Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
MEHMET ARİF BEY OLMADAN AKÇAKOCA’NIN MİLLİ MÜCADALE TARİHİ YAZILAMAZ!
Osmanlı İmparatorluğunun son yılları, Millî Mücadele ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Akçakoca’nın en önde gelen ve en çok tartışılan kişisi muhakkak ki Mehmet Arif Madenci’dir.
İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Akçakoca’daki en itibarlı kişidir.
İttihatçılığı Akçakoca’nın meşhur zengini Dimitri’nin ölümü dolayısıyla yargılandığı sırada mı başlamıştır ya da daha da önceden İttihatçı olduğu için bu yargılamada İttihatçılığından mı faydalanmıştır tefrik edebilmek bugüne kadar mümkün olmamıştır.
Ancak tartışmalı kimliğine rağmen tartışılmasız olan ise Mehmet Arif Bey’in başından itibaren Kuvayı Milliye taraftarı olduğu ve büyük destekler verdiğidir.
Akçakoca’nın Millî Mücadele tarihini Mehmet Arif Beyin adını zikretmeden yazabilmek imkansızdır. İmkansızdır deyişim lafın gelişidir. Çünkü gerek Akçakoca Kaymakamlığının sitesinde gerekse de Akçakoca Belediyesinin sitesinde kendisinden hiç bahis yoktur.
Karasu’da konuşlanan İpsiz Recep’ten uzun uzun bahsedilmekte ancak Mehmet Arif Bey’den hiç bahsedilmemektedir. Aslında araştırılması ve de yazılması gereken hususlardan birinin Mehmet Arif Bey ve İpsiz Recep arasındaki irtibatlar olduğu da alenidir.
Yakın zamanda kaybettiğimiz Düzceli tarihçi Prof. Dr. Enver Konukçu Mehmet Arif Bey için şöyle diyor:
“Devlet yanlısı bir tutum ile hemşerilerinin görüşlerini paylaşmış ve her iki Düzce Bolu ayaklanmalarında, Ankara’nın yanında ve M. Kemal’i destekleyen politik görüş sahibi idi. Akçaşehir ve Düzce’de ki yakınları ile de mevcut siyasi ve idari dalgalanmalara karşı kendi nüfuzunu ortaya koyabilmiştir.”
Peki neden ve niçin Mehmet Arif Bey Akçakoca’nın Millî Mücadele dönemindeki tarihinde yer verilmez, şimdi bunun cevabını arayalım.
Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmadan önce 5 Şubat 1919’da Milli Mücadele’ye yardım etmek ve Anadolu’ya asker ve silah geçirmek için Kara Kemal ve Kara Vasıf beyler tarafından Karakol adlı bir cemiyet kurulur. Ahbazya halklarından olan Ubıh’lardan olan Yenibahçeli Şükrü Bey bu cemiyetin İzmit ve havalisinin yetkilisidir. Harp okulu mezunu bir subaydır Yenibahçeli Şükrü Bey. Akçakoca’da Yenibahçeli Şükrü Bey yetki alanına dahildir.
Ancak bilahare bu cemiyet Mustafa Kemal Paşa’nın talebi doğrultusunda tasfiye edilecek ve mensupları yeni istihbarat cemiyetlerinde yer alacaktır. Yenibahçeli Şükrü Bey kuzeybatı Anadolu tarafında birçok görev yüklendikten sonra Artvin ilinin TBMM adına teslim almak görevlendirilen ordu birliğinin başına geçmek için 1 Temmuz’da 1920’de Bursa’dan Akçakoca’ya gelmek üzere yola çıkar.
Sözü Yenibahçeli Şükrü Bey’e bırakalım:
“Yol boyunca Burhanettin, Esat, Rauf, Ali, Doktor Faik Beyler’de bana iltihak ettiler. Nihayet Akçaşehir’e gelerek Mehmet Arif Bey’e misafir olduk. Burada kaldığımız birkaç gün zarfında Veysel ve Doktor Faik Beyi Şile’ye Esat Bey’i de Nuri Paşa’dan gelen mektupla Azerbaycan Mümessilliği ile temas etmek üzere İstanbul’a gönderdim. Bende Burhanettin, Ali ve Rauf yaverim Beyler ve muhafız müfrezemle bir taka ile Karadeniz Ereğli’sine hareket ettim.”
Veysel diye bahsettiği kişi 1923-1950 yılları arasında TBMM Umumi Katipliğini yapacak olan Veysel Genya’dır. Belli ki oda Mehmet Arif Bey’in misafiridir.
Yenibahçeli Şükrü Bey’in Mehmet Arif Bey’e misafir olduğu zaman aralığı birinci ve ikinci Düzce-Bolu isyanları arasına denk gelmektedir. Ancak isyan ile alakalı bir bahisten söz açmıyor Şükrü Bey.
Artvin’deki görevini tamamladıktan sonra denizyolu ile 27 Nisan 1921’de tekrar Akçaşehir’e gelir ve 30 Nisan’da Düzce’ye geçer. Bu süre zarfında da tekrar Mehmet Arif Bey’in misafiri olduğunu varsaymak gerekir. Düzce’ye giderken yanında Mehmet Arif Bey’in bulunup bulunmadığına dair bir bahis ise yoktur.
Bilahare Batı Cephesine katılan Şükrü Bey burada İsmet Paşa ile ters düşecektir.
Göz ardı edilmemesi gereken hususlardan birisi de Düzce İsyanı sırasında Çerkez Ethem tarafından idam edilen Berzeg Sefer Bey’de Yenibahçeli Şükrü Bey gibi Ubıh bir aileye mensuptur. Mehmet Arif Bey’in de Berzeg Sefer Bey ile hısımlığı vardır.
Bu anlatılanlardan çıkarılacak neticenin ise Mehmet Arif Bey’in siyasette Yenibahçeli Şükrü ile bir kader birliği içerisinde olduğu çıkarsamak olduğu kanaatindeyim.
1926 İzmir suikastı neticesinde Yenibahçeli Şükrü Bey idamla yargılanır ve kurtulur. Ancak ağabeyi Yenibahçeli Nail Bey idam edilir. Yenibahçeli Şükrü Bey’de idamdan kurtulduktan sonra siyaset hayatından çekilir ve ticaret ve müteahhitlik işleri ile uğraşır.
Tesadüf olmayan ise Mehmet Arif Bey’in Akçakoca’nın siyaseten en güçlü ve zengin kişisi olmasına rağmen Cumhuriyet ile birlikte siyasi arenada yer almamasıdır, tıpkı Yenibahçeli Şükrü Bey gibi ağırlığı ticaret hayatında olacaktır.
Mehmet Arif Bey’in Akçakoca’da siyaseten bıraktığı boşluk yeni Cumhuriyete intisap edenler tarafından doldurulacak İttihatçı ve Kuvayı Milliyeci kimliği unutularak adı sadece Dimitri’nin öldürülüşü ile anılır hale gelecektir.
Akçakoca Kaymakamlığı ve Akçakoca Belediyesinin sitelerinde Millî Mücadele döneminde yer verilmeyişinin temel sebebinin Mehmet Arif Bey’in Yenibahçeli Şükrü Bey ile birlikte siyasetten tasfiye edilmiş olması çok kuvvetli bir ihtimal olarak durmaktadır.
Kaymakamlık ve belediye sitelerinde yer alan metnin Akçakoca’nın Millî Mücadele döneminin kaynağı Şükrü Dönmez’in Akçakoca hakkında yazdığı kitaptır ve bu kitapta Mehmet Arif Bey’den hiç bahis yoktur. Şükrü Dönmez’de İzmir Suikastı sonrası Akçakoca’da 7 yıl belediye başkanlığı yapan Ali Servet Dönmez’in oğludur.
**
Bu yazının herhangi bir günlük siyasi amacı yoktur. Yazı da adı geçen Yenibahçeli Şükrü Bey düşünceleri itibarı ile hiçbir yakınlık duymadığım tarihi ve siyasi kişiliktir.
Ayrıca dikkat çektiğim hususlar büyük eksiklikler ve yanlışlar ihtiva edebileceği için çıkardığım neticelerde yanlış olabilir. Çünkü elde edebildiğim dokümanlar son derece yetersizdir.
Yazımın asli amacı ise Akçakoca tarihi çalışacak tarihçiler için ön açmaktır. Çünkü her şehir gerçek bir tarihi hak eder. Umarım ki bu yazı bir nebze de olsa bu yönde mesafe kat edilmesine katkı verir.
**
Şükrü (Dönmez) amca ile ömrünün son dönmelerinde uzun uzun sohbet edebilme imkânım oldu. Çok severdim kendisini, onun de beni sevdiği kanaatindeyim. Bugünden bakınca da tarih metodolojisinin çok sıkıntılı olduğunun da altını çizmem gerekir. Akçakoca tarihi ile alakalı o dönemde daha iyi sorular sorabilecek yeterli bilgim ve dikkatim olmaması dolayısıyla kaçırdığım fırsatların da farkındayım. En azından kitabında Mehmet Arif Bey’e niçin hiç yer vermediğini sorardım.