Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
Hep Aynı Terane
Akçakoca’ya ikinci bir balıkçı barınağı yapılması için etüt projesi ihalesi açılmış, Ayazlı, Edilli ya da Ümran Boru 2. Balıkçı barınağının yapılacağı muhtemel kıyılarmış.
İyi bir haber bu, hep merak eder dururdum, Kuracaşile’den ya da İnebolu’dan ne eksiğimiz var diye, çünkü Kuracaşile’de 2, İnebolu’da ise limanın içerisindeki ile beraber 3 balıkçı barınağı vardır.
Ancak bu söz konusu haberin devamında Bilim ve Sanayi Bakanı Faruk Özlü’nün söylediklerine istinaden balıkçıların bu yeni yapılan barınağı taşınacağı belirtilmiş.
Ancak bu taşınmanın hangi hukuki altyapıya dayanarak yapılacağı ile ilgili hiçbir açıklamada ortalıkta henüz yok.
İş böyle olunca bakan Faruk Özlü’nün açıklaması ve benzeri açıklamalar maalesef yıldırma çalışması olmaktan öteye gidemez.
Türkiye’de balıkçı barınakları hukuki altyapısı, balıkçı barınakları yönetmeliği ile çizilmiştir. Yüzlerce barınak ve çekek yeri bu yönetmeliğin gereklerine göre hukuki vaziyetlerini devam ettirmektedir.
Akçakocalı balıkçıların yeni yapılacak barınağı taşınabilmeleri için bu yönetmeliğin değişmesi gerekir ki, böyle bir çaba olduğuna dair de hiçbir bilgi yok.
Balıkçılardan rahatsızlık duymak, onlara ikinci sınıf insan muamelesi yapmak Akçakoca’ya has bir vaziyet, Türkiye’nin diğer bölgelerinde böyle bir talep ise yok, kolay değil öyle o yönetmeliği sırf Akçakoca’nın efendileri(!) istiyor diye değiştirebilmek.
Balıkçıları tahliye edebilmek için diğer çözüm(!) de özel kanun çıkarmak olabilir ki, bu halde bile kazanılmış hakların korunması bile bu hali imkânsız kılar. Akçakoca’nın efendilerinin(!) özel konun çıkarabilecek güçleri varsa çok daha büyük projelerin peşinde olmaları gerekmez mi?
TOKİ alanın ön tarafı falan filan açıklamaları ise beyhude açıklamalardır, okuma yazması ve anlama kapasitesi olanlar kentsel dönüşüm kanununu okudukların da balıkçı barınağı üzerinde bir hakları olmadığını göreceklerdir.
İşin bir de Borçlar Hukuku tarafı var, Akçakoca Su Ürünleri Kooperatifi barınağı 10 yıllığına kiralamış vaziyette ve bu sürenin daha 2 yılı doldu. Sadece Borçlar Kanunu bile esas alınsa 8 yıldan önce balıkçıları barınaktan kimse tahliye ettiremez.
Hadi olmayacak duaya âmin diyelim, yönetmelik değişsin ya da özel kanun çıksın, bir balıkçı dahi dirense bu süre bitmeden barınak tahliye edilip marina haline getirilemez.
Bu marina yapacağız iddiaları da bir hayli komik, 3. Mendirek yapılmadan hiçbir yat sahibi balıkçı barınağına yatını bırakmaz, çünkü bu barınağın mal ve can güvenliği yok.
Madem marina yapılacaktı 3. Mendirek projesi niçin iptal edildi sorusuna cevap vermek gerekir ancak cevap verebilecek kimselerden bir cevapta çıkmıyor.
Eğer 3. Mendirek yapılmış olsaydı hem marina için hem de balıkçılar için yer kazanılmış olacaktı. Muhtemel sebep bu olabilir yani “Balıkçıları istemezuk” yaklaşımı.
Cüneyt Yemenici belediye seçimleri öncesinde 3. Mendirek yapımının hem marina hem balıkçılar için çözüm olacağını heyecan ve hevesle anlatıyordu, bu heyecan ve hevesinden niçin ve kimler tarafından vaz geçirildiği açıklamasını da yapmalıdır.
“Yapmalıdır” kısmı bir temenniden öte bir şey değil elbette ki, böyle bir açıklama gelmeyeceğini ise hep biliyoruz.
Mal ve can güvenliği olan bir barınak yapalım bu sayede balıkçıları oraya göndeririz kurnazlığı da fayda getirmeyecektir çünkü her ne kadar Akçakoca’nın efendileri(!) balıkçılara ikinci sınıf insan muamelesi yapıyor olsalar da onların da bir hayat düzeni ve sosyal hayatları var. Efendiler(!) istiyor diye hayat düzenlerini değiştirmek zorunda da değiller.
Hem Akçakocalı balıkçılar, alaca karanlık kuşağında yaşar gibi can ve mal güvenliği olmayan bir barınakta yaşamaya da alışkanlık kesp etmiş vaziyetler, bir nevi adrenalin bağımlılığı da diyebilirsiniz. (!)
Akçakoca Su Ürünleri Kooperatifi üyelerinin, Fikret Albayrak döneminden beri yıldırma çalışmalarına karşı geliştirdikleri bilinç ve bu bilinç ile geliştirdikleri direnç ile haklarını hukuktan ayrılmadan korumak içim mücadele edeceklerinden de kimsenin şüphesi olmasın.