Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
ERKİN KORAY AKÇAKOCALI DEĞİLMİŞ!
Akçakoca tarihine meraklı birinin başına ne gelir? Kitap bulur, karıştırır, şaşırır, sonra da “yahu bu işte bir terslik var” diye şüpheye düşer.
Başıma gelen de tam olarak bu.
Şükrü Dönmez’in İstiklal Harbinde Akçaşehir/Akçakoca kitabı elimde yoktu. Sağ olsun Ayhan Direk, isteğim üzerine müdürlüğünü yaptığı Bilsem’e getirmiş, bende almak için uğradım.
Kitap müptelası refleksiyle hemen karıştırmaya başladım. 45. sayfada “İstiklal Harbindeki Kadınlar” başlığı altında Yukarı Mahalle bölümünde bir isim gözüme çarptı:
1- Bedriye (Koray) – Tarihçi Enver Koray ve Şadi Büyük Mete’nin annesi. (“Büyük Mete” birleşik mi ayrık mı yazılır, yazım hatalarıyla uğraşmak da büyük sıkıntı.)
Enver Koray ismini daha önce duymamıştım. Eve gelir gelmez araştırmaya başladım. Meğer kendisi tarihçilerin bileceği bir alanda çalışmış: bibliyografya.
Yani kaynakçaların efendisi! ,
Türkiye Tarih Yayınları Bibliyografyası diye 18 ciltlik dev bir eser hazırlamış. Popüler kitap yok, ama akademik dünyanın “hard disk”i gibi bir iş yapmış.
Google’da hayatıyla ilgili pek bir şey bulamayınca yapay zekâya sordum.
Ve bingo!
Magazin değeri yüksek bir bilgi çıktı:
Enver Koray, Anadolu rock müziğinin efsanesi Erkin Koray’ın babasıymış!
“Akçakoca’nın bağrından rock yıldızı mı çıktı?” diye heyecanlandım.
Ama durun, işin aslı öyle değilmiş.
Eşimle birlikte bir bilene sormayı münasip gördük:
Prof. Dr. Melda Akçakın.
Kendisi Erkin Koray’ın babası Enver Koray’ı tanımıyor ama Şükrü Dönmez’in bahsettiği Enver Koray’ı gayet iyi biliyor.
Çünkü akrabasıymış. 1912-1992 arasında yaşamış, yıllarca Ankara Atatürk Lisesi’nde tarih öğretmenliği yapmış biri Enver Koray.
Kızı da boş durmamış, Türkolog Nükhet Hızıroğlu. Yani Akçakoca’nın bağrından çıkan değerli bir bilim insanı. Evleri de Yukarı Mahalle Camisi ile Ergin Bakkal arasında.
Netice olarak Erkin Koray Akçakocalı değilmiş. Ama Akçakoca’nın tarihine not düşecek bir ayrıntı var:
Türkolog Nükhet Hızıroğlu Akçakocalıymış.
Yani kısa süreli de olsa Anadolu rock yıldızının Akçakocalı olmasını kaybettik ama bir Türkolog kazandık.
Daha doğrusu, zaten kazanmış olduğumuz bir değerin farkına varmış olduk.
En azından ben öyle umuyorum.