Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
BELEDİYE BAŞKANLARI KASTI
Vikipedi’ye soracak olursanız “Kast sistemi veya kast”, bir bireyin belirli bir sosyal tabakalaşma sistemi içinde doğduğu sabit bir toplumsal gruptur.
Peki bu tanım Akçakoca’da geçerli mi?
Elbette ki değil.
Vikipedi Akçakoca’yı analiz etmiş olsaydı bu tanımından kesinlikle vaz geçerdi.
Akçakoca’da dünya da hatta Türkiye’de çok az rastlanan bir kast var.
Ve bu kast sonradan kuruldu.
BELEDİYE BAŞKANLARI KASTI
İnşacısı ise tahmin edileceği üzere Erol Sola’tır.
Bu kast mensuplarının temel ilkesi birbirlerinin ticari işlerine zorluk çıkarmamak üzerine inşa edilmiştir.
Son seçimlerde Cüneyt Yemenici ve Erol Solak parti aidiyetlerine bakmadan Fikret Albayrak’ı desteklediler. Rakip de Okan Yanmaz’dı.
Şimdi sanıyor musunuz ki kastın bu üç üyesi Okan Yanmaz’ın ticari işlerine zorluk çıkarılması gerektiğini savunuyorlar. Çok çok uçuk bir şey olmadığı takdirde işlerinin biz fanilere göre çok daha rahat halledildiğinden emin olabilirsiniz.
Akçakocatv haberine göre Akçakoca’nın ana arterlerinden birinde Cüneyt Yemenici’ye ait olduğu iddia edilen bir inşaat turizm mevsimde trafiği aksatıyormuş, bu turizm mevsiminde olur muymuş?
Peki aynı inşaat Okan Yanmaz’ın olsaydı ne olurdu?
Cevap basit, o inşaat da devam ederdi.
Çünkü bu kastın her bir mensubu potansiyel olarak tekrar belediye başkanı seçilebilir.
Bu ihtimal yüzünden de sonraki dönemde işlerin biz fanilere göre daha hızlı ve göz yumulacak şekilde devam edilebilmesi için Belediye Başkanları Kastının üyelerine zorluk çıkarılmaz, aksine kolaylaştırılır.
Belediye Başkanları Kastının ortak bir tavrı daha var.
Kastın üyelerini sınırlı tutmak.
Yeni potansiyel belediye başkanı adaylarının daha başlangıçta ekarte etmek.
Tuğrul Abanoz bu manada çok iyi bir örnektir.
Hatırlarsanız kulislerde sürekli Erol Solak’ın CHP’den aday olacağı konuşuldu, Erol Solak vazgeçtiğini açıkladı ancak tavrı Tuğrul Abanoz’u desteklemek yerine kastın üyesi Fikret Albayrak’ı desteklemekten yana oldu.
Belediye Başkanları Kastının temel ilkelerinden bir diğeri de “merkez sağ” siyasetinin gerekleri üzerinden hareket etmektir.
Arka planda seçildikleri partilerin siyasetlerine uygun açıklamalar yaparlar, nabza göre şerbet verirler.
Uygulamada ise büyük sermayenin çıkarları doğrusunda hareket ederler. Burada da farklı bir görüş içerisinde olmazlar.
Komşu da pişer bize de düşer zihniyeti hakimdir.
Diğer bir ilkleri de belediye başkanlığı seçimine kadar aynı düşünmedikleri mevzularda bile çıkıp iki kelam etmezler.
Mesela Cüneyt Yemenici’nin Kadınlar Plajı meselesindeki büyük suskunluğu gibi.
Nazmi Çiloğlu’da bu kastın üyesi sayılmalı değil mi?
Evet üyesi.
Onursal başkanlık verilmiş üyesi.
Onursal başkanlık verilmiş kimseler ise karar mekanizmasında yer almazlar.