Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
BELEDİYEDE RİV RİV
“Yeni Yönetim Tuttuğunu Koparıyor.”
Akçakocatv’deki bir haberin başlığı böyle, ancak bu başlık Akçakoca Belediyesi için değil Düzce Belediyesi için atılmıştır.
Hâlbuki Akçakocatv yönetimi belediye başkanlığı seçimlerinde MHP adayına ciddi bir destek vermişti.
Ciddi destek verdiği Okan Yanmaz ve ekibi için böyle bir başlığın atılamıyor olması da son derece düşündürücüdür.
Çünkü yeni yönetim mahalli ağızla söyleyecek olursak sadece RİV RİV etmektedir.
Kendilerine oy veren seçmenlerin beklentilerini yerine getirecek radikal tavrı gösterememektedirler.
Mesela Kordon bölgesine yapılacak bina için referandum yapmak için sandık koymak hukuki geçerliliği olmayan popülist bir uygulamadır, radikal bir tavır içerememektedir.
Halkın beklentisi buraya verilen ruhsatın iptal edilmesi için girişimde bulunulması ya da SİT alanı ilan edilmesi benzeri çözüm arayışlarında olunmasıdır.
Belediyenin kötü yönetiminde etkili olduğunu iddia ettikleri bir bürokratın tayin edildiği yeni görevine başlamadan tekrar başka bir göreve başlatılması ise RİV RİV etmenin erken şahikası olarak değerlendirilmelidir.
**
Bu iki misalden çıkarabileceğimiz netice ise yeni yönetimin belediyenin yönetimi için hazır olmadığıdır.
Her hazır olmayan yönetimin yaptığı hataya düşülmekte ve belediye bürokrasinin istediği ve çizdiği istikamette belediyecilik tercih edilmektedir.
Bürokrasi her daim muhafazakârdır ve radikal değişimlere var gücüyle direnir, Akçakoca Belediyesi bürokrasisi de bundan müstesna değildir.
Akçakoca Belediyesi bürokrasisi de yönetimin hazır olmadığından fırsatla bütün radikal değişimlerin önünü kesmekte var olan belediyeciliğin devamında kendi “beka”ları için direnmektedirler.
**
Yeni yönetimin RİV RİV etmek için mazereti var mı?
Elbette ki var, Akçakoca Belediyesin geçmiş dönemde kötü yönetilmesinden dolayı mazeret bulmaktan kolay bir şey yok ki!
Belediyenin beklediklerinden daha borç batağında bulmaları ise en büyük mazeretleridir.
Ancak bu borçlanmanın 120 milyon mu 70 milyon mu olduğunu netleştiremiyor olmalarının bir mazereti ola bilemez.
Akçakoca Belediyesi bürokrasisinden yeterli ikna edici bilgiyi edinip detaylı bir şekilde paylaşamamak kamuoyu tarafından yönetim zafiyetti olarak değerlendirilmeye mahkûmdur.
**
Akçakoca Belediyesinin 120 milyon borcu var ise ortada suç da vardır, çünkü bu borçlanma belediyenin gücünün üstünde ve hukukun izin verdiğinin üzerinde bir borçlanmadır.
Bu borçlanmanın suçlularını bulmak için İçişleri Bakanlığından ve Sayıştay’dan müfettiş çağırmak netice veren bir uygulama değildir.
Sayıştay tarafından belediyelerde yapılan denetimlerin oranı %1 civarındadır ve sıranın Akçakoca Belediyesine gelmesi bir hayli zor gözükmektedir.
İçişleri Bakanlığı müfettişleri denetimleri ise bir netice vermemektedir çünkü yönetim kendi iç denetim mekanizmalarını çalıştırabilecekken topu hemen müfettişlere atması denetimin kararlılığını ortadan kaldırmaktadır.
**
Abitaş Akçakoca Belediyesinin bir kuruluşu. Kötü yönetildiği iddia edilen kuruluşlardan biri.
Abitaş’ın denetim açısından farklı bir konumu da var.
Belediyenin kendi iç ve merkezi idarenin dış denetimi dışında “bağımsız denetçi”ler tarafından da denetlenebiliyor.
“Bağımsız denetçi” çağırılması da bürokrasi tarafından engelleniyor olabilir mi?
Yoksa maksat sadece RİV RİV etmek mi?
**
Elde ki denetim imkânlarını kullanmamak RİV RİV etmek değilse nedir?
Dost acı söyler ve de erken söyler.