Düzce 9° Bulutlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

DÜZCE CHP’DE PARTİ İÇİ DEMOKRASİ NİÇİN ve NASIL ASKIYA ALINDI?

Kendi partisi içerisinde demokrasi inşa edemeyen, daha doğrusu inşa etmeyi pek de umursamayan bir parti iktidara geldiğinde demokrasiyi ne ölçüde inşa edebilir?

Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasına bırakmadan şimdiden sorulması gereken soru bu.

Seçim süreci başladığından beri Akçakoca İlçe teşkilatı ve diğer ilçe teşkilatları özellikle kimin Düzce’de 1. Sıra adayı olması gerektiği yönünde kulisler yaptılar, gruplaştılar hatta kim zaman birbirlerine gönül koydular.

Genel merkez nezdinde kulisler yaptılar, Ankara’ya sık sık gittiler geldiler.

Sonunda da her ilçe teşkilatı milletvekili olmasını istedikleri kişilerin isimlerini genel merkeze bildirdiler.

Ve hopp seçim listeleri açıklandığında ilçe teşkilatlarımdan sadece bir tanesinin önerebildiği bir aday Düzce’de 1. sıra adayı oldu.

Madem böyle yapılacaktı, genel merkez bir nevi kontenjan kullanacaktı niçin ilçe teşkilatlarının enerjisini yok hükmünde olan bir milletvekili tercihi ile uğraştırdınız?

Düzce’de milletvekili belirleme usulü açısından AKP’den farkınız ne?

Düzce’ye layık gördüğünüz konum en Batı’daki Doğu’mu?

Burada seçimi feodal değerler üzerinden mi yaptınız?

Benim bu noktadaki tahminimi söyleyeyim:

Engin Özkoç kendisi milletvekili olmadı ama bir milletvekilliği için kontenjan kullandı, Sakarya listelerinde bu kontenjan için yer bulanamadığı için Düzce feda edildi.

Doğru çıkar, yanlış çıkar, bilemem ama böyle düşünmek için çok sebep var.

1920’den hemen sonrasında genç cumhuriyetin yaptığı kağıda dökülmemiş protokollerin geç bir uzantısı da Engin Özkoç’un isteği ile örtüşmüş olabilir.

Şimdi ne olacak, ilçe teşkilatlarının ne yönde gelişecek?

Hiçbir yönde gelişmeyecek, olduğu gibi devam edecek.

Kamuoyu önünde eleştiri getiren bir parti mensubu/yöneticisi belediye başkanı adaylığına soyunduğunda görünmez ama sağlam çizikler yiyecektir çünkü.

Muhtemelen de karar vericilerden biri de eğer seçilirse ilçe teşkilatlarının tercihi aksine milletvekili seçilecek olan Talih Özcan olacaktır.

CHP yüzyıl önceki OTORİTER MODERNLEŞME modelini terk etmek istemiyor belli ki.

Bırakın sosyal demokrat olabilmeyi, demokrat olabilmeyi bile pek umursadıkları yok.

Ancak ülke genelindeki çok nadir olan demokrat mensuplarını, “yorgun demokrat” haline getirmekte çok başarılılar.

Her şeyin Ankara’dan belirlendiği bir model bu model. Parti içi demokrasinin pek umursanmadığı bir model.

Parti büyüklerinin her şeyi bildiği, ya da kendi hesaplarını rahatlıkla hayata geçirebileceği bir modelden bahsediyoruz netice itibarıyla.

AKP’nin seçim usullerinden ancak bir iki tık daha iyi olabilen bir model.

Bu tercih günümüz iktidarından bıkmış olanların seçimini etkileme açısından çok fark eder mi?

Kanaatimce çok etkilemez.

Çünkü diğer milletvekili adayların da seçmenlere çok dokunabildiğini söyleyebilmek zor.

Diğer adaylar da sadece parti teşkilatları nezdinde çalışmalar yaptılar çünkü.

Bir kısım seçmen bu demokrasi yoksunluğu sebebiyle Cumhurbaşkanlığında Kılıçdaroğlu’nu tercih ederken milletvekilliği seçiminde başka partilere oy verebilecektir.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde ister istemez tercihim Kılıçdaroğlu’ndan yana olacak.

Ancak sonrası için çok ümitli değilim.

Yapılan tahribatı giderebilmek için yapılacak onarımlar bu demokrasiden uzak anlayışla gerçekleşmesi mümkün değil.

Türkiye’deki siyasi gelişmelere mahallinde olan bitenler üzerinden bakmayı alışkanlık haline getiren biriyim, gördüğüm de maalesef böyle.

Eğer Düzce CHP mensupları tekrar ve tekrar hüsrana uğramak istemiyorlarsa, şimdiden parti içi demokrasinin hayata geçirilmesi için mücadeleye başlamak zorundalar.

Çünkü demokrasi yukarıdan aşağı inşa edilemez, edinilemeyeceğini de bir kere daha gördük.

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ