Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
AKÇAKOCA’NIN BAĞLARI VE ŞARAPLARI
Bağ ne demek?
Ticari amaçla üzüm bitkisinin yetiştirildiği yerdir.
Bu ticari amaçların en başta geleni ise şarap yapmak için üzüm yetiştirmektir.
Akçakoca’da şimdilerde bağ sayılabilecek herhangi bir yer yok, ancak yakın sayılabilecek yerlerde mesela Kale mevkiisin de üzüm yetiştirildiğine dair birçok emareler mevcuttu.
En iyisi bu mevzuda geçmişte Akçakoca’da bol miktarda bağ olduğu bilgisini ulaştıran tarihi bir şahsiyetin tanıklığına baş vurmak?
Kim bu şahsiyet?
Evliya Çelebi bu şahsiyet.
Kaymakamlık sitesinden alıntılayalım:
“Halen 600 bağ ve bahçeli ve hanelidir.”
Evliya Çelebi’nin mübalağayı sevdiği kendisi hakkında ilgi duymuş herkesin malumudur. Burada ne kadar mübalağa yaptığı ise belirsizdir.
Buradan çıkaracağımız netice ise Evliya Çelebi’ye göre en fazla 600 bağ olduğudur.
Bağların her birinin büyüklüğü hakkında ise bilgi yok. Bu bilgileri umalım ki Osmanlı’nın aldığı vergilerden tespit edebilen tarihçilerimiz çıksın.
Osmanlı İmparatorluğunu şarap üretim ve satışından mühim gelirler elde ettiği de tartışmasız bir gerçektir.
Şarap üretimi ise Hristiyan tebaaya ait bir üretim şeklidir. Alevi Müslümanların da şarap üretiminde yer aldıkları bir gerçektir ancak ticari şarap üretimde Hristiyan tebaaya kıyasla üretimleri bir hayli kısıtlıdır. Özellikle de Anadolu’nun batısı söz konusu olduğunda.
Şimdi yine kaymakamlık sitesi üzerinden Evliya Çelebi’ye müracaat edelim.
“Lebideryada 70 adet mahzen vardır. “
Mahzen serin ortamlı, depo amaçlı gıda ve içecek gibi malzemelerin saklandığı depolardır.
Umumiyetle de bölgede ticari amaçla ne üretiliyorsa o ürünler saklanır.
Hadi bu mahzenlerin bir kısmını başka ürünler ve üzümden üretilen pekmez gibi ürünlere ayıralım buna rağmen şarap dışındaki ürünlerin bu mahzenleri doldurabileceğinin imkânsız olduğu ortadır.
Yani Evliya Çelebi bize 385 yıl öncesinden Akçakoca şarap üretiminin olduğu bilgisini vermektedir. Aynı zamanda da Akçakoca ciddi bir Hristiyan nüfusun yaşadığı bilgisini.
Hangi cins üzümlerin yetiştiği ve nerelere ihraç edildiği bilgisine ulaşabilmemiz için araştırmacıların harekete geçmesini beklemek zorundayız.
Günümüzde “kara üzüm” dediğimiz birçok yerde “Rus üzümü” diye bilinen Latince ismi “Vitis Labruska” olan ve de “İsabella” olarak da bilinen bu üzümle Evliya Çelebi’nin bahsettiği bağların üzümüyle de hiçbir alaka yoktur.
Çünkü bizim “kara üzüm” şaraplık bir üzüm cinsi değildir. Karadeniz bölgesinde yaygınlaşması 19. yüzyılda gerçekleşmiştir.