Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
MEYDAN DÜZENLEMESİ Mİ, REZERV ALAN HİKAYESİ Mİ?
Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Akçakoca şehir meydanının düzenleneceğini söyledi.
Birkaç gün önce yapılan bu açıklama kafamı kurcalayıp duruyordu. Bu yüzden bir süre bekledim. Zira Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak’tan bir açıklama gelmesi ihtimalini de göz ardı edemedim.
Ancak beklenen açıklama gelmedi.
AKP İlçe Başkanı Burhan İşleyen’den de Fikret Albayrak’a her şeye rağmen destek veriyoruz diye övünen bir açıklama çıkmayınca, işin içinde başka bir hesap olabileceğini düşünmeye başladım.
Tam bu sırada Karasu’dan bir arkadaşımın anlattıkları kafamda bir kıvılcım yaktı.
Rezerv alan ilanı nedeniyle tapulu, iskanlı ve imarlı malında huzursuz edildiğini, hatta evini boşaltma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
O anda şu soru aklıma geldi: Karasu’da olan niçin Akçakoca’da da olmasın?
Neyimiz eksik?
Orada rant projeleri yapılabiliyorsa Akçakoca’da da niçin yapılmasın?
Çarşı meydanının düzenleneceği haberi ve ardından gelen sessizlik bana bu ihtimali düşündürüyor.
Çünkü ortada basit bir meydan düzenlemesi gerektirecek bir durum görünmüyor.
Bir düşünelim:
Çarşı meydanında nasıl bir düzenleme yapılabilir?
Kaldırımlar yerinde. Meydanın taş döşemeleri de öyle. Zaten birkaç yıl önce yapılmış işler bunlar. Yani ortada sökülüp yeniden yapılmasını gerektiren büyük bir problem yok.
O halde mesele başka bir yerde olabilir. Çarşı meydanının hemen yanında yıllardır yapılamayan bir TOKİ projesi var. Projenin mucidi Cüneyt Yeminici’de bile ses çıkmıyor.
Belli ki kulağına kar suyu kaçırılmış!
2024 yılında Fikret Albayrak, bu çıkmaz sokak haline gelen projeyi çözmek için hak sahipleriyle bir toplantı yapmıştı. Ancak o günden bu yana ortada somut bir açıklama yok. Belki de bu sessizliğin sebebi başka bir şeydir.
TOKİ alanının “rezerv alan” ilan edilmesi olabilir mi?
2023 yılında yapılan 7471 sayılı kanunla bu tür uygulamaların önü oldukça açıldı. Ancak burada en kritik nokta şudur:
Bir alan “Rezerv Yapı Alanı” olarak ilan edildiği anda, o bölgedeki tüm planlama, onay ve uygulama yetkisi belediyeden alınarak doğrudan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na geçmektedir. Yani yerel yönetimlerin bu süreçteki inisiyatifi tamamen devre dışı kalmaktadır.
TOKİ kısmının rezerv alan ilan edilmesi ihtimali anlaşılabilir.
Peki Faruk Özlü’nün meydanı işin içine katmasının sebebi ne olabilir?
Muhtemelen yıllardır yıkılıp yeniden yapılmasına izin verilmeyen, Ilgaz Kasap’tan batıya doğru uzanan binaların bu rezerv alana dahil edilmesi.
Çarşı meydanındaki iki sıra dükkân da bu alanın içine katılırsa işte o zaman meydanın “düzenlenmesi” kaçınılmaz hale gelir.
Yani mesele yalnızca bir meydan düzenlemesi olmayabilir.
Aslında Faruk Özlü’ye bu projeyi —belki farkında olmadan— erkenden dillendirdiği için teşekkür etmek bile gerekir.
Çünkü bu tür projeler genellikle önce sessizlik içinde yürütülür.
Sonra da “çok güzel bir proje” diye kamuoyuna sunulur. Öyle bir anlatılır ki insanlar destek vermeye mecbur bırakılır.
Sonunda ortaya çıkan şey ise lüks konutlar ve şehrin kendi insanına yabancılaşan yeni bir alan olur.
Bunlar size çok mu abartılı geliyor?
Hatırlayın…
Ümran Boru’nun önüne devasa bir liman yapılacağını söylediğimde de benzer tepkiler gelmişti.
Ha keza OSB ile birlikte kirli sanayilerin de geleceğini söylediğimde de benzeri tepkiler gelmişti.
Oysa bugün o limanın yapılması için gerekli altyapının büyük bölümü hazırlanmış durumda. En kirli sanayilerden olan ARK ocağını kurulması da eli kulağında.
Bu ülkede benzer hikâyeler çoktur. Ama ateş düştüğü yeri yaktığı için çoğu zaman kimsenin haberi olmaz.
Üstelik işin ilginç tarafı şu: Bu tür projelere yalnızca iktidar belediyeleri değil, çoğu zaman muhalefet belediyeleri de gönüllü olarak dahil olur. Belediyecilik anlayışları arasında sanıldığı kadar büyük fark da yoktur.
Meydan projesi ortaya çıktığında büyük ihtimalle bugün yaptığımız bu tahminlerin izlerini daha net göreceğiz.
Bekleyelim, görelim…
Umarım ki bu kez ben haksız çıkarım.