Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
Akçakocada Bektaşilik
AKÇAKOCA’DA BEKTAŞİLİK
Mahalli araştırmacımız rahmetli Şükrü Dönmez Yetmişbirlerin ve Ondörtlülerin Yeniçerilikle alakalı olduğunu söylerdi.
71. ve 14. orta mensubu Yeniçerilerden geldikleri için.
Yeniçeri Ocağı 1826 yılında yok edilmiştir.
Yeniçerilerin Akçaşehir’e(Akçakoca) yönetici olarak atandıkları ve emekliliklerinde Akçakoca’da yaşamaya devam ettiklerini Yetmişbirler ve Ondörtlüler’den dolayı biliyoruz.
Bilmediğimiz Akçaşehir’e daha kaç Yeniçerinin yerleşmiş olduğudur.
Yeniçeriler bilindiği gibi Bektaşidir. Hacı Bektaş Veli’nin izinden gitmişlerdir.
Akçaşehir’de Yeniçeriler yerleştiğine göre Bektaşilikte var olmuştur.
Ancak bugün bu Bektaşiliğin izlerini bulabilmek son derece müşküldür hatta imkansızdır da denilebilir.
Bu imkânsızlık hali günümüzle de alakalı değildir 1826’dan başlayıp Cumhuriyet’in kuruluşu ile de devam eden bir süreçtir.
Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet tarafından dayatılan Sünni dini eğitim anlayışı ve Sünni merkezli Türkleştirme anlayışının Akçakoca’da ki etkilerinden biride Bektaşiliğin izlerinin tamamen silinmesi olmuştur.
Bugün için Bektaşiliğin izlerini Akçakoca’nın eski yerleşim birimi olan Mahalle’de hayat anlayışında bulabilmek mümkün.
Mahalle’de göreceli de olsa seküler bir hayat anlayışının var olmasının muhakkak ki Bektaşilik ile bir ilgisi var.
Ancak bugüne kadar mahalli tarih adına yapılan çalışmalar Bektaşiliğin izlerini bulmaya değil örtmeye yönelik olmuştur.
Daha doğrusu Bektaşilik bu mahalde hiç var olmamış gibi tarih yazımları yapılmıştır.
Akçaşehir’in kuruluşu 1640’lı yıllarda Kerameddin Divanına kadar gidiyor.
Divan vergi ölçeğine göre kurulmuş bir idari birim .
Bu idari birime ismini veren Kerameddin’in emekli bir Yeniçeri ve dolayısı ile Bektaşi olabilmesi de kuvvetle muhtemel olabilir.
Bu izleri bulabilmenin en önemli belgeler ise mezartaşlarımız. Mezartaşlarımız Bektaşiliğin izlerini bulabilmemiz için yeterli ipuçlarını verebilir.
Yeter ki gerçek bir mahalli tarih yazmak isteğimiz olsun.
Muğlak bir “ECDAD” tanımı herkesin işine geldiği ve bu muğlaklığın tepe tepe kullanılmasından vazgeçilmeyeceği için bu benzeri teşebbüslerin gerçekleşmeyeceğini hatta engelleneceğini düşünmek için çok sebep var.
Ernest Renan’ın dediği gibi “TARİHİ ÇARPITMADAN BİR MİLLET YARATAMAZSINIZ” düsturu ile hareket edenlerin tarihle değil tarih adına çarpıtılanlarla hemhal olduğu bir yerde gerçeklerin peşinden kim koşar ki?