Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
DİYARBAKIR NOTLARI-2
Bindiğimiz bir takside taksiciye Diyarbakırspor’un kaçıncı ligde oynadığını sorduğumuzda sağlam bir gol yedik. 30 yaşlarındaki taksici “Diyarbakırspor’u bilmiyorum burada Amedspor var o da 1. Ligde “deyince Amedspor’un bu yeniden kurulan şehrin kimliğinin bir parçası olduğunu ve bundan vazgeçmeye niyetleri olmadığını net bir şekilde fark ettik.“Amed” ve “Amedspor” her ne kadar daha batıda yaşayanlar tarafından Kürt sembolizminin neticesi olarak algılanıyor olsa da bu ismi aslında şehrin çok kültürlü etnik yapısının bir tezahürü olarak görmek çok daha doğru gibi.Bir-iki gün kalarak şehrin etnik kimliğini çözebilmek kimsenin harcı değil, etnik kimlikler arasındaki kültür alışverişinin çokluğu bu işi daha da zorlaştırıyor.Diyarbakırlıların (aslında Amedlilerin demek lazım, dil alışmış bir kere şimdilik başladığım gibi gitsin bu cümle) bu etnik kimlik zenginliğinden bırakın rahatsız olmayı büyük memnuniyet duyduklarını söyleyebilirim en azından benim sohbet ettiğim kişilerden edindiğim intiba bu. Ve bence de çok haklılar.Amedliler kurulan bu yeni/yenilenmiş şehirden büyük gurur duyuyorlar ve duymakta da çok haklılar. Çünkü başka şehirlerde başarılmamış bir şey başarılmış, imar planları delik deşik edilmemiş plan neyse o uygulanmış ve de dolayısıyla estetik olarak düzgün bir şehri çıkmış ortaya.Bu basiretli anlayış umalım ki başka şehirlerimize de bulaşsın.Her ne kadar eğlence hayatına katılamamış olsak da çok renkli bir eğlence hayatının olduğu çok net, anlatılanlardan böyle olduğunu öğrendik zaten.Yemek fiyatlarının çok makul olduğu bir yer Amed. Lezzetleri de damak çatlatan cinsten. İstanbul fiyatları ile kıyasladığımızda yarı yarıya ya da yarıya yakın fiyatlar olduğu şahsi tecrübelerimizin bir neticesi.Şehir yeni dedik ama geleneksel sayılacak lokantalar çok çok çabuk oluşmuşlar, bunu geçmişlerindeki kadim kültürün bir neticesi okumak sanırım doğru olur.Halkının çoğu yakın zamanda göç etmiş kişilerden oluşmuş olmasına rağmen Amed halkının nezaketle davranmayı umumi bir ilke olarak benimsedikleri söylemezsem de haksızlık etmiş olurum.Basiret ve liyakatin hâkim olduğu anlayışla kurulan şehirlerin halklarının medeni davranmayı çok daha kolay bir şekilde benimsedikleri çıkarsamasını yapmak da doğru bir tespit olabilir.Amed’de pek siyaset konuşabilme ihtimalimiz olmadı, siyasetin etrafında dolaştık ama siyaset konuşamadık. Bu daha çok Amedlilerden kaynaklıydı. Haksız da değiller bana sorarsanız. Yeni tanıdıkları birinin içinden her an bir Esat Mahmut Bozkurt çıkabilme potansiyeli çok fazla olduğu için, hayat tecrübelerinin neticesi olarak ihtiyatlı olmayı bir ilke olarak benimsedikleri söylenebilir.Üç günlük gözlemlerim Amed’in “barış” şehri olmayı benimsediği yönünde.Ve siyasetinde bu barışı gerçekten benimsemesini umuyorlar bana sorarsanız. Şiddetten uzak daha da müreffeh bir şehir olmayı istiyorlar.Siyasetin de bunu başarmasını umuyorlar, ihtimal çok düşük olsa da bunu istiyorlar, sanki konuşurlarsa bu düşük ihtimal daha da düşecekmiş gibi bir duygu hâkim Amed’de.Acılarına tuz basıp geleceğe bakmak, müreffeh bir şehirde şiddetten uzak huzurlu günler geçirmenin özlemi içerisindeler.Barış içerisinde, siyasi barışı bekleyen, ihtimal çok düşük olsa da bunu umut eden bir şehir Amed.Bunu umut etmeleri de vazgeçilmez bir hak.Umarım ki bu barışa en kısa zamanda kavuşurlar…