Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
EYYAMCI BAŞŞKAN
Futbol sezonu açıldığına göre girizgâhımızı futbol raconu çerçevesinde yapalım.
Başşkan Bey Sky Tower Otelin kaçak iskele yapması karşısında sadece eyyam yapmıştır.
Eyyamcı iltifatını dört dörtlük hak etmiştir. Kanun dışı inşaat çalışmaları bitmek üzereyken inşaatı mühürledik açıklaması yapmak eyyam yapmanın kralı değilse nedir?
Kariyerinde ilerlemek ya da kariyerini kaybetmek istemeyen bir futbol hakemi gibi tavrını büyükten ve güçten yana kullanarak tehlike yaratmayacak yerlerde küçük takım lehine sürekli fauller çalmış ancak büyük takımın kabak gibi ofsayttan attığı golü bilerek görmemiştir.
Burada büyük takım Sky Tower Otel sahibi küçük takım ise Akçakoca halkıdır.
Futbol lisanından uzaklaşıp hukukun lisanına daha doğrusu hukukun üstünlüğüne itibar etmek isteyen Başşkan Bey eyyamcı bir hakem gibi davranmasa neler yapabilirdi kısmı ise bu yazımızın ana mevzusu.
Değiştirilmesi için bütün çabalara canı gönülden destek verdiğim 12 Eylül anayasanın içerisinde net olarak halkın yarına olarak sayılabilecek birkaç maddeden biri olan anayasanın 43. Maddesi bakın ne diyor:
“Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir.”
Anayasanın 43. Maddesinin kanunla düzenlenir dediği şartlar 1990 yılında 3621 sayılı kıyı kanunu ile düzenlenmiştir.
Bu kanunun ikinci bölümündeki kıyı, kıyı kenar çizgisi, sahil şeridi, planlama ve yapılanmayı düzenleyen kıyının korunması, yapı yasağı ve kıyıda yapılacak yapılar başlığı ile düzenlenen altıncı maddesi şöyle:
“Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.
Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez.
Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez.
Kıyıda, uygulama imar planı kararı ile;
a) İskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler,
b) Faaliyetlerinin özellikleri gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan tersane, gemi söküm yeri ve su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri gibi, özelliği olan yapı ve tesisler
Yapılabilir.
Bu yapı ve tesisler yapım amaçları dışında kullanılamazlar.
Kıyıda nasıl çalışma yapılacağı çok açık değil mi?
Uygulama imar planı kararı ile ..
Peki, uygulama imar planında böyle bir karar var mı?
Açık ve net olarak belirteyim.
Böyle bir karar yok.
Peki, ne var?
Anayasanın 43. Maddesini ve 3621 sayılı kıyı kanunun alenen ihlal etmek var.
Anayasayı ve kanunları hiçe sayarak Akçakoca kıyılarını işgal etmek var.
NE YAPILABİLİRDİ/NE YAPILABİLİR
2006 yılında Sayıştay Başkanlığınca hazırlan “KIYILARININ KULLANIMIN PLANLANMASI VE DENETİMİ” adlı performans raporu neler yapılabilirdi sorusunun ve hala da neler yapılabileceğinin tam izahatını veriyor.
“Kıyı alanlarında belediyeler zabıta ve imar müdürlükleri, valilikler ise Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü elemanları ile kontrol ve denetim yapmaktadır.
Kıyı ihlali belirlendikten sonra yerel idarelerin farklı uygulamalar
yaptıkları görülmüştür.
Bazı yerlerde her çeşit kıyı ihlali için 3194 sayılı İmar Kanunu
hükümlerine, bazı yerlerde ise 775 sayılı Gecekondu Kanunu
hükümlerine göre uygulama yapılmaktadır.
İmar Kanunu’na göre, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykır yapılar herhangi bir şekilde öğrenildiğinde belediye veya valiliklerce o andaki İnşaat durumu tespit edilerek inşaatın durdurulması, bu tarihten İtibaren bir ay içerisinde yapının ruhsatlı ya da ruhsata uygun hale getirilmesi gerekmekte olup aksi takdirde bu yapıların belediye encümeni veya il idare kurulu kararı üzerine belediye veya valilikçe yıktırılması ve masrafının yapı sahibinden tahsil edilmesi gerekmektedir.
775 sayılı Kanunun 18’inci maddesinde ise “ Devletin hüküm ve
tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar, inşa sırasında olsun veya iskân edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır.” hükmü yer almaktadır.
Yerel idareler kıyı ihlallerinin kaldırılması için genellikle mahkemelere müracaat etmekle birlikte bazı yerlerde ihlallerin doğrudan kaldırıldığı da görülmüştür.
Mülkiyet ihtilafının olmadığı alanlardaki ihlallerin de mahkeme yolu ile kaldırılmasına yönelik bu uygulama, yargı yolunun uzun sürmesi, mahkemelerce verilen yıkım kararlarının da uygulanmayarak para cezası ile yetinilmesi sonucunda ihlallerin devam etmesine yol açmaktadır. “
Bu uygulamaların yetkisi ise yine 3621 sayılı kıyı kanunun 13 maddesinde mevcut:
“Bu kanun kapsamında kalan alanlardaki uygulamaların kontrolü; BELEDİYE ve mücavir alan sınırları içinde BELEDİYE, dışında ise Valilikçe yürütülür.
İlgili bakanlıkları teftiş ve kontrol yetkileri saklıdır.”
Yani kaçak iskele inşaatını kontrol etmek konusunda bir numaralı kurum Akçakoca Belediyesidir.
Görüldüğü gibi belediyemizin yetkili organları ve Başşkan Bey hala harekete geçip bu kanunsuzluğa dur diyebilir.
Ancak görünen o ki, Başşkan Bey bu duruma dur demek istemiyor.
Eyyam yaparak işi zamana yayarak bu konunun gündemden düşmesini umuyor.
İşin bir tarafı daha var ki gerçekten gücüme güdüyor.
Başşkan Bey inşaatı mühürlettik açıklaması yaparken inşaat çalışmalarının devam etmesi Başşkan Beyin ciddiye alınmaması beni gerçekten üzüyor.
Bu durumun bile bile olması ihtimali ise üzüntümü kat kat artırır.
**
Bu konuda niçin sadece Başşkan Beyi suçluyorsun da diğer yetkilileri suçlamıyorsun sorusu muhakkak ki gelecektir. Bu soruya peşinen açıklık getireyim.
Bu konudaki diğer bütün yetkililer atanarak gelmiş yetkililerdir
Başşkan Bey hariç, o seçimle gelmiştir. Seçimle gelmek hesap sorulabilir olmasını ve şeffaf olmasını gerektirir.
Kanunun açıkça söylediği gibi ilgili bakanlıkların kontrol ve teftiş yetkileri saklı iken ve bir şey yapmazlar iken belediyemiz bizim bu konuda dört elle sarılmamız gereken kurumdur.
Belediyemiz kıyılarımızı korumak konusunda diğer bütün kurumlardan daha aktif olması gerekmektedir.
Belediyemiz diğer bütün yetkilileri harekete geçiren kurum olmalıdır.
Diğer bakanlık yetkileri Düzce’de iken yapılan kaçak iskele belediyemize yüz metre mesafede olması bile belediyemizin bir numaralı sorumlu olması için yeterli bir sebeptir.
Başşkan Bey Akçakoca halkının menfaatlerini korumak için o makamdadır eyyam yapmak için değil.
Bu hukuksuzluğun bürokrasinin yavaş işleyen kanallarında yok olmaması için mücadele vermek zorundadır.
Belediyemiz bu konuda dava açmak dâhil her süreci işletmelidir.
Şehircilik ve Çevre Müdürlüğünden SKY Tower Otelle yapılan protokolü isteyip bu konuda çalışmalar gösterebilir.
Çünkü o protokolün ne olduğunu bilmek kamuoyu açısından çok önemli başka ihlaller olup olmadığını o protokol sayesinde öğrenebiliriz.
Eyyamcı olmadığını böyle bir adım atarak gösterebilir.
Akçakoca’da hemşerilerimizin yaptığı/ yapacağı kanundışı inşaatlara bu gelişmelerden sonra belediyemiz tarafından müdahale edildiğinde birçok kişi Başşkan Beyin adalet terazisinin zenginden yana çalıştığını düşünecektir.
Böyle düşünenleri kim suçlayabilir ki?