Köşe Yazısı
Nevzat CİNGİRT
Gazetecilik Dip Yaptı…
Ben demiyorum… TÜİK söylüyor.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıkladığı 2025 yılı yükseköğretim istihdam verileri, yalnızca üniversite tercihinde bulunacak gençler için değil, gazetecilik mesleğinin geleceği açısından da düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor.
Listeye bakıyorsunuz…
Pilotaj zirvede…
Tıp yine güvenli liman…
Dil ve Konuşma Terapisi mezunları ortalama 2,4 ayda iş buluyor.
Polis Meslek Eğitimi mezunlarının istihdam oranı yüzde 92,6.
Peki ya gazetecilik?
Ne yazık ki listenin en alt sıralarında…
Üstelik sorun yalnızca maaş meselesi de değil.
TÜİK verilerine göre alan uyumu en düşük bölüm grubu, "Sosyal Bilimler, Gazetecilik ve Enformasyon." Yani gazetecilik eğitimi alanların önemli bir bölümü mezun olduktan sonra kendi mesleklerini yapamıyor.
Aslında bu tablo, yıllardır gözümüzün önünde duran ama nedense görmezden gelinen gerçeğin rakamlara yansımış halidir.
Bir zamanlar gazetecilik; saygınlığı, itibarı ve toplum üzerindeki etkisiyle gençlerin hayalini kurduğu mesleklerden biriydi. Bugün ise üniversite tercihinde bulunan bir genç, "Mezun olunca iş bulabilecek miyim?" kaygısını yaşamadan bu bölümü yazamıyor.
Peki bunun sorumlusu kim?
Sadece üniversiteler mi?
Elbette hayır.
Yerel basın ekonomik darboğaz içinde ayakta kalmaya çalışıyor.
Ulusal medya her geçen gün küçülüyor.
Dijitalleşme baş döndürücü bir hızla ilerlerken gazetecilik emeğinin ekonomik karşılığı giderek azalıyor.
Bir tarafta düşük ücretlerle, ağır çalışma koşullarında görev yapan meslektaşlar…
Diğer tarafta hiçbir mesleki eğitim almadan sosyal medya hesapları üzerinden kendisini "gazeteci" ilan edenler…
Hal böyle olunca mesleğin hem itibarı hem de ekonomik değeri ciddi biçimde aşınıyor.
Oysa güçlü bir demokrasinin en önemli teminatlarından biri özgür ve güçlü bir basındır.
Gazetecinin olmadığı yerde dedikodu çoğalır.
Bilgi kirliliği büyür.
Kamu adına denetim zayıflar.
Toplum gerçeğe değil, algıya teslim olur.
Bu yüzden soruyu farklı sormak gerekiyor:
Gazetecilik mi değer kaybetti?
Yoksa biz, doğru haberi üreten gazetecileri mi değersizleştirdik?
Çünkü TÜİK'in açıkladığı rakamlar yalnızca bir istatistikten ibaret değil…
Mesleğimiz adına çalan güçlü bir alarm zili…
Ve o zil, artık hepimizin duyması gereken bir uyarı niteliğinde.