Köşe Yazısı
Nevzat CİNGİRT
Bizim de Vardı Bir Hayalimiz…

“Motorları maviliklere süreceğiz...” demişti Nazım Usta.
Ben de o büyük hayalin içine henüz liseye yeni başlamış bir delikanlıyken karıştım. Yıl 1976’ydı...
Düzce’de, Eski Akçakoca Caddesi üzerindeki üç katlı bir binanın ikinci katında bulunan derneğin kapısından ilk kez içeri adım attığım günü dün gibi hatırlıyorum. İçimde heyecan, aklımda umut vardı. Nazım Hikmet’in “En güzel deniz henüz gidilmemiş olandır” dizelerindeki gibi, daha güzel bir geleceğin mümkün olduğuna inanıyorduk.
Kapısından içeri girdiğim yer, İlerici Gençler Derneği, yani İGD’ydi.
Kısa sürede üniversitelerde, fabrikalarda ve mahallelerde örgütlenen İGD, dönemin en büyük gençlik hareketlerinden biri haline geldi. Bizler de ülkemizin daha adil, daha özgür ve daha güzel yarınlara kavuşması için düş kuran gençlerdik.
Ancak o düşlerin bedeli ağır oldu.
Benim de aralarında bulunduğum binlerce İGD üyesi gözaltına alındı, işkencelerden geçti, cezaevlerine konuldu. 104 arkadaşımız yaşamını yitirdi. Yüzlercesi hayatına engelli olarak devam etmek zorunda kaldı. Kimileri doğup büyüdüğü topraklardan uzaklarda, gurbet ellerde ömür tüketti; kimileri ise bir daha vatanına dönemedi.
Aradan tam yarım asır geçti...
Bugünlerde Adnan Sel’in imzasını taşıyan “Düşlerin Peşinde Kavganın İçinde” adlı çalışma, İGD’nin kuruluşunda yer alan isimlerin tanıklıklarını bir araya getiriyor. Ancak İGD’nin tarihi yalnızca yöneticilerin değil; bildiri dağıtanların, gözaltına alınanların, direnenlerin, yılan ve yorulanların, umut edenlerin ve zaman zaman hayal kırıklığı yaşayanların da tarihidir.
Ustalar tarihi çoğu zaman kazananların yazdığını söyler.
Bizim kuşağın hikâyesi de biraz böyledir. Yazılmayan, yazdırılmayan, üstü örtülmek istenen bir hikâye...
Ama ne olursa olsun, o küçük odalarda, uykusuz gecelerde kurulan dostluklar, omuz omuza verilen mücadeleler, söylenen marşlar, paylaşılan ekmek, dayanışma ve kurulan hayaller hâlâ yaşamaya devam ediyor. Çünkü bazı anılar yıllara yenilmez; bazı değerler zaman geçtikçe daha da anlam kazanır.
Bugün geriye dönüp baktığımda görüyorum ki gelecek kuşaklara bırakabileceğimiz en büyük miras; uğruna emek verdiğimiz değerler, ödediğimiz bedeller ve ortak hafızamızdır.
Bir parçası olmaktan her zaman onur duyduğum İGD’nin hikâyesini gelecek kuşaklara aktarma çabasına katkı sunan, ve her sayfasında kendimi bulduğum “Düşlerin Peşinde Kavganın İçinde” kitabında emeği bulunan tüm dostlarıma yürekten teşekkür ediyorum.
Çünkü unutulan değil, anlatılan tarih geleceğe kalır.
