Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
HAYAT ALANIMIZDA MADEN ARANMA AŞAMASINA NASIL GELDİK?
Kaplandede Dağında maden arama izni verilmesinin temel sebepleri:
-ucuz emek
-ucuz enerji
-ucuz hammadde
-ucuz gıda (bölgemiz itibarıyla fındık)
Yani kapitalizmdir.
Eğer yaşadığımız sisteme parti aidiyetleriniz dolayısıyla kapitalizm demek istemiyorsanız:
Daha fazla kar, daha fazla para da diyebilirsiniz.
Netice de bu 4 ucuzlar sermaye birikimini hızla gerçekleştirir.
Sermaye birikimin gerçekleşmesi ise bağımsız-kendi kendine yeterli çiftçiliğin sonu demektir.
Fiskobirlik niteliğini kaybetmiş bir kuruluş olması sebep gösterilerek oyundan çıkarıldı.
Ve Ferrero adlı firma fındık piyasasını neredeyse tek başına kontrol eder hale geldi.
Hiç düşündünüz mü, iktidar oyundan çıkarılan Fiskobirlik yerine yeni bir yapılanma için niçin parmağını bile kıpırdatmadı?
Çünkü yeni bir yapılanma potansiyel olarak Fiskobirlik’ten daha güçlü bir birlik olabilme potansiyelini hep taşıyacaktı.
Muhalefet partilerinin bu mevzu da iktidardan farklı davrandığını söylemek de mümkün değil maalesef.
Fındığına ve çiftçiliğine daha da mühimi toprağına sahip çıkan bir birlik olsa Kaplandede Dağında maden arama izni bu kadar fütursuzca verilir miydi?
Herkesten önce harekete geçerdi, geçmesi gerekirdi.
Öyle fütursuzca verildi ki bu arama ruhsatı, ormanlara ve tarım alanlarına zarar vermekle kalmasını bırakın hayat kaynağımıza/su havzamıza zarar vereceğini bile umursamadılar.
Fiskobirlik’i oyundan çıkarmak ve yerine yeni bir yapılanmanın/güç birliğinin gerçekleşmemesi bizi bugünlere getirdi.
Toprağına, hayat alanlarına sahip çıkanlar yok mu?
Çok şükür ki var.
Ama ya kulağının üzerine yatıp buralardan bana daha fazla kar çıkar mı diye bekleyenler?
Kazançlarını fındık alım-satım üzerine kurmuş tüccarların kaçından fındık bizim de geçim kaynağımız, tarım alanlarımızın tahribatı bizim de kazançlarımızı engeller diye tepki verdiğini duydunuz? (Tepki vermiş birkaç kişiyi tenzih ederim.)
Sorsanız herkes Akçakoca’yı seviyor; iş Akçakoca’ya sahip çıkmaya gelince herkesin nutku tutuluveriyor, hasta oluyorlar, işleri çıkıyor, falan filan.
Diyelim ki toprağına sahip çıkma mücadelesi verenler yanılıyorlar.
(Sadece “diyelim ki” dedim.)
Çıkıp da bu maden arama izni Akçakoca’nın yararına olacak diyen birileri olmalı.
Mesela Akçakoca’nın en zengin ve sözde en büyük sivil toplum kuruluşu ATSO’nun Başkanı Mehmet Nazım Pazvant.
Üyelerinin büyükçe bir kısmını oluşturan fındık tüccarlarının eğilimi de bu yöndeyken “sükut katliamcısı” olmaktan vaz geçip gerçek kanaatini açıklama cesareti zamanı gelip de geçmedi mi?
Olmadı şairane bir şekilde seslenelim ATSO’nun başkanına, Cemil Meriç’in mısralarıyla.
Yıldızları söndürmüş fırtına, (!)
Batan gemidesin;
Senden ne kalacak yarına!
Kıyılardan imdat isteyen sesin.