Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
HIZLI TREN BALONU
Alev Alatlı’yı tanır mısınız?
Bir zamanlar favori yazarlarımdandı, şimdilerde ise pek takip etmiyorum.
Ancak “Viva la Muerte’” adındaki romanında bir tespiti vardır ki, kulağıma küpedir.
.."mış gibi, rencide olmuş gibi, bıçak kemiğe dayanmış gibi, isyan edermiş gibi, inanırmış gibi, hatta eğlenirmiş gibi yaptığımız doğruydu. Kim daha iyi ...miş gibi yaparsa o kazanıyordu.”
Son günlerde Düzce kadar olmasa da Akçakoca’da da istermiş gibi yapılan, elini taşın altına koyuyormuş gibi yapılan taleplerin başında hızlı trenin Düzce’den geçmesi talebi var.
Birileri çıkıp hızlı trenin Düzce’den geçmesi Düzce için hayırlı olur, hadi bunun için gayret gösterelim, imza kampanyası yapalım diye ortaya çıkıyor ve peşine yine bir dolu miş gibi yapanları takabiliyor.
Netice de bu balon patlatılıyor.
Hem de kimin tarafından Düzce Belediye Başkanı ve eski Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü tarafından, şöyle demiş Faruk Özlü:
“Konu işin ehlinin elinde. Şu anda başka bir güzergâh olsun diye aktif bir çalışma da yok.
Sanki tren kaçıyormuş gibi bu konuyu bu kadar köpürtmek, imza toplamak doğru bir hareket tarzı değil.
Düzce’de hiçbirimiz hızlı tren uzmanı değiliz.
Bırakalım uzmanlar çalışsın.
Bakanlık uzmanları en doğru kararı verecektir. İşin uzmanlarına güvenin”
Düzce’de siyaset hep miş gibi yapmak üzerine, seçim kampanyaları sırasında Faruk Özlü’de sık sık miş gibi yapardı ancak bu kadarına o bile isyan etmiş ve talebi köpürtmeyin diye son noktayı koymuştur.
Hızlı tren meselesi 7 yıl öncede Düzce ve Akçakoca kamuoyunda gündeme işgal etmişti. Ankara Düzceliler Derneği Başkanı Semih Kıbrıs tarafından gündeme getirilmişti.
Aradan geçen yedi yıla yakın sürede bu projenin Düzce’den geçebilmesi için ne yapıldı ki?
Yeni güzergâh araştırmaları vardı da, Düzce bu ihtimallerin dışında kaldı da, tekrar dâhil etme ihtimali için harekete geçmesi isteniyor?
Bunların hiç birinin olmadığını Faruk Özlü açıklamasında net bir şekilde ortaya koymuş.
Yedi yıl önce yapılamayan ne yapılabilir de hızlı tren Düzce’den geçebilir ki?
Aradan geçen zaman fizibilitelerin ve planlamaların daha netleşmesine yaramıştır sadece.
Peki, niçin ihtimal bile olmadığı halde böyle bir talep köpürtülüyor?
Bu olayın köpürtülmesi kim başlattı?
Düzce Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Dekanı Ayhan Şamandar.
Sihirli kelimeleri kullanarak yapmış köpürtmesini de, Japon uzmanlara danışarak köpürtmüş. Japon uzmanlara danışmanın Türkiye’de bir karşılığı olduğunu bilerek köpürtmüş. Bu arada Türk uzmanları yerden vurmuş olmayı da hiç dert etmemiştir.
İşin ilginç tarafı teknoloji uzmanlığında büyük atılım yapıldığında olan AKP kanadından hiçbir tepki de Düzce’de gösterilmedi.
Anında bu köpürtmeye Düzce Şehir Meclisi Kadın Meclisi Başkanı Hanife Gür’den büyük destek gelerek Düzce’den hızlı trenin geçmesi için kampanya başlatıldı.
Hedef te de 100.000 imza.
İmza 100.000 aşağıda kalırsa hızlı trenin gelmemesinin suçu belli ki imza vermeyenlere kalacak kampanyayı düzenleyenler tarafından.
Bu hiçbir işe yaramayacak kampanyadan çıkarılacak ders ise Ayhan Şamandar ve Hanife Gür’ün Düzce’de siyaset sahnesinde daha fazla görmeye hazırlıklı olmamız gerektiğidir.
AKP’nin ya da Ulaştırma Bakanlığının 2023 hedefleri incelenmiş olanlar hızlı trenin Düzce’den geçmeyeceği net bir şekilde görülebilirdi.
Bunun daha kötüsü ise bu planların incelenmiş olmasına rağmen miş gibi yapılıyor olmasıdır. Düzce’de olan biten de sanırım bu.
Düzce kamuoyu AKP iktidarının 2023 hedeflerinin dışında işler yapmanın kötü tecrübesini yıllardır Akçakoca’da OSB kurmaya çalışmanın beyhudeliğinden ders çıkarabilirlerdi halbuki
AKP’nin 2023 planlarının hiçbir yerinde yer almayan Akçakoca OSB için Akçakoca’nın tüm sinerji bu proje için harcandı.
Şimdi de kamulaştırma için kaynak bulamıyorlar.
Çünkü OSB’miz ÇED raporsuz bir OSB ve ÇED raporsuz bir OSB’ye ÇED raporu gerektiren bir tesis kurulamaz.
OSB projesini dayatanların kurmak istedikleri tesisler ise ÇED raporu gerektiren tesisler.
Tesis kurmayacakları bir OSB için niçin kaynak ayırsınlar ki?
**
Her yükselen balonu hayran hayran seyretmek gereksizdir, unutmayın ki balonların içi boştur, büyük çoğunluğu patlar ve de akabinde düşer.