Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
YETER Kİ KONUŞ MEHMET PAZVANT, İTİNAYLA TERCÜME EDERİM!
Mehmet Nazım Pazvant’ın kolay kolay açıklama yaptığı vaki değildir, ketumluğundan vaz geçip açıklıma yaptığında da çok mühim bilgiler aktarır kamuoyuna.
Yapılması gereken sadece anlattıklarını tercüme etmektir.
Son olarak Akçakoca Kaymakamının OSB yanında kurulması planlanan Ark Ocağını istemeyenleri “Akçakoca Düşmanı” ilan ettiği toplantıda konuşmuş Mehmet Pazvant. Konuşması tam “Dizi dizi inciyim gelişmeleri çarpıtarak anlatmakta birinciyim.” tarzında.
Bu müthiş çarpıtma konuşmasının gölgede kalmış olmasına çok üzüldüm doğrusu ve yazımıza esas olacak kısmını yazıya dökerek kamuoyuna aktarmayı da görev bildim. İsteyenler bakabilirler.
Diyor ki “Mehmet Pazvant o zamanlar 2B kapsamında olan orman arazilerini isteseydik OSB alanına katabilirdik, hatta bürokratlar bize bedava almamızı da teklif etti ama almadık çünkü söz konusu alanda ecri misil karşılığı fındık üretimi yapılırdı, alsaydık fındık tarımı yapan köylülerimizi karşımıza alırdık, o yüzden almadık.”
Bir yalan bu kadar güzel anlatılır.
İşin aslı ise şudur:
Eğer o alanları da OSB’ye katmada ısrarcı olsalardı OSB kurulması suya düşerdi.
Öyle bürokratların buralar bedava alın demesiyle olmuyor o işler, eğer mahkeme açılmamış olsaydı dedikleri gerçek olabilirdi ama dava açıldı bir kere.
Köylünün yıllardır ecri misil karşılığı tarım yaptığı alanlar 2B statüsünden bedeli karşılığında köylüye satılması Ziraat Mühendisleri Odasının açtığı dava sayesindedir. Mehmet Nazım Pazvant ve hempaları istediği için değil. Mehmet Pazvant ve hempalarına kalsa çoktan 2B alanlarını bedavaya OSB alanına katmışlardı.
Bu kararın yani 2B’ye tabi orman alanlarının OSB alanından çıkarılması talebi 2019 yılında Akçakoca’nın yaşadığı sel felaketinden birkaç gün sonra 21-22 Temmuz gibi bir tarihte Ankara İdare Mahkemesinin İstinaf Mahkemesi sıfatı ile yaptırdığı bir keşif sırasında gerçekleşti.
Keşiften Mehmet Pazvant ve hempaları Nevzat Cingirt’in tutumlarının ne olduğunu öğrenmek için aramaları sayesinde olmuştu. Yoksa keşfe bile katılamayacaklardı.
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasının avukatıyla birlikte o keşifte bulundum.
Keşfi yöneten Niyabet hâkimesinin toleranslı tutumu olmasa Düzce Valiliği ve OSB avukatının görüş bildirmeye bile hakkı olmayacaktı. Düzce Valiliğinin avukatı vekaletin yetişmediğini ancak yarın sunabilecekleri açıklaması kabul gördüğü için.
Düzce Valiliğinin avukatı OSB’nin 88,5 hektarda kalmasını istediklerini yani Mehmet Pazvant’ın isteseydik alırdık dedikleri alanda ki taleplerinden vazgeçtiklerini açıkladı.
Niyabet hâkimesi bir daha sordu ve Düzce Valiliğinin avukatı aynı açıklamayı tekrar yaptı. Bu sırada Mehmet Pazvant ve hempalarının ne oluyoruz gibisinden alı al moru mor hali görülmeye değerdi.
Bilmiyorlardı ki, Düzce Valiliği’nin avukatı OSB’yi kurtarıyordu. 2B alanlarından vazgeçmeselerdi OSB’nin kurulması gerçekleşemeyecekti.
Hadisenin aslı budur ve Mehmet Pazvant’ın anlattıklarının gerçeklikle alakası yoktur. OSB’nin her işi bilen büyük inşacısı rolüne göre bir senaryo yazmış işte.
Gerçek o ki Mehmet Pazvant bu işlerin hukuki yönlerini anlamıyor, çünkü “hukukun üstünlüğü” kavramının ne manaya geldiği hakkında oturmuş bir fikri yok.
Konuşmasının devamındaki ikinci mühim husus ise şu:
“Şu anda kamulaştırabileceğimiz araziler.”
Kast ettiği yerler 2B olarak tabir edilen ve üzerinde fındık tarımı yapıldığı için orman arazisinden çıkarılarak hak sahiplerine satılan yerler.
Bu açıklama her şeyden önce OSB’nin Dadalı Köyüne doğru büyüyeceğinin açıklaması. Her 3-5 senedir bir Dadalı köyünün arazileri için kamulaştırma talebi gelecek demek aynı zamanda bu.
Hele de ARK OCAĞI kurulursa Dadalı köyünün her türlü kirli atıkları ihtiva eden sanayi kuruluşları için cazibe merkezi olacağının da açıklaması.
Bu işin işaret fişeği de OSB’nin “ihtisas” statüsünden çıkarılarak “karma” OSB’ye geçme talebi olacaktır.
Aynı işlemleri 7 bakanlık düzeyinde tekrar tekrar yapılması gerektiği vurgusu da bu işleri benden başka yapacak kimse yok, beni ATSO başkanlığında tutmaya mecbursunuz vurgusu olarak değerlendirilmelidir. Bu vurguyu elbette hempalarına karşı yapıyor.
Hukukun üstünlüğü kavramını anlamaktaki yetersizliğini dışarı da bırakacak olursak da evrak düzenini takibatta ustalaşmış vaziyette, hakkını vermek lazım.
Ancak “hempa”rının ne yapacaklarının garantisi de olmaz, bir bakmışsınız bu kadar fedekarlıktan(!) sonra Mehmet Nazım Pazvant’ı harcayıvermişler.
OSB’nin yanındaki hak sahiplerine bedeli karşılığında satılan 2B arazileri var ya bu aşamada en ballı börek yer orası.
Çünkü bu arazilerin OSB’ye dahil edilememesi krizi bir fırsata dönüşmüştür. Her kriz yeni fırsatlar yaratır babından.
O bölgedeki araziler Akçakoca’da en çok yeni sahibi olan araziler.
Çünkü OSB yakında oraları için de büyümek için kamulaştırma talebi ile ortaya çıkınca, ucuza arazi kapatanların büyük kazançları olacaktır.
Eğer ARK OCAĞI kurulamazsa bu talep bir hayli gecikecektir.
Şimdi anladık mı bazı muhteremlerin(!) Ağır Haddecilik tarafından kurulacak ARK OCAĞI tesisinin kurulmasını niçin bu kadar çok istediklerini.
Tapu kayıtlarına ulaşabileceğimi sanmıyorum ancak isterse Mehmet Nazım Pazvant ulaşabilir, hatta şu anda bile bu tapu bilgilerine haiz olabilir.
Mesele bu bilgileri paylaşıp paylaşmayacağı.
Paylaşır diyen birilerinin çıkacağını da hiç sanmıyorum.
**
İŞTE MEHMET PAZVANT’IN AÇIKLAMALARININ TERCÜME ETTİĞİM BÖLÜMÜ
Bunlar aslında 2B olarak tabir ettiğimiz araziler, Devlet te Orman arazisi olarak gösterip ama uygulamada üstünde fındıklığı olan yüzyıldır fındık toplayan insanların olduğu yerler.
Biz o gün bunları alabilir miydik bir imzayla alabilirdik hapsini OSB’ye’ ücretsiz alabilirdik, alabilirdik ama Hasan abi bizi köye sokmazdı ondan sonra, bir de onlarla uğraşırdık ondan sonra. Evet sende sokmazdın, hiçbiriniz sokmazdı, İdareciler bunu bilmiyor, devlet arazisi diye ya bu orman işte bunu al diyor bedava veriyorlar diyor. Biz ilk önce bunları alanın dışında bıraktık. Bitek şurası vardır Donbay Dağı dediğimiz yer. Burası gerçekten orman vasfını yitirmemiş orman arazisidir. Tek lan burasıdır. Öbürkülerin hepsi orman vasfını yitirmiştir. Şimdide hepsi ‘B’den çıktılar. Hak sahipleri paralarını yatırıp bunları aldılar. Şu anda kamulaştırabileceğimiz araziler. Aynı işlemleri 7 bakanlık yaptığımız senelerden beri süren işlemlerin aynısını tekrar baştan yapmak gerektiği için şu anda biz bunları katmıyoruz ve kırmızı alan dışında devam ediyoruz. 2200 dönümden başlandı 885 hektara kadar düştüğü ile ilgili resmi yazışmalardır bunlar da. 2200 880’e düşürdülerse sonra çıkardılar diye bir şey yok. Kırmızı alanlar çıktıktan sonra 88,5 hektara düşmüştür bizim OSB arazimiz.