Düzce 9° Bulutlu
Son dakika
Ergun AŞÇI Köşe Yazısı Ergun AŞÇI

BEŞER ŞAŞAR, BENDE ŞAŞMIŞTIM!

“Benim adım Şaşmaz Beşir, beşer şaşar Şaşmaz Beşir, kafamı kullanıp kendime güvenli bir yol seçtim Banker Kastelli.”

Yaşı yetenler hatırlayacaktır, 12 Eylülden sonra TRT ekranlarında çok dönen Ekrem Bora, Cüneyt Arkın, Fikret Hakan ve Eşref Kolçak gibi ünlülerin yer aldığı bu reklam fayda etmemiş beşer şaşmış, bankerlere para yatıran birçok kişide mağdur olmuştu.

İşte dalkıranlar mevzusu da benim için bir beşer şaşar hikâyesi.

Zamanını tam hatırlamıyorum, 8 yıl filan olmalı misafir gelen arkadaşlarımla birlikte Karasu’ya gitmiş ve orada dalgakıranları incelemiş ve neticelerini olumlu olarak değerlendirmiş ve Akçakoca’da niçin yok diye özellikle de Armutçuağzı açıklarını kast ederek Akçakoca’da niçin yok demiştim?

Meğer bir çevre felaketini beğenmişim, benim gittiğim zaman dalgakıranların en olumlu zamanıymış. Aradan geçen yıllarda o boşluklara kum dulmuş, su hareketsiz kaldığı için koku yapmaya başlamış, kimi dalkıranlar yıkılmaya yol tutmuş bir hale gelmiş.

Bu yıl Karasu’ya gittiğimde bu hali gördüm arkadaşımdan bilgi aldım ve dalgakıranların nasıl bir kıyı felaketine dönüştüğünü de öğrendim.

Beşer şaşmıştı.

Sadece bu kadarla değil bu şaşma bu dalgakıranların nasıl bir inşaat teknolojisi ile yapıldığı üzerine de kafa yormamışım. Teknelerle taş ve beton taşınarak bu dalga kıranların yapılacağını düşünmüştüm hep.

Ayrıca Karasu ile Akçakoca’nın kıyı iklimi farklılıkları neticesinde farklı bir inşaat teknolojisi ile yapılacağı kanaatine varmıştım, araştırıp bilgi edinmeden.

Meğer felaketin asli sebebi kullanılan teknolojideymiş.

Bir defa daha söylemem gerekirse dalgakıranların yapımı ile alakalı olarak çok da olumsuz fikirlere sahip değildim.

Ne zamanki Karasu’da yıllar önce olumlu diye baktığım dalkıranlar bir çevre felaketine dönüşmeye başladığını gördüm/öğrendim, düşüncelerim tabii ki değişti.

Beşer olarak şaşmıştım.

Diğer taraftan Cüneyt Yemenici’nin seçim vaatlerinde yer alan bu projenin tıpkı Okan Yanmaz’ın Sarıyayla’ya telefirik projesi gibi bir proje olarak değerlendirmiştim.

Bu projenin ihalesinin yapılacağını öğrendiğim günden beri de bu projenin tanıtım dosyası ile yatıyorum kalkıyorum desem yeridir.

İlgili kanunları, yönetmelikleri ve benzeri birçok belgeyi okudum.

Her okuduğum metinden sonra nasıl bir felaketle karşı karşıya kaldığıma bir kere daha kanaat getirdim.

Bu aymazlığımdan dolayı hicap duydum duymaya da devam edeceğim.

Kendi kendime yalan söyleyip bu hicabı baskılamaya çalışmak, özsaygımı zayıflanmaktan ce hicabımı artırmaktan başka bir işe de yaramazdı.

Bu göz göre göre gelen çevre felaketini anladığım/fark ettiğim günden beri de durdurmaya çalışmaya, zararlarını en aza indirmeye  çalışıyorum ve çalışmaya da devam edeceğim.

Beşer şaşar, bende şaştım ancak bu şaşkınlıktan kurtulabilmeyi başardım, benim dalgakıranlarla ilgili hikâyem bu.

İsteyenler öküz altında zürafa aramaya devam edebilirler.

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. YUKARI MAHALLE CUMHURİYET CADDESİ’Nİ KİM ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATTI, HANGİ YETKİYLE?
  2. PATPATA OTOPARK ÇÖZÜM DEĞİL,ERTELEME ADRES:TBMM
  3. “PATPAT” MESELESİ CEZAYLA DEĞİL KURALLARLA ÇÖZÜLÜR!
  4. AZOTLU GÜBRE ÜZERİNE AYKIRI DÜŞÜNCELER
  5. FINDIĞIN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE TAŞRA SİYASETİNİN MAHCUBİYETİ