Köşe Yazısı
Ergun AŞÇI
“Başşkan bey ne demek” meselesi
Hasan Aşık benim 25 yıllık arkadaşım.
Başşkan Beyin çok kızdığı limanda rakı içerek devrim yapanlardan.
Başkkan Bey limanda rakı içerek devrim yapanlara karşı çok kızgın ama onlar gönül zenginliğine sahip oldukları için Başşkan Beye kendilerini siper etmekten, Başşkan Bey onları sık sık ofsayda düşürmesine rağmen imtina edemiyorlar.
Hani, Başşkan Bey kadirşinaslık edip kıymetlerini bilse neyse de ama durum da tam tersi.
Başşkan Beyin belediyemizdeki uygulamaları ve şehrimize yaptıkları hakkında birçok yazı yazdım eleştirilerde bulundum.
Kimilerine göre haklı bulundum kimilerine göre haksız.
Bu durumda son derece doğal herkes aynı fikirde olamaz ki.
Başşkan Bey ve avenesine göre bu eleştiriler acımasız ve haksız.
Hatta zaman zaman Başşkan Bey çıkar ilişkileri içersinde olduğumu ima etmekten dahi çekinmiyor.
Böyle imalar yapmasına rağmen hiçbir çıkar ilişkisi bulamamaktan da hicap duymuyor.
Çıkar ilişkileri içerisinde olmadığımı hep eski başkan yardımcısı Abidin Eskici’yi gösterdim bu yazının baş muhatabı Hasan Aşık’da bu konuda kefil göstereceklerimdendir.
Başşkan Beye kendisini siper edenlerde kahramanca (!) isimsiz mesajlarla yorum yaparak Başkkan Beye katılıyorlar.
Mamafih Hasan Aşık bunlardan değil, ismiyle cismiyle yazı ve yorum yapmaktan çekinmeyenlerden her ne kadar üslubu benim Başşkan Bey hitabından daha amiyane bir şekilde olsa da.
Hasan Aşık soruyor “Başşkan” ne demek diye.
Söylemeliyim ki; “Başşkan “ hitabı artık benim kontrolümden çıkmış yazılarıma yapılan umumiyetle isimsiz yorumlarla içeriğine içerik katmaktadır. (Bu içerik başka bir yazının konusu da olacak gibi gözüküyor.)
8 Ocak tarihinde yazdığım yazıya bir dipnot koyarak “Yazılarda Sayınn Fikret Albayrak yazmak bir hayli harf ziyanlığına sebep oluyordu. Bundan sonra yazılarımda kendisinden Başşkan Bey diye bahsedeceğim. İsteyenler okurken Başşkan Bey yerine Sayınn Fikret Albayrak hitabını koyabilirler.” demiştim.
Yani bir izahat yapmışım.
O zamana kadar birçok kişinin fark etmediği bir mevzuya da dikkat çekmek isterim.”Sayın” hitabını “Sayınn “ olarak yazıyordum ve bu durum kimsenin dikkatini çekmiyor ya da en azından kimse umursamıyordu.
Hımmm, demek ki iktidar odaklı bir ironi yapınca önemli oluyor.
“Sayınn” demek kimsenin umurunda değil “ Başşkan” demek birçok kişiyi rahatsız ediyor, bu duruma Wittgenstein’ı anarak daha zengin yorumlar getirmek mümkün de yazımızın konusu bu değil.
8 Ocak tarihinde “Başşkan Bey” hitabına geçmemin sebeplerini de kısaca izah edeyim.
Beni tanıyanlar bilir, küfür etmem bugüne kadar küfür ettiğimi gören/duyan olmamıştır. Bundan sonra da gören olmayacaktır.
Çünkü küfür etmeyi bir acizlik sayarım. Başşkan Bey’de özellikle sohbet ortamlarında bu acizliği sık sık yapanlardan. Bana ve yakınlarıma ağız dolusu küfürler ettiğini o sohbetlerde bulunanlar bana iletiyorlar.
Küfür etmeyen biri olarak Akçakoca Belediye Başkanına hiçbir şekilde yakışmayan ve yakışmayacak bu duruma ironi yapmak için geliştirdiğim bir tavırdır,”Başşkan Bey” demek.
Bu hitap, Başşkan Beyin bu acizliği ile dalga geçmek amacını taşır mı?
Kesinlikle taşır.
İlhamımı Başşkan Beye yağ çekmek için “Başşkanım” vurgusuyla konuşanlardan aldım. Bundan sonra dikkat ederseniz yağdanlıklardaki ”şş” vurgusunu hissedersiniz.
Aslında yanlışlıkla da olsa küfür etsem herkes rahatlayacak ancak böyle bir şey olmayacak böyle bir acizlik göstermem söz konusu değil.
“Başşkan Bey “ hitabının başka bir hedefi daha var.
Bu hedefte Başşkan Beyi yeryüzüne indirmek, ölümlü olduğunu hatırlatmak.
Akçakoca’nın mitolojik ismi bilindiği gibi Diapolis. Diapolis Apollon adına kurulmuş bir şehir. Apollon’da mitolojide ışığın tanrısıdır.
Başşkan Beyde seçilir seçilmez tıpkı Apollon gibi ışığıyla Akçakoca’yı parlattığına/aydınlattığına inandığı için bu inancına uygun sloganı da bulmuştu,”Parlayan Kent Akçakoca”
Hani ”Parlayan Kent Akçakoca” sloganını icraatlar yaptıktan sonra edinse böyle yorumlamayacağım ama seçilir seçilmez şehri parlattığına inanıp böyle bir tercihte bulununca Başşkan Beyi yeryüzüne indirmek ve ölümlü olduğunu da hatırlatmayı kimse üzerine almayınca bu görev de bizatihi bana kaldı.
Bu arada Kaplan Dede Dağına Olimpos desek mi tartışmasını da başlatmak istiyorum. Diapolis’e yani Parlayan(!) Kent Akçakoca’ya da Olimpos Dağı da yakışır(!) yani.
Umarım ki, Hasan Aşık ve “Başşkan Bey” ne demek diye soran arkadaşlar için açıklamalarım yeterli olmuştur.
Bu konuyu açıklığa kavuşturduğumuza göre başkan Bey’in icraatları ile ilgili eleştirilerime yorumlarda bulunurlar diye umuyorum.
Bir önceki yazımda başkan “Gezi gençlerini anlamak lazım” diyen Başşkan Beyin konuştuklarının arkasında durup 30 yaşının altındakilerden belediye meclisi üyesi yaparsa takdirlerimi şimdiden sunuyorum demiştim.
Hasan Aşık’da bu yazıya cevaben benim samimi olmadığımı yazıya gönderdiği mesaj da beyan etmiş.
Diyelim ki durum öyle, senin eşek kancık olsun misali ben samimi değilim.
Başşkan Beyin bu konuda ne tutum alacağı konusunda iki laf etmekten imtina edip sen samimi değilsin demek neyin nesidir ki?
Bana samimi değilsin demek çok kolay, hadi iki laf da Başşkan Beyin bu konuda ki tutumu hakkında söylesene.
Beni Başşkan Bey dediğim için kınamak çok kolay, Başşkan Beyi küfür ettiği için kınayamayan ayıplayamayan ve bunu yazamayan birinin beni samimi olmamakla suçlaması ne kadar inandırıcı olduğu da ayrı bir konu.
Bugüne kadar böyle bir şey yapan olmadı. Hasan Aşık bu konuda yalnız değil ki, sürüsüne bereket derler ya, tam o durum.
Mazeret hazır onu da biliyorum.”Başşkan Beyi eleştirirsek karşıdakilerin ekmeğine yağ süreriz” mazereti”.
Bakın bu mazeret sağlam(!) bir mazerettir de. Kötü tarafı yağdanlıklarla kol kola gözükmektir.
Daha da kötüsü demokrat olmaya gölge düşürmektir. Eleştiri mekanizması kendi içinde çalıştırmayan yahut sürekli erteleyen bir yapının demokratlığı elbette ki ciddiye alınmaz.
“Başşkan Bey ne demek” konusundaki açıklamalarımdan sonra beklentim bu konuya kafayı takan arkadaşlarımdan lağım kokulu bu günlerde Akçakoca’da ve belediyemizde olanlar konusunda açıklamalar yorumlar ve eleştiriler bekliyorum.
Birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğunuz bu günlerde lağım kokularını duymuyorsanız bunun sebebi birlik ve beraberlik içerisinde olduğunuz yoğun mesailer harcadığınız arkadaşlarınızın ter kokularının daha baskın olmasındandır.
Bir mola verin, biraz arkadaşlarınızdan uzaklaşın, balıkçı barınağına temiz hava almaya gidin.
Bu sayede de Sky Tower Otelin Armutçuağzı kıyılarına neler yaptığını görme fırsatınız da olur.
Lal olmuş dilleriniz belki çözülür.