Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

DİYARBAKIR NOTLARI-1

Diyarbakır’a giderken aklımda alıntıladığım ifadenin benzerleri var:“Üç bin yıl kesintisiz bir şekilde yaşamın devam ettiği Suriçi şimdi bomboş bir meydan gibi. Burası hiçbirimizin tanıdığı Sur değil artık.”Yani kadim bir şehir ile karşılaşmayı bekliyorum çünkü kadim şehirler büyük acılarla yoğrulmuştur.Briç turnuvasından bir gün önce gelmemizin sebebi bu kadim şehri gezmek şehrin ruhunu hissedebilmek.Ancak havaalanından kısa bir süre de geldiğimizde Diyarbakır’da bir şok ile karşılaşıyoruz çünkü gördüğümüz kadim bir şehir değil yepyeni modernleşme siyasetleri ile inşa edilmiş bir şehir var.Ve de bu manada çok güzel bir şehir var.Bizi havaalanından alma nezaketini gösteren Ekrem Özçıkan arkadaşımız bir bulvarı işaret etti ve yetmişbeş metre olarak anıldığını çünkü genişliğinin bu oldu belirtti.Sanırım bu mesafe Ankara’da ki Atatürk Bulvarından daha geniş bir mesafe.Eskisinden çok az izler kalmış Yeni Diyarbakır’ı bir bulvarlar şehri olarak tanımlamak sanırım çok da yanlış bir tercih olmaz.Briç ortağım Ahmet Güngör ile bu bulvarlar şehrinde yön tercihlerimizi yapmayı bütün gayretlerimize rağmen beceremedik.Kalacağımız misafirhaneye yerleştikten sonra sonra dolmuş ile Diyarbakır Briç Kulübüne gittik çünkü Diyarbakır’ı gezdirecek otobüsler buradan kalkacak.Fark ediyoruz ki Diyarbakır bir yönüyle de dolmuşlar şehri. Şehirde metro ya da tramvay gibi altyapının olmayışı bu güzel yeni şehrin en büyük noksanlığı. Ulaşımın büyük ölçüde dolmuşlar ile sağlanıyor olması Adapazarı ile benzerlik kurmamamıza sebep oluyor.Diyarbakır Briç Kulübü tüm briç sporcularının kıskanacağı harika bir kulüp. Darısı diğer Anadolu Briç Kulüplerinin başına demek sanırım Diyarbakır’a ilk defa gelen briç sporcularının ortak refleksi olmuştur.Ve tabii ki bu fiziki güzelliğin Diyarbakır Briç Kulübünün mensuplarının sıcak ilgisiyle taçlandırıldığını söylemezsek de haksızlık etmiş oluruz.İki otobüse doluşarak Diyarbakır gezimize başlıyoruz, arkamızda bir otobüs daha dolduracak kadar briç sporcusunu arkamızda bırakarak.İlk durağımız Kale’nin içindeki Osmanlı zamanından kalma idari idari merkezler. Hepsi restore edilmiş yeşil alan düzenlemeleri yapılmış binalar ile dolu.Kısa bir süre sonra geziye olan ilgimi kaybediyorum.Etrafı tanıtmakla görevli rehberin anakronizmi ile alakalı bu kaybın sebebi.Rehberin Atatürk’ü sene de birkaç defa Diyarbakır’a getirmesi tabir yerinde ise iplerin kopmasına sebep oluyor. Yazıdan önce baktımAtatürk Diyarbakır’a 1916 ve 1917 yıllarında asker olarak 1937 yılında ise Cumhurbaşkanı olarak gelmiş. Yani rehberin salladığı gibi sene de birkaç defa değil.Turnuva öncesi etli çiğ köfte ve diğer ikramlar misafirperverliğin seviyesinin an be an yükseleceğinin lezzet habercisi oluyor. Hoş geldin turnuvasına katılacak olanların sayısının yüksek olması Diyarbakırlı briç sporcularının yerlerini misafirlere bırakması nezaketi ile neticeleniyor.Cumartesi günü turnuvanın oynanacağı por salonuna gidiyoruz spor salonun yakınlarında ilk defa gecekondular ile karşılaşıyoruz. Restore edilmiş mekanlar hariç eski Diyarbakır diye bahsedebileceğimiz yerlerden birisi de sanırım Seyrantepe olarak bilinen bu bölge.Turnuva organizasyonu başarılı bir şekilde devam ederken akşam Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası sponsorluğundaki yemeğe davet ediliyoruz.Yanlış hatırlamıyorsam eskiden tıp fakültesinin bir bölümü olan bir binaya ismini ezberlemek için büyük gayret sarf ettiğim Bendivelat Beyin nezaketiyle otomobiline binerek varıyoruz.Yemek sırasında da şanslıyız hem yemekler çok güzel hem de Ahmet Güngör ile birlikte karşımızda oturan İsmail Dindar ve Aziz Kaplan beylerin sohbetleri. Diğer briç sporcularının sahip olamadığı bir sohbet eşliğinde yemeklerimizi bitiriyoruz.Yediğimiz harika yemeklerden biri “tırşik”, bir nevi güveç. “Tırş” Kürtçe de “ekşi” manasına geliyormuş. “Turşu” kelimesi de “tırş” kökünden türeme.İsmail Dindar ve Aziz Kaplan Beyler bizi artık bize bilindik gelmeye başlayan Diyarbakır nezaketiyle briç sporcularının eğlenmesi için ayarlanan mekâna bırakıyorlar. Ancak yemekte o kadar çok yemek yemişiz ki üstüne hiçbir şey yiyecek halimiz kalmadığı için eğlenceye katılmaktan son anda vaz geçiyoruz. Katılanların keyifli bir gece geçirdiğini öğreniyoruz sabahında.Konakladığımız İmar Müdürlüğü Misafirhanesinin karşındaki bir kahvehanede güzel demlenmiş çaylar içerek harika Diayrbakır gecemizi sonlandırıyoruz.Pazar günü de turnuvanın ikinci seansını aynı güzellikler için de tamamlıyoruz havaalanına gitmeden son bir kez daha ciğer yemeyi ihmal etmiyoruz tabii ki.Devam edecek…..    
Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ