Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
“Ark ocağı” kurulan ve kurulacak olan pusulardan sadece bir tanesidir!
Batıda düello vardır, Doğuda pusu.” demişti Çetin Altan.
Doğu ile Batı arasında bulunduğumuz için de düelloya çağırıp pusu kurarız.
Bu OSB ve Ark Ocağı kurma girişimleri de tam böyle oldu.
OSB kurulurken “temiz OSB” olacak “İhtisas OSB” olacak sözü verildi.
Ancak oyunun/kuruluşun henüz başındayken kurallar değişiverdi.
16 Ocak 2020 tarihinde Resmî Gazetede yayınlanan “Organize Sanayi Bölgelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile Müteşebbis Heyete ya da Genel Kurula “ihtisas” OSB olarak kurulan OSB’lerin “karma” OSB türüne geçilebileceğine dair değişiklik yapıldı.
Mesela Açıkalın ailesi girdikleri beton sektörünü Akçakoca’da da yapmak isteler, yapacakları tek şey “Müteşebbis Heyet” üzerinden OSB”nin türünü “İhtisas”dan “karma”ya çevirmeleri yeterli olacaktır.
Mehmet Nazım Pazvant gibi bu işlere amade bir ATSO Başkanı varken de bu işler hiç zor olmaz ve de Fikret Albayrak gibi zengin dostu hassaten de Açıkalın ailesi dostu bir belediye başkanı varken.
Böyle bir karar önümüzdeki yıllarda muhakkak alınacaktır ama Açıkalın ailesi şirketleri için olur ama başka şirketler için illaki olur.
Bu işlere karşı olanlar ise ancak karar alındıktan sonra haberdar olurlar.
Bu anlayışa “düello” denebilir mi?
Denilemez çünkü bu en dehşetlisinden bir “pusu” olacaktır.
Bu işler tek bir “pusu” ile değil bir ardı arkasına sıralanmış “pusu”lar ile gerçekleşir.
Akçakoca gündemini işgal eden “ark ocağı” kurma girişimi de kurulan ve kurulacak olan “pusu”lardan sadece bir tanesidir.
Düzce Valiliğinin kararı ile 88,5 hektarlık bir alanda kurulmasında kamu yararı görülen Akçakoca Demir-çelik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi birdenbire 11 hektar kadar büyümeye karar verdi.
Niçin?
Ağır Haddecilik/Açıkalın ailesi başlangıçta verilen tüm “Temiz OSB” sözlerine rağmen “ark ocağı” kurmak istedikleri için.
Ark ocağının temiz bir sanayi olmayacağını kirli ve tehlikeli atıklar üreten bir sanayi olacağını sahipleri bile kabul ediyor verebildikleri tek söz ise her türlü arıtmanın yapılacağı.
Niçin inanalım pusu üstüne pusu kuranlara?
Alın size inanmamak için sıradan bir sebep:
Bu girişim 2017 yılında başlamış olmasına bunu ancak ÇED süresinin başlaması dolayısıyla 2024 yılının Aralık ayında öğrenebildi Akçakoca kamuoyu.
Yönetmelikler dolayısı ile mecbur olmasalar bu duyuru da yapmazlardı emin olunuz.
Çünkü “pusu”nun temel özelliği sürpriz bir saldırı olmasıdır.
Sürpriz bir saldırıyı 7 yıl saklayabilmek pusu kurmada işinde ustalık ister, maalesef bizim pusucularımızın pusuları da çok usta işi çıktı.
Belli ki düello etmek meşreplerinde yok, çocukluklarında western filmlerinde düello edenlerden çok pusu kuranlara taraf olmuşlar olan bitene bakacak olursak.
Bu kirli sanayi pususuna düşürülen de Akçakoca şehri ve Akçakoca halkıdır.
Acı olan ise bu pusuların repliği olan figüranlarının ziyadesiyle Akçakoca halkının arasından çıkmasıdır.
Bir de kendilerine tahsis edilen köşklerine çekilen ortada gözükmemeyi fikir açıklamamayı marifet bilen sözde çevre dostu Akçakoca severler var, toz duman dağıldıktan sonra ortaya çıkacak olan.
Onlarda bu pusularla dolu olan senaryonun repliklerinden bile vazgeçen figüranlarıdır.