Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
Ölme eşeğim ölme(!)
Sosyal bilimler lisesi öğrencilerinin mağduriyetinin giderilmesi için verilen sözler haddi hesabi yok ancak ortada çözüm diye bir şey yok.
Hatta çözüm olmayacağının ipuçları var fazlası ile.
Mesele gözlerinin önünde büyürken hiçbir şey yapmamış ya da yapamamış olan ilçe milli eğitim müdürü Ömer Ezer “SBL meselesini bir yılda çözerim, çözemezsem istifa ederim “ açıklaması bu meselenin çözülemeyeceğinin delaletidir.
Her şeyden önce Ömer Ezer bu meseleye çözüm bulamadığı, öğrencileri ve velileri mağdur ettiği için anında istifa etmeliydi, ya da istifası istenmeliydi.
Bir yıl sonra Ömer Ezer’in istifa etmesi bir bedel değil, bir yıl daha müdürlük yapma mükâfatıdır. Bu vebali yüklenmek karşılığında bir yıl daha müdürlük yapabilme mükâfatıdır.
Bir yıl sonunda çözüm üretilemediği zaman da Ömer Ezer’e yetki vermiştik beceremedi mesajı verilecektir Akçakoca kamuoyuna.
Meselenin çözülemeyeceğinin çözülmek istenmeyeceğinin çok mühim misali de var Akçakoca’da.
Akçakoca İmam-Hatip Lisesi 7 yıl önce TOKİ’de yapılan ilköğretim okuluna geçici olarak gitmiş ve TOKİ konutlarında yaşatılan bu mağduriyetin en kısa zamanda giderileceğinin sözü verilmişti.
TOKİ konutlarında yaşatılan bu mağduriyeti gidermesi gereken kişilerin başında Ömer Ezer geliyordu.
Peki, giderebildi mi, biliyoruz ki gideremedi. Gidermek için çaba harcasa bile netice alamadığı ortada.
Yani Ömer Özer mağduriyet yaşatma da bir hayli tecrübe biriktirmiş vaziyette, daha doğrusu tecrübesi çözüm üretmekten çok çözüm üretememek üzerine.
Bir yıllık mağduriyeti, mağduriyetten saymayan bir kadro silsilesinin verdiği sözlere itibar edilmesi için ortada bir tane sebep yok.
Öte yandan bu mağduriyetin yaratılmasında başrol oyuncusu olan Düzce milletvekili Ayşe Keşir’in ve onunla işbirliği yapanların boş durmayacağını da herkes biliyor.
Sanayi ve teknoloji bakanı ve dolayısı ile Düzce’nin siyasi patronu olan Faruk Özlü’nün zamanın da talimatlarını dinlemeyenlerin sonrasında dinliyormuş gibi yapıp ortada gözükmeyenlerin çözüm üretilmemesi için faaliyet göstereceği ya da pasif direnme yapacağı varsaymamak ihtimal dâhilin de bile değildir.
7 yıldır imam-hatip lisesinin başka bir binada geçici olarak kalmasından rahatsızlık duymayanların bu hale çözüm üretemeyenlerin, SBL öğrencilerinin mağduriyetine çözüm üreteceğiz sözüne itibar edilebilir mi? Üstelik öğrenciler mağduriyeti her gün yaşarken, bu mağduriyeti yok sayarlarken.
Tecrübeler bu sorunun cevabının olumsuz olduğunu gösteriyor. Mağduriyetin giderilmesi için yapılan olumlu görüşme sayısı ne kadar artarsa neticenin olumsuz olması da o kadar garantidir. Eh bu meseleye çözüm ararken olumlu geçen görüşme sayısı da bir hayli fazla.
Her zaman ki gibi, zamana yayarak unutturma taktikleri olarak değerlendirmek gerekir yapılan bütün açıklamaları, bu hususta da çok başarılılar haklarını yememek lazım.
Kısacası bu mağduriyeti gidermek için yapılan açıklamaların çoğu samimiyet içermemektedir ve Akçakoca’da yaşanan tecrübelerde bu samimiyetsizliğin neredeyse daimi olduğunu göstermektedir.
Sürekli teyakkuz halinde olup, meseleyi zamana yayarak unutturma alışkanlığında olan bu kadro silsilesine devamlı rahatsızlık verilerek belki bu mesele çözülebilir. Bu bile çok düşük bir ihtimaldir.