Düzce 9° Bulutlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

TURİZM ÇALIŞTAYINDAN İZLENİMLER

Yaklaşık 13 yıldır mahalli gazetelerde 8 yıldır da Akçakoca Şehir Meclisi grubunda yıl da en az 300 civarında yazı yazıyorum. Yazdığım yazıların toplamı mahalli gazetelerde yazılan yazıların toplamından bir hayli fazla. Bu yazıların en az 200-300 tanesi turizm üzerinedir. Ancak yine de turizm ile bir toplantı bir panel olduğunda çağırıldığım pek vaki değildir. ATSO ve Akçakoca Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Meslek Yüksek Okulunun düzenlediği çalıştaydan haberim olmayacakken bir öğretim görevlisinin bireysel daveti üzerine davete icap ettim. Yanlış anlaşılmasın bu toplantılara katılma heveslisi değilim, ruhlarını para karşılığı satanların deyimiyle kuytumda kalmaktan bir nevi münzevi hayat yaşamaktan bir rahatsızlığım yok. Sadece ATSO Mehmet Nazım Pazvant gibi kuruluşların koyduğu blokaja dikkat çekmek istiyorum. Blokaj uygulanan tek kişi olmadığımı sanıyorum. (Yoksa tek miyim?) ** Neyse, davete icap ederken ATSO Başkanı tarafından tüm diğer katılımcılarla beraber “hoş geldiniz” denilerek bina girişinde karşılandık. Üniversiteden de karşılayanlar vardı tabii ki, isimlerini bilemediğim için yazamıyorum. Sonrasında konferans salonuna geçtik ve beklemeye başladık. Tabii ki Akçakoca Kaymakamını. Resmi olmayan ancak resmi sayılan bir teamüle göre kaymakam ve valiler üniversitelerin de mülki amiri olarak sayılıyorlar. Akçakoca da bu vaziyetten müstesna olmadığını da öğrenmiş olduk. Neyse ki bu bekleme 15-20 dakika kadar sürdü de homurdanmalar başlamadan açılış töreni başladı. Türkiye’nin her yerinde yapılan bir yanlışlık bu çalıştay öncesinde de yapıldı. Saygı duruşuna “Atatürk ve silah arkadaşları” için davet edildik, halbuki bu davet askeri kurumlarda gerçekleşen davet, doğrusu "Atatürk ve mücadele arkadaşları" için olmalıydı. Netice de Milli Mücadele’de herkes silah taşımıyordu, silah taşımadan da mücadele edenler vardı. Saygı duruşuna yapılan davet Milli Mücadele’ye silah taşımadan destek verenlerin dışlanması gibi bir manaya geliyor. Mesela Mehmet Akif Ersoy gibi. ** Çalıştay da “Kitle Turizmi” masasında yer aldım. Tam karşımda da Akçakoca Belediyesi adına eski belediye başkan yardımcısı ve Abitaş’ın Müdürü Hakan Öztaş vardı. Belli ki görevi ya da kendine görev edindiği husus her laf sırasında Aqua Park projesinin ne kadar mühim ve müthiş bir proje olduğunu anlatmaktı, kendi açısından başarılı da sayılabilir. Benim edindiğim intiba ise eğer Aqua Park bir an önce yapılmazsa Akçakoca turizmi yerlerde sürünecek. Yani vaziyet çok vahim. Tabii ki bu acil vaziyete dikkat çekerken özel bir bilgilendirme de bulunmadı. Benzeri bir girişimi yapan başka belediyeler var mı, ne kadar gelir etmişler, proje hayata geçirildiğinde ne kadar gelir bekleniyor, kaç kişi istihdam edilecek, bu tesis sayesinde ne kadar daha turist bekleniyor, hukuki altyapısı nasıl olacak sorularının cevapları olacak bilgilendirmelerden bahsediyorum. Bu yönde ser verip sır vermedi ama projeyi övmekten de geri kalmadı. Hukuk demişken çok üzüldüğüm bir hususu da aktarmak isterim. Söz aldığımda bir proje hayata geçirilirken bazı kişilerin projelere taraf olabileceğini bazı kişilerin de karşı olabileceğini ama projelerin hukuk üstünlüğü ilkesine göre şeffaf bir şekilde yürümesi gerektiğine dikkat çektim. Maalesef benim "Hukukun üstünlüğünden" anladığım ile Hakan Öztaş’ın anladıkları çok farklı. Hukuksuz bir şey yapılmışsa, denetlemeden zaman aşımı sayesinde hukuksuzluk kalıcı hale getirilmişse, devletin af yasaları sayesinde hukuka uydurulmuşsa bu yönde bir beklenti varsa bunların hepsi Hakan Öztaş’a göre hukukun üstünlüğü. Hukuka uydurmakla, hukukun üstünlüğünü aynı sayan bir bakış açısı olduğu çok açık. Önümüzdeki seçimlerde eğer belediye başkanlığı değişir de liyakat esaslı bir yönetim oluşursa yapılacak iş tüm personele “hukukun üstünlüğü” kavramının ne manaya geldiğini esaslı bir şekilde anlatacak bir eğitim verilmesi gerektiğine dair bugünden not düşmüş olayım bu vesileyle. ** Akademisyenler ve öğrenciler çok daha can alıcı değerlendirmelerde bulundular. Özel sektör temsilcilerinden hazırlıklı gelenler vardı, Hamsi Balık Lokantasının sahibi Ali Çubukçu benim bakış açımdan dersine en fazla çalışmış kişiydi. Bu fikirlerinin tamamına katılıyorum demek değil tabii ki, kafa yormuş olmasına ve bunu net bir şekilde ifade etmeye çalışmasına bir saygı sadece. ** Konferans bitti çıkışta Hakan Öztaş ile denk geldik tekrar ve şu soruyu sordu. -Bu çalıştaydan bir şey çıkar mı? Şöyle cevap verdim: -Taş üstüne taş koyarsan çıkar. Bu ayaküstü sohbeti daha fazla devam ettirmek istemedim çünkü bu soru kifayetsiz ve yersiz bir soruydu. Çünkü belediye meclisi üyesi olarak, belediye başkan yardımcılığı yapmış biri olarak, Abitaş’ın yetkilisi olarak çözümün bir parçası olarak böyle bir soruyu sormaması gerekirdi. “Bu toplantının devamı Akçakoca Belediyesi olarak biz yapmalıyız/yapacağız, hatta daha iyisini, daha netice verecek olanını.” gibi bir yaklaşımda bulunmasını beklerdim işin doğrusu. Maalesef bir şeyler çıkmasını mümkün kılacak bir yapının , bir çözümün paydaşı olduğunun farkında değildi. ** Hakan Öztaş’ın bu sorusu/değerlendirmesi doğruyu söylemek gerekirse bu çalıştaydan az da olsa var olan beklentilerimi tamamen düşürdü. Çalıştay üniversitenin programı gereği yapması gereken bir yasak savma toplantısından öteye bir netice vereceğini pek sanmıyorum, bu yapıyı kırmak için gösterilen tüm saygıdeğer gayretlere rağmen. Üniversite ve şehir arasında bir bütünleşme hala yok, sadece bu çalıştay da olduğu gibi zaman zaman protokol gereği yan yana gelmeler var. Ruhlarını para karşılığı satanların deyimiyle kuytumdan çıkıp münzeviliğe geçici bir ara vermekten pek tatminkâr netice alamadım. En iyisi bana yapılan blokaj devam etsin de, davete/davetlere icap etmek zorunda kalmayayım.
Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ