Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
AKÇAKOCA’NIN FOLKLORU NEDİR?
Halk dansı manasında bu sorunun asıl mahiyeti.
Geçtiğimiz günlerde Tarihi Mahalle Pazarında etkinlikte oynananlar bir folklor elbette ancak tarihin derinliklerinden gelen bir folklor değil.
93 Harbinden sonra Akçakoca’ya göç ederek yerleşen hemşerilerimizin beraber getirdikleri horon tarzı oyunlar bugün için Akçakoca’nın folkloru olmuş durumda.
Peki 93 harbi öncesinde Akçakoca’da halk nasıl bir folklor ile eğleniliyordu?
Asıl sorum bu.
Araştırmacı entelektüellerimizin(!) araştıramadıkları daha doğrusu kopyalayıp yapıştırabilecekleri bir yer olmadığı için asla cevaplayamayacakları bir soru bu.
Eğer Akçakoca “Mahalle Türkü” olarak tanımlanan halkının “manav” kökenli olduğu icadına inanıyorsanız ya da inanmak işinize geliyorsa “manav”ların oynadığına benzer bir folklor tarihin derinliklerinden tezahür etmeli değil mi?
Bir adım daha ileri gidelim ve bir soru daha soralım.
Bu bilemediğimiz folklor hangi enstrüman eşliğinde icra ediliyordu?
Bu sorunun cevabı da hala yok.
Bu enstrüman sorusunu Mehmet Özdemir’e de sormuştum, cevap olarak enstrüman çalmasını bilenleri saymıştı.
Yani kemençe gibi tulum gibi bir halk oyununa eşlik eden temel bir enstrümanı belirtememişti.
Vikipedi gibi kaynaklara sorduğumuzda ise Batı Karadeniz’in halk dansı “Kaşıklı Zeybek” olarak gösteriliyor. Kaşıklı zeybek oyunu Eskişehir ve Kütahya çevrelerinde oynanıyor. Akçakoca’da oynanmış olduğuna dair bir belirti ise yok.
Aslında Akçakoca’da oynanmış ancak günümüzde icra edilmeyen ve unutulan bir folklor var.
“Heyamola “bu folklorun adı.
Özelliği de enstrüman olmadan oynanması.
Yakın geçmişte bu oyunun Akçakoca’da gemiciler arasında oynandığını biliyoruz.
Bu oyun yaygın olarak Karadeniz’in birçok bölgesinde oynanıyor.
Akçakoca’da bu oyunun umumiyetle 1917 sonrası Sürmene’den göç etmiş kişilerce oynandığı var sayılıyor.
Ancak bu oyunun daha öncesinde Akçakoca’da oynanmış olabileceğine dair emareler de yok değil.
Bu folklor meselesini bir adım daha ileri getirelim ve bir soru daha soralım.
Akçakoca’nın TRT repertuvarında özelikle erken Cumhuriyet döneminde derlenmiş bir türküsü niçin yok?
Derlenmeye layık mı görülmemişti yoksa gerçekten Akçakoca’da yakılmış bir türkü yok muydu?
“Tarihi mahalle” ya da tarihi “Tarihi Mahalle Pazarı” gibi tanımları kullanmak kolay ancak bunların içeriğini doldurmak gerekir.
Antropoloji biliminden faydalanmadan da bu içerik kopyala yapıştır yöntemiyle ezberlenen üç beş bilgi kırıntısı ile gerçekleşemez.
Bitirirken ezberlemenin ne kadar boş ve yanlış olduğunu tespite dair bir soru bırakayım.
Akçakocalı kadınların folklorik kıyafeti “bindallı” ile “Manav Türkü” olarak tanımlanan kadınların folklorik kıyafetlerini bir karşılaştırın bakalım ne kadar benzerlik bulabileceksiniz?
Benzerlik bulabilmek için çok zorlanacağınızı şimdiden söyleyebilirim.
Merak ve şüphenin olmadığı yerde ne tarih olur ne antropoloji.
Eğer merak ve şüphe yoksa sadece kopyala yapıştır varsa bilin ki kendi kendimize “yerinde say” komutu veriyoruz.