Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

AKÇAKOCA’DA İSLAMLAŞMANIN TARİHSEL ZEMİNİ

Bir önceki yazımızda Akçakoca’nın bir Türkmen yurdu olmadığını, bunun tarihsel bir gerçeklikten ziyade ideolojik bir adlandırma olduğunu ortaya koymuştum.

Ancak o yazının açık bıraktığı temel bir soru vardı: Akçakoca ne zaman ve nasıl Müslümanlaşmaya başlamıştı?

Bu soruya elimizdeki belgelerle net, kronolojik bir cevap vermek bugün mümkün değildir. Osmanlı Devleti’nin arşiv düzeni bu süreci doğrudan izlememize imkân tanımaz. Dolayısıyla burada yapılabilecek olan, Osmanlı’nın aldığı siyasî kararların doğurduğu sonuçları birlikte okuyarak makul bir tarihsel çerçeve kurmaktır.

Bu yaklaşım, Akçakoca’ya birbirinin kopyası Türkmen/konargöçer anlatılarını boca edip ardından bunun tarihsel muhasebesine girmeye cesaret edemeyen yavan açıklamalardan çok daha tutarlıdır.

Akçakoca’nın Müslümanlaşması, Karamanoğlu Beyliği’nin tasfiye süreciyle birlikte başlamıştır. Bu süreç II. Mehmet ve II. Bayezid dönemlerine denk gelir. Her iki padişah döneminde de Karamanoğulları siyasî olarak ortadan kaldırılırken, Karamanlı halk sistemli biçimde tehcire tâbi tutulmuştur. Bu nüfus imparatorluğun farklı bölgelerine dağıtılmıştır.

Karadeniz bölgesinde bugün dahi birçok topluluğun köklerini Karaman’a bağlaması bu nedenle şaşırtıcı değildir. Yaklaşık 550 yıllık bir zaman diliminde Karamanlılarla kaynaşmamak zaten mümkün değildir. Ancak kökeni yalnızca Karaman’a indirgemek, diğer tarihsel katmanları bilinçli biçimde yok saymak anlamına gelir. Bu yok sayma hâli çoğu zaman sorgulanmaz; sorgulanmasına da müsaade edilmez.

Stefanos Yerasimos’un Osmanlı kuruluşuna dair tespiti bu noktada son derece açıklayıcıdır:

Osmanlı, Orta Asya’dan gelen saf bir etnik grubun Anadolu’ya taşınması değil; Anadolu’daki yerel toplulukların, Türkmenlerle karışarak yeni bir siyasî ve dinî düzen içinde yeniden biçimlenmesidir. Akçakoca misali de tam olarak bu yeniden biçimlenmenin taşra ölçeğindeki karşılığıdır.

Karamanlı tarihçi Şikârî, Karaman halkının Rumeli’ye ve İstanbul’a sürgün edilerek yerleştirildiğini açıkça yazar. Buradaki “İstanbul”u yalnızca bir şehir olarak değil, bir bölge adı olarak okumak gerekir. Karamanlı bir tarihçi açısından Bolu–Düzce–Sakarya hattının da “İstanbul” kapsamında değerlendirilmesi son derece doğaldır.

Bu sürgün ve iskân hareketlerinden Akçaşehir’in pay almamış olması düşünülemez. Ancak Osmanlı Devleti nüfus transferlerini rastgele yapmaz; her zaman devletin ihtiyaçlarına göre düzenlerdi. Akçaşehir, henüz klasik anlamda bir kereste merkezi olmasa bile İstanbul’un odun ihtiyacını karşılayan stratejik alanlardan biriydi. Bu nedenle bölgeye konargöçer Türkmenlerin değil, ormancılıkta uzmanlaşmış baltacı, arabacı ve benzeri hizmet erbabı reayanın —özellikle Taşeli bölgesinden— yerleştirilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Bu nüfus konargöçer değil, reayadır. Reaya, toprağa bağlı, vergiye tâbi ve devletin idarî denetimi altında bulunan bir toplumsal kesimi ifade eder. Bizans döneminden kalan yerli unsurlar ile Orta Asya kökenli grupların yaklaşık üç yüz yıllık etkileşimi sonucunda oluşan demografik yapı, Osmanlı öncesinde büyük ölçüde Müslümanlaşmıştı.

Osmanlı Devleti ayrıca sürgün edilen toplulukların yerleştirildikleri bölgelerde çoğunluk hâline gelmesini bilinçli olarak engellerdi. Amaç, bu grupların yerel güç odaklarına dönüşmesi değil, merkeze bağımlı kalmalarıydı. Bu nedenle Karaman’dan getirilen nüfus tek bir merkezde değil, dağıtılarak iskân edilmiş olduğu bir kesinlik taşımaktadır.

Sonuç olarak Akçaşehir’de Müslümanlaşma, klasik Türkmen iskânı yoluyla değil; Karaman sürgünü ormancılık hizmetlerine bağlı muaf hizmet erbabının fiilî yerleştirilmesiyle gerçekleşmiş olması son derece gerçekçi bir tezdir.

Prof. Dr. Ümit Katırancı, Akçakoca Sempozyumu’nda yaptığı sunumda Karaman sürgünlerinden yaklaşık iki yüz yıl sonra Akçaşehir’de yalnızca 14 köy adı tespit edilebildiğini belirtmiştir. Bunlardan Kerameddin ve Hacallı bugün şehir sınırları içinde kalmıştır. Bu tablo, bölgede ne kitlesel bir Türkmen iskânının ne de büyük ölçekli bir yerleşimin söz konusu olmadığını açıkça göstermektedir.

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ