Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır*
Sosyal Bilimler Lisesi öğrencilerine layık görülen muamelenin haksızlık olmadığını söyleyebilecek bu adaletli bir uygulamadır diyebilecek kimse var mı?
Bu uygulamayı savunan Yaşar Hoşbaş bile bunu intikam duygusuyla 28 Şubat sürecinin bir cevabı olarak gördüğünü de açıklayıvermiş sanal medya kanalı ile.
Sosyal Bilimler Liseleri AKP iktidarında 2003 yılında kurulmaya başlamış liseler,28 Şubat sürecinin intikamını AKP hükümetlerince kurulan liseler vasıtasıyla almaya kalkmanın ahmaklığı karşısında suskun kalmayı izah etmek için kavram bulabilmek gerçekten çok zor.
Üstüne üstelik bu lisenin Akçakoca’da açılması AKP çevrelerince alkışlarla karşılanmıştı.
Ya o zaman ki alkışlar yalandı, ya da şimdiki suskunluk.
Bu suskunluk Akçakoca’nın sahipsiz olduğunun da ispatıdır.
Kimler mi Akçakoca’ya sahip çıkmıyor?
Başta Cüneyt Yemenici tabii ki.
Mahalli basının sayfalarında yer almayı Akçakoca’ya sahip çıkmaktan daha mühim gördüğü için bu suskunluğunu mazur görebiliriz.(!)
AKP ilçe başkanı Dergah Akça’nın mazereti daha sağlam Cüneyt Yemenici’den müsaade alamadığı zaman hiç konuşmuyor zaten.(!) İşleri ile ilgilenmekten Akçakoca’ya sahip çıkmaya fırsat bulamadığının da herkes farkında.
Sosyal Bilimler Lisesinin Akçakoca’ya gelmesi için Düzceli siyasetçilere çalım atan eski milletvekili Osman Çakır’ın suskunluğuna ne demeli pekâlâ.
Siyasi kariyeri açısından sıkıntılı günler geçiriyor olması vicdanın sesini dinlemeye niye engel olsun ki. Eminim ki yakın çevresine bu uygulamadan duyduğu rahatsızlıkları ifade ediyordur.
Ancak suskun kaldıkları için Akçakoca’yı sahipsiz bırakanlar sadece bu kişiler ile sınırlı değil elbette ki.
Mesela eski ilçe başkanı Mustafa Ezer topa girmeli, bırakın Yaşar Hoşbaş’ın AKP ilçe yönetim kurulunu girmesini AKP üyesi olmasından bile rahatsız olduğunu cümle âlem bilirken suskun kalması nasıl izah edilebilir ki.
Mustafa Ezer üstelik Düzce milletvekili Fevai Arslan ile sıkı ilişkiler içerisinde olan biridir. Belki de Akçakoca’da yapılan bu haksızlıktan sonra Sosyal Bilimler Lisesinin Düzce’ye gelecek olmasından memnun kalacağı için Fevai Arslan Mustafa Ezer ricalarına rağmen parmağını kıpırdatmıyor olabilir.
Ayşe Keşir diye de bir milletvekilimiz var bizim toplantılarda nadiren hamasi konuşmalar yapmanın dışında her hangi bir hadise de varlığını dahi hissedemezken böyle bir hadisede suskun kalmasını normal karşılıyor olmamız Akçakoca’nın sahipsizliğinin bir ispatı değil midir?
OSB için hukuksuzluğu göze alarak canını dişine takan ekmek zammı taleplerini anında onaylayan yani tavrını hep zenginden yana koyan ATSO başkanı Mehmet Nazım Pazvant’ın suskun kalmak için mazereti ne olabilir ki? ATSO seçimlerini tekrar kazanmak için kariyer hırsı vicdanın sesinin önüne geçmesi olabilir mi?
Suskun kalanların listesini o kadar çok uzatabiliriz ki, ancak protokol kurallarına uyarak suskun kalanları Düzce İl Genel Meclisi Başkanı Dursun Çakır ve Sanayi ve Bilim Bakanı Faruk Özlü ile neticelendirelim.
Faruk Özlü yoğun programı sebebi ile hadiselerden haberi olmayabilir ancak yeni danışmanı Burçin Sarıcan’ın varlığı bu mazereti geçersiz kılıyor.
Dursun Çakır’ın mazereti ise umumiyetle suskun kalıyor olması olabilir.
Bu haksızlık karşısında bu yazıda yer alanların ya da almayanların siyaseten ayaklarına kurşun sıktıklarının farkında olmamaları ise bizim büyük talihsizliğimizdir.
• Hz. Ali tarafından söylenmiştir.