şekillenecek geçici bir görevdir. Fikret Albayrak hakkındaki yargı süreci devam etmektedir. Bu durumu bir zafer kutlaması gibi görüp kuşaklı fotoğraflar çektirmek yerine, daha temkinli ve mütevazı bir siyasi duruşun tercih edilmesinin daha doğru olmaz mıydı? Yoksa Ankara'daki o derin kanallardan, Fikret Albayrak'ın kesin olarak düşürüleceğine dair çoktan kesin bir tüyo mu aldılar da biz mi bilmiyoruz? Son gerçek ilçe başkanı adayları Dursun Çakır ve Nuri Aşık’a bunu bulduğunuz yerde bu kuşaklı fotoğrafı sorun bakalım; muhtemelen "kem küm" ederek lafı dolandıracaklardır. İçlerinden de "Akçakoca’da bizim kuruculuğunu yaptığımız AKP böyle değildi" diyecekleri de bana sorarsanız kesindir. UMALIM Kİ FISILTI GAZETESİ BU KEZ YANILSIN! Nihayetinde dile getirmek istediğim en büyük temenni, bu fısıltıların sadece birer iddiadan ibaret kalmasıdır. Umalım ki Ankara’dan gizli bir kayyum atanacağı yönündeki bu söylentiler gerçek çıkmasın. Çünkü eğer bu iddia doğruysa, Akçakoca’nın başına idari ve siyasi anlamda gerçekten çok kötü şeyler gelecek demektir. Başmüfettişin yaratacağı iklimle felç olmuş bir belediye personeli, iradesi elinden alınmış bir meclis, kâğıt üstünde kalan seçilmiş yöneticiler ve enerjisini hizmete değil içerideki hesaplaşmalara harcayan bir yönetim modeli Akçakoca’ya sadece zaman ve itibar kaybettirir. Vesayet altına alınmış bir Akçakoca’nın ağır faturasını, sürecin sonunda ne yazık ki yine bu ilçenin halkı ödemek zorunda kalacaktır. ASIL BEKLENEN ŞEYBugün Akçakoca’nın ihtiyacı yeni magazinel polemikler değil; şeffaflık, hesap verebilirlik ve mahalli iradeye saygıdır. Önümüzdeki günlerde Ankara’dan gelecek kararlar kadar, Akçakoca’daki seçilmişlerin ve mahalli aktörlerin ortaya koyacağı tutum da belirleyici olacaktır. Asıl mesele o emanet koltuğa kimin oturduğu değil; Akçakoca’nın kendi geleceği üzerinde ne kadar söz sahibi olmaya devam edeceğidir.