Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

DEVLET CİDDİYET İSTER TEHDİT DEĞİL

Akçakoca Balıkçı Barınağı’nda yaşananlar bize bir kez daha şunu gösterdi:

Türkiye’de bazı idareciler, yetki kullanmayı hukuki gerekçe üretmek yerine vatandaşı (balıkçıyı) küçümseyen bir üslupla yürütülebilecek bir tasarruf sanıyor.

Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun’un, balıkçılarla yapılan görüşmelerde “kulübeler yıkılmazsa kulübe başına 240 bin TL ceza uygulanacağı” yönünde sözlü ifadeler kullandığı iddiası, sıradan bir bürokratik gaf değil; başlı başına bir yönetim anlayışı problemidir.

Sormak gerekiyor:

•             Hangi kanun?

•             Hangi yönetmelik?

•             Hangi yazılı karar?

•             Hangi tebliğ?

İdari para cezası, kahvede söylenir gibi söylenmez.

Yıkım tehdidi, sözle bildirilmez.

Devlet, vatandaşına “yıkmazsanız biz gelir yıkarız” diliyle konuşmaz.

Yıkım dediğiniz şey, idarenin keyfine göre yürüyen bir faaliyet değildir; yazısı vardır, süresi vardır, usulü vardır, yetkilisi vardır.

Yıkım resmi talep yazısı üzerine ya Akçakoca Belediye eliyle ya da Düzce İl Özel idare eliyle yapılır.

Belediyeler ve İl Özel İdareleri kimsenin “el ulağı” değildir. Kendi mevzuatları ve iş programları vardır; emirle değil hukukla hareket ederler.

Umalım ki bu vesileyle bu idari detayı öğrenmiş olsun.

Balıkçılar açısından telafisi imkânsız zararlar verebileceğini değerlendirmemesini ise ancak hem savcı hem de yargıç rolünü çok sevdiği ile izah edebiliriz.

Bu idari karar eninde sonunda idari mahkemeler tarafından iptal edebileceği ihtimalini yok sayması da yargıç rolünü çok sevdiğini gösteriyor.

Ya da bilemediğimiz başka bir hesap var işin içinde.

Bir başka vahim nokta ise elektrik ve su meselesi.

Yaşam hakkının ve çalışma koşullarının asgari gereği olan elektrik ve suyu bağlayan Akçakoca Belediyesi ile SEDAŞ’ın “suç işlediğini” ima etmiş Esra Uzun Hanımefendi.

Madem suç var, yolu bellidir:

Suç duyurusu.

Buyursun SEDAŞ hakkında suç duyurusunda bulunsun.

Bulunsun ki balıkçılara karşı gösterdiği cesareti SEDAŞ’a karşı gösterip gösteremeyeceğini görelim.

Ama belli ki mesele hukuk değil, baskı kurmak.

Asıl sorun burada başlıyor.

İdare, yani Esra Uzun balıkçıyı muhatap almıyor; adeta cahil yerine koyan bir tarzla konuşuyor.

Açıklamıyor, korkutuyor; ikna etmiyor, sindirmeye çalışıyor.

Bu üslup, kamu gücünün meşru kullanımını değil, orantısız güç gösterisini çağrıştırır.

Daha da düşündürücü olan, bu sertliğin yalnızca balıkçı kulübelerine yönelmesi.

Aynı barınakta fiilen faaliyette olan ticari işletmeler ortadayken, hedefin neden sadece balıkçılar olduğu sorusu havada asılı duruyor.

Eşitlik ilkesi böyle mi uygulanıyor?

Ve elbette AKP yetkilileri…

Neredesiniz?

Bu yöneticileri nereden buluyorsunuz?

Hukuku tehdit diliyle ikame etmeyi marifet sanan anlayışla mı Düzce tarımı kalkınacak?

Esra Uzun’un unuttuğu bir şeyi hatırlatayım:

Düzce İl Tarım Müdürlüğü’nün istatistiklerine girecek balık avcılığı artışı, bu cahil olarak gördüğünüz balıkçılar sayesinde olacak.

Ancak bu üretim artışı pek de Esra Uzun’un umurunda değil sanırım.

Balıkçı barınakları, masa başında güç denemesi yapılacak alanlar değildir.

Buralar, geçimini denizden sağlayan insanların ekmek kapısıdır.

Devletin görevi, bu insanları korkutmak değil; hukuka uygun biçimde yönetmektir.

Son söz şu:

Devlet ciddiyet ister.

Ciddiyet ise küçümseyerek, tehdit ederek değil; hukukla konuşarak sağlanır.

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ