Köşe Yazısı
Nevzat CİNGİRT
Yolu Akçakoca Cezaevinden Geçenler…

Bazı binalar vardır; sadece taş ve harçtan ibaret değildir. Onların duvarlarında yaşanmışlıklar, hüzünler, sevinçler ve unutulmayan anılar saklıdır. Akçakoca'nın tarihi cezaevi de işte böyle bir yapı…
Bu cezaevinin yolu, sadece kanun karşısında suçlu kabul edilenlerle kesişmedi. Kimi bir yakınını ziyarete geldi, evlat babayı, eş kocayı, torun dedeyi, kimi bir dostunu görmek için o ağır demir kapılardan geçti. Benim de, birçok Akçakocalı gibi, çeşitli nedenlerle yolum o taş binaya düştü.
O taş duvarların maltasında volta attım. Ranzasında tespih dizdim. Kibrit çöplerinden gemiler yaptım. Her gemiyi yaparken de Nâzım Hikmet'in o unutulmaz dizeleri aklımdan geçerdi:
"En güzel deniz; henüz gidilmemiş olandır."
İşte bu yüzden o yapı benim için sadece bir cezaevi değil, Akçakoca'nın ortak hafızasının en güçlü tanıklarından biridir.
Şimdi o ağır kapılar bambaşka bir amaç için açılıyor.
Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü'nün öncülüğünde yürütülen restorasyon çalışmasıyla tarihi taş bina kütüphaneye dönüştürülüyor. Bir zamanlar özgürlüğün özlemiyle dolu olan bu duvarlar, artık kitapların sessizliğiyle buluşacak. Bir zamanlar demir parmaklıkların gölgesinde yaşanan hayatlar, yerini bilgiye, öğrenmeye ve geleceğe bırakacak.

Evet sevgili dostlar,
Kentler sadece yeni binalar yaparak büyümez. Asıl gelişmişlik, geçmişini koruyup ona yeni bir anlam kazandırabilmektir. Tarihi yıkmak kolaydır; yaşatmak ise vizyon ister. Eskiyi geleceğe taşımak, beton dökmekten çok daha değerlidir.
Bu nedenle bu projeyi yalnızca bir restorasyon çalışması olarak görmek eksik olur. Çünkü burada korunan sadece taş duvarlar değil, Akçakoca'nın kent hafızasıdır. Bugünün çocukları belki o binanın bir zamanlar cezaevi olduğunu kitaplardan öğrenecek; fakat aynı binada ders çalışacak, araştıracak ve hayaller kuracak.
Bu nedenle Sayın Faruk Özlü'ye, yok olup gitmeye yüz tutmuş bu tarihi yapıyı koruyarak Akçakoca'nın kent hafızasına yeniden kazandırdığı için içtenlikle teşekkür ediyorum.
Ancak bir dileğim daha var…
Umarım bu kütüphanenin bir köşesi, binanın cezaevi olarak hizmet verdiği yılları da unutturmaz. O döneme ait fotoğrafların, mahkûmların yaptığı el sanatlarının, cezaevinden yazılmış mektupların ve hatıraların sergilendiği küçük bir "hafıza köşesi" oluşturulur.
Çünkü geçmişi unutmadan geleceği inşa etmek, bir kente yapılabilecek en büyük kültürel yatırımlardan biridir.
Ve inanıyorum ki Akçakoca'nın o eski taş duvarları, bundan sonra sadece sessizliği değil; bilgiyi, kültürü ve umudu da anlatacak.
