Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

758 SAHİFELİK BİR “AKADEMİK İLLÜZYON”: AKÇAKOCA SEMPOZYUMU ve 474. SAHİFEDEKİ MEŞ’UM SUÇÜSTÜ

Sempozyum ciddi bir iştir, çünkü sunulan tebliğler bir sonraki araştırmalar için kaynak teşkil edecektir. 

Ancak maksat “bol tebliğ olsun, sempozyum dolu dolu görünsün” diye yapılınca akademik facialar ortaya çıkıyor. 

Sempozyum kitap haline getirilmiş ve editörleri Prof. Dr. Öznur Bozkurt ile eski Akçakoca kaymakamı Deniz Pişkin. 

Öznur Bozkurt bir işletme akademisyeni; tarihle yeteri kadar bilgili olmayabilir ama yardımcıları olmalıydı. 

Deniz Pişkin ise olaylı bir şekilde Akçakoca kaymakamlığından ayrılmış ya da kendi iddiasına göre ayrılmak zorunda kalmış biri. 

Ayrılırken verdiği mesajda bu sempozyumla çok övündüğünü hatırlıyorum. 

Ancak belli ki ya Akçakoca’yı tamamıyla öğrenememiş ya da söz konusu tebliğe kimse dikkat etmemiş. Ne kabul edilirken ne de kitap haline getirilirken...

Bu da bize akademik ciddiyetin nasıl bir şey olduğunu hatırlatıyor. Ya da taşra üniversitelerindeki, özellikle sosyal bilimlerde akademik düzeyin ahvalini. 

Ama önce Akçakoca Sempozyumu’nun 758 sahifelik kütlesi içinde, 474. sahifede yer alan ve gerçeklikle uzaktan yakından alakası olmayan o meş'um bölümü görelim:
 
"Ragıp Kemal Cantürk tarafından 4 Eylül 1935 tarihli Akşam gazetesinde ilginç bir tespit yapılmaktadır. Cantürk, bölgenin üç parçaya bölünmüş yapısından bahsetmektedir. Bunlardan ilki 600 nüfuslu, 100 haneli Çuhalı Çarşı’dır. Diğer bölge, Çuhalı Çarşı’ya 10 dakika uzaklıkta deniz kenarında bulunan, düşük nüfuslu 4 ev, 4 kahve, 3 meyhane, 1 lokanta ve 25 dükkânlı Kızlarağası Çarşısı’dır. Üçüncü bölge ise sahile 15 dakika uzaklıktaki 600 haneli, 3.300 nüfuslu, 3-4 dükkânlı Kerameddin Mahallesi’dir. Cantürk, bölge sakinlerinden bir kısmının hükümet konağının Kızlarağası Çarşısı’na alınmasını istediklerini yazmaktadır. Yazara göre hükümet konağının yeri değişirse çok sayıda kişi ulaşım sorunu yaşamayacaktır. Ancak bir kısım halk bu fikri kabul etmemektedir (Cantürk, 4 Eylül 1935). Cantürk’ün Çuhalı Çarşı olarak bahsettiği bölgenin günümüzde Ayazlı Mahallesi, Kızlarağası Çarşısı’nın Orhangazi Mahallesi ve Kerameddin Mahallesi’nin de Yalı Mahallesi olduğu anlaşılmaktadır."

Eskiden gazetelerde yer alırdı hani: “Bu resimdeki 10 yanlışı bulun.” 

İşte bu metin tam da öyle bir şey. 4 Eylül 1935 tarihiyle verilen bu metni farklı yapay zekâlarla arattığımda; hepsi de kaynak olarak Wikipedia Commons’ı gösterdi ve arşivlere göre böyle bir haberin yer almadığını bildirdi. 

Cantürk’ün böyle bir yazısı belki arşivlerin tozlu raflarında mevcuttur; belki de Wikipedia Commons verileri bu noktada yetersiz kalmaktadır. 

Ancak kaynağın fiziksel varlığı, metindeki maddi hataları meşrulaştırmaya yetmiyor. 

Eğer böyle bir yazı varsa bile, yazarın bu metni bugünün mahalle isimleriyle eşleştirirken düştüğü hatalar, kaynağın kendisinden daha büyük bir "akademik facia" teşkil etmektedir.

Metinde Çuhallı Çarşısı Ayazlı Mahallesi’ne bağlanıvermiş. Oysa Ayazlı Mahallesi 1960’lara kadar Akçakoca’ya bağlı bir köydü ve ancak 1960’lı yıllarda mahalle haline getirildi. 

Osmaniye Mahallesi’nin İttihat ve Terakki döneminden beri var olduğunu ve Çuhallı Çarşısı’nın bu mahallenin çarşısı ve sahili olduğunu dahi içermeyen bu yaklaşım, yerel idari ve mekânsal tarih ile açık bir çelişki içindedir.

Kerameddin bir divandı ve üç mahalleden oluşurdu: Yukarı, Aşağı ve Hacı Yusuflar (Kalpakçılar). Yalı Mahallesi ise 1935 yılında henüz bir mahalle olarak oluşmamıştı. 

Buradaki iddialar, tarihi çarpıtan açık bir akademik anakronizm örneği teşkil etmektedir.

Aslında yazıdaki yanlışları çok daha fazla araştırabiliriz ama bu, zaman kaybı olur. Ancak tek bir sahifedeki (474. sahife)) yakalanan bu somut ve vahim "suçüstü" hali, bizi şu soruya götürüyor: 

Bu 758 sahifelik kütleyi biraz daha incelersek, daha ne kadar akademik facia ve uydurma veriyle karşılaşacağız? 

Bu yazının en kötü tarafı ise bir sempozyumda tebliğ olarak kabul edilmesi, dolayısıyla kaynak teşkil edecek olması ve hataların tekrarlanacak olmasıdır. 

Daha da kötüsü, bugüne kadar fark edilmemiş olmasıdır.

Bu durum, kitapta yer alan ve gerçekten dirsek çürüten, Osmanlı arşivlerinde sabahlayan ciddi akademisyenlere de büyük bir ayıptır. 

Onların emeği, bu tip "sayfa dolsun" diye kabul edilen uydurma metinlerle aynı kapak altında kirlenmektedir. 

İşte tam da bu kaygılar sebebiyledir ki; isminin ağırlığı olan ciddi akademisyenler artık bu tip yerel ve denetimsiz sempozyumlara katkı vermek istemiyor.

Bir üniversiteyi "taşra üniversitesi" statüsüne sokan şey coğrafi konumu değil, işte bu sınır tanımaz özensizliğidir. 

Editörlüğü sadece protokol imzasından ibaret gören, uydurulmuş kaynakları "bilim" diye yutturan bu zihniyet, Akçakoca hafızasını aydınlatmak yerine üzerine balçık sıvıyor. 

Hakikat, masa başında uydurulan "hayaletleri" eninde sonunda tarihin dışına kusacaktır.

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ