Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
“NEGATİF RIZA” İÇİN GÜRSEL TEKİN ŞART DEĞİL, DANİSKASI AKÇAKOCA’DA VAR!
Fikret Albayrak’ın Rızasıyla Kurulan Yeni Mahalli Siyaset
Gökhan Bacık’ın kullandığı biçimde “negatif rıza” kavramını anlamak için Ankara’ya, İstanbul’a, iktidarın merkezine bakmaya gerek yok.
Kavram Akçakoca’da öyle net bir karşılık buluyor ki, sanki Akçakoca’ya özel yazılmış gibi.
Baskı altındaki siyasetçinin gönülsüz ama çaresizce gücü elinde tutana boyun eğmesi; direnç gösteriyor görünse de fiiliyatta iktidarın işini kolaylaştırması. Türkiye’de bu davranış biçimi umumiyetle “siyasetin konjonktürel gereği” diye aklanır.
Akçakoca’da ise bu rıza türü elle tutulur hale gelmiş, adı konmamış bir mahalli siyasal aparat gibi çalışıyor. Ve bu aparatın merkezinde CHP’li Belediye Başkanı Fikret Albayrak duruyor.
Faruk Özlü’nün Batı Karadeniz’de “bölgenin başkanı benim” vurgusuyla yürüttüğü strateji şaşırtıcı değil. Bu strateji, Batı’nın artık taşımak istemediği tehlikeli ve kirli sanayileri bölgeye yerleştirme mühendisliğinin adı.
Başta da “Ark Ocağı” tesisleri geliyor. Rusya–Ukrayna savaşının ortaya çıkardığı devasa hurda akışını Akçakoca’da kurulması planlanan bu tesislere yönlendirebilme heyecanıyla dolup taşıyorlar.
Halkın sağlığını, turizmi ve tarımı hiçe sayarak.
Böyle bir tabloya karşı bir CHP belediye başkanının doğal refleksi direnmek, tartışmayı büyütmek, bölgesini savunmak olmalıydı. Fakat Akçakoca’da işler ters yönde ilerliyor.
Albayrak’ın iktidarla kurduğu ilişkiyi “zorunlu siyaset” diye adlandıranlar var ama bu tarif, olup biteni görmek istemeyenlerin icadı.
Çünkü Fikret Albayrak ile Faruk Özlü arasındaki iş birliği, iktidarın tehlikeli atıklar üretecek ve de çevreyi geri dönülmez biçimde kirletecek sanayi projelerini yerelde meşrulaştırırken, muhalefetin en temel reflekslerini de felç ediyor.
Çünkü durum artık uzlaşma değil; mahalli düzeyde olağanlaştırılan bir teslimiyet.
Albayrak’ın savunması klişe: “Enkaz devraldım; hizmet üretecek kaynak bulmam için iktidarla iyi geçinmek zorundayım.”
Bu, Bacık’ın tarifindeki negatif rızanın ders kitabı olabilecek misali:
“Boyun eğiyorum ama haklı sebeplerim var.”
Mesele şu ki Akçakoca’da rıza her zaman yalnızca zorunluluktan doğmuyor. Albayrak, ilçeye kirli ve tehlikeli sanayi yerleştirme politikasına çok önceden yeşil ışık yakmıştı. Yani olay ona dayatılmadı; o zaten bu hattın doğal bir parçasıydı. Bu noktada içselleştirilmiş bir rızadan bahsetmek gerekir.
CHP Düzce İl Başkanı Özcan Dağıstanlı ve Milletvekili Talih Özcan da bu sürecin “negatif rıza → pozitif iş birliği” dönüşümünün hızlandırıcıları.
Bugün Akçakoca’da ve Düzce’de iktidarın stratejik tercihlerine en hızlı onay veren ekip bu üçlü.
Üstelik bunu bir mecburiyet değil, bir siyasi akıl diye pazarlayacak kadar da kendilerinden eminler.
Bu artık negatif değil; pozitife dönmüş, gönüllü bir boyun eğiştir.
CHP Akçakoca ilçe başkanı Tuğrul Abanoz ise bu ilişkiler ağı içinde hedefe konmuş durumda. Muhalefetin gereği olan siyasi aksiyon gösterdiğinde en sert fren iktidardan değil, bizzat kendi partisinin belediye başkanından, il başkanından ve de milletvekilinden geliyor.
Bu tabloya bakınca bu sacıyakın Akçakoca’da iktidarın değil CHP’nin siyasal alanını daralttığını söylemek abartı olmaz.
Bir muhalefet partisinin ilçe başkanı, siyaset yaparken en fazla engeli AKP’den değil de kendi belediye başkanından görüyorsa, orada negatif değil, pozitif rıza vardır.
Daha kötüsü, birçok CHP’li bu gerilimi fark etmiyor; fark edenler ise ufak menfaatler ve “belediyeyle aram bozulmasın” psikolojisiyle Albayrak’ın tarafına kayıyor.
Sonra da İstanbul İl Başkanlığına kayyum atanan Gürsel Tekin’e veryansın ediyorlar. Oysa kendi ilçelerinde benzer bir rıza pratiği yaşanıyor.
Görüyorlar ama işlerine gelmiyor.
Netice olarak Akçakoca’nın kaderi, Albayrak ve hempalarının destekleriyle iktidarın vizyonuna uyumlu şekilde yeniden yazılıyor.
Akçakoca bugün yalnızca ekonomik değil, siyasal olarak da bir yeniden inşa operasyonunun içinden geçiyor.
Muhalefetin reflekslerinin malum sacıyak tarafından bastırılmak istenmesi, parti içi dengelerin teslimiyet yönünde tekrar tekrar kurulmak istenmesi, kirli ve tehlikeli atık üretecek sanayi projelerine verilen zımni destek ve CHP tabanının farkında olmadan bu sürece ortak edilmesi…
Hepsi aynı meselenin parçaları.
Gökhan Bacık’ın kavramı burada tam olarak şunu anlatıyor:
Gösterilen rıza negatifmiş gibi yaparak aslında iktidarın en kritik dönüşümlerine kapı açmak.
Akçakoca’nın bugün yaşadığı tam olarak budur.
Akçakoca’da bugün marifetmiş gibi sunulan bu rıza, yarının en ağır faturası olarak önümüze çıkacaktır.
**
*Gökhan Bacık, siyaset bilimi alanında çalışan bir akademisyen ve yazardır. Türkiye’de otoriterleşme, İslamcılık, devlet-toplum ilişkileri ve siyasal rejimler üzerine analizleriyle tanınır. Özellikle Türkiye’de güncel siyasal pratikleri kavramsallaştıran eleştirel çalışmalarıyla öne çıkar.
‘Negatif rıza’, Gökhan Bacık’a göre kısaca şöyle tarif edilebilir:
Muhalif görünen ama fiilen iktidarın işini kolaylaştıran, sessiz, edilgen ve konforlu bir teslimiyet biçimidir.