Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

“AKÇAKOCA KAHVECİSİ’NİN ÇATISINA GERİLEN BRANDAYI YERDEN YERE VURAN OSMAN ÇAKIR HAKKINDA

Eski AKP Milletvekili Osman Çakır Cüneyt Yemenici-Fikret Albayrak siyasi ve ticari iş birliğinin hiç farkında değilmiş gibi yaparak Akçakoca Kahvecisinin çatısının branda ile tamir edilmesini gündeme taşıyarak AKP ve CHP arsındaki icraat farkını ortaya koymaya çalışmıştı.

Bu paylaşımının Akçakocatv’ye haber olması üzerine; hiç mi Akçakoca’nın gündeminden çok daha mühim gelişimlere dair bir şey paylaşmaz mı diyerek facebook sayfasına giriş yaptım.

Ancak Osman Çakır’ın facebook sayfasında gündemine girmeyi başaramayan birkaç gelişmeyi hatırlatmadan da olmaz.

-Deredibi Köyü Akfa Beton tesisi tarafından yok edilme aşamasında.

-OSB’ye ilave ark ocağı tesisi yapılmak isteniyor, Akçakoca’nın tarım ve turizmi tehlike altında.

-Kaplandede dağında altın madeni arama ve işletme çalışmaları var, su havzamız tehlike altında.

-Yerden yere vurmaya çalıştığı belediye başkanı Fikret Albayrak’ın CHP ilçe başkanlığı seçiminden hemen sonra AKP’ye transfer olabilme ihtimalinin ger geçen gün artıyor olmasına dair de bir paylaşımı yok.

-Fındık tarımında geleceğini karabulutlar sarmış durumda.

Facebook’da yaptığı en mühim değerlendirme bana göre yeni eğitim yılının açılması ile alakalı olarak yaptığı hangi yıla ait olduğunu bilemediğim şu değerlendirme:

"Türk Milli Eğitiminin Temel Amacı" john Dewey in hazırladığı gibi Ülkenin en iyi çocuklarını kaliteli işçi olarak ABD ve AB ye taşımaktır. Ve bu program devam ediyor. Her yıl en iyi %5-10 luk dilim insanımız taşınıyor. Fen Liselerini de bunun için kurmadıkmıydı zaten....”

Osman Çakır’ın yaklaşımı kötü tarım yapılmış bir fındık bahçesini satın alıp, 23 yıl sonra bile kötü hasat elde ettiği için tarlayı satan kişiyi suçlamakla eşdeğer bir tavır.

Ben neyi yanlış yapıyorum diye sormayan sorgulamayan bir bakış.

Milli Eğitimdeki başarısızlıkların ana kaynağı ise aradan geçen 80-90 yıla rağmen John Dewey denen gavur(!) Osman Çakır’a göre.

John Dewey kim mi?

ABD’li felsefeci ve eğitim kuramcısı ancak John Dewey’in asıl suçu “Köy Enstitüsü” fikrini ortaya atan ilk kişi olarak bilinmesinde.

Neredeyse mezunlarından hayatta kimsenin kalmadığı bir okullaşma modelini bugünkü eğitim başarısızlığına sebep göstermeye çalışmak eğitimde havlu atmanın dik alasıdır.

Hemen belirteyim Köy Enstitülerinin öyle büyük hayranı filan da değilim.

Kemal Tahir gibi baktığı gibi baktığımı söyleyebilirim Köy Enstitülerine, çok daha iyi eğitim kurumları inşa edilebilirdi diye özetlenebilecek bir bakış bu.

“Hiçbir mezunu niçin tüm öğretmenlik hayatını köyde tamamlamamıştır?” sorusunun enstitülerin hayranları tarafından niçin sorgulanmadığını kurcalayan bir bakış açısı.

Doğruyu söylemek gerekirse Köy Enstitülerinin kabahatini John Dewey’e yüklemek klasik sağcı bakıştan biraz farklı. Klasik sağcı bakış enstitülerin Sovyetler Birliği modeline göre yapılandırıldığını söyler, komünist yuvaları olduğunu söyler.

Sanırım Osman Çakır bu klasik sağcı bakış açısına itibar etmediğini söylemek istiyor.

Asıl kabahatin ABD’de ve oradan ithal edilen eğitim kuramında olduğunu söylüyor olmalı.

Ancak bu tezinin geçerli olabilmesi için de 2. Dünya Savaşından sonra Marshall yardımı gereği Köy Enstitülerinin Milli Şef siyaseti gereği tasfiye edilmeye başlamasına da bir açıklama getirmesi şart.

Yani ABD’yi hem Köy Enstitülerini isteyen hem de kısa bir süre sonra kapatılmasını isteyen bir rol biçmek pek akıl işi değil.

Yani John Dewey deyip kestirip atmakla olmaz.

Köy Enstitülerinin açılması ile kapatılması ile arasında ki süre 14 yıl bu sürenin 4 yılı da Demokrat Parti iktidarı sırasında.

Osman Çakır’ın Milletvekili de olduğu AKP 23 yıl iktidarda. Yani neredeyse iki farklı model eğitim kuramını uygulamaya geçecek kadar bir süredir iktidarda ve başarı yok.

Her yere İmam-Hatip Liseleri açmak AKP’nin eğitim siyasetinin seren direği ancak hiçbir başarı ortada yok.  Osman Çakır’da bu başarısızlığı kabul ediyor ve sürekli “beyin göçü” vermekten şikayetçi.

Galiba asıl şikâyeti John Dewey’den daha iyi bir eğim kuramcısı yetiştirememek dolayısıyla bir eğitim kuramı geliştirememek.

“U’lul emre itaat”in öne alındığı yerde merak ve şüphe cezalandırılır.

Merak ve şüphenin cezalandırıldığı yerde özgür düşünce de gelişmez.

Özgür düşünce olmazsa da John Dewey ‘ı yer ile yeksan edecek eğitim kuramcıları da çıkmaz.

Çıksa çıksa iktidarı paylaşamamaktan dolayı apartman dairelerini liseye çeviren bir anlayış çıkar.

Siyaset kamusal alanının büyük bölümünü işgal edince de eğitim sadece bir ticari faaliyet olur.

Vasatlık da zirve olur.

Vasatlık zirve olduğunda da bu vasat zirveden yukarıda olanlar çareyi yurt dışına gitmekte bulurlar.

Ne demişti Mevlâna Celalettin Rumi:

“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.”

Yani Osman Çakır bir eğitimci olarak John Dewey’i geride bırakmasının zamanı geldi de geçti bile.

23 yıl önce satın alınan fındık bahçesinden kötü hasat elde etmenin suçunu tekrar tekrar bahçenin eski sahibine atmakla sadece fakirlik gelir.

Akçakoca Kahvecisinin çatısına örtülen brandadan nerelere geldik yahu?

 

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ