Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Nevzat CİNGİRT Köşe Yazısı Nevzat CİNGİRT

Ayağa Gitmek mi, Ayağına Getirmek mi?

Yerel basına iki haber düştü.

İkisi de AK Parti ile ilgili.

Birinde, AK Parti Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu ve beraberindeki heyet sivil toplum temsilcilerinin ayağına gidiyor; diyalog kuruyor, dert dinliyor.

Diğerinde ise AK Parti Akçakoca İlçe Başkanı Burhan İşleyen ile İl Genel Meclis üyeleri Ziya Deniz ve Necmi Işık, bir grup köy muhtarını ilçe merkezine, kendi ayaklarına çağırıyor;

“Gelin” deniliyor, “konuşalım, dinleyelim.”

Yüzeyden bakıldığında ne var bunda?

İkisi de çözüm odaklı, ikisi de istişare ve sorunları konuşma esaslı…

Öyle sanabilirsiniz.

Ben aynı kanaatte değilim.

Çünkü siyasette kimin ayağına gittiğiniz, aslında kime değer verdiğinizi gösterir.

Buradan AK Parti Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu’na gelmek istiyorum.

Dönem dönem hasır altı edilen, ihtiyaç duyulduğunda yeniden ısıtılıp servis edilen ve artık “kabak tadı verdi” diyenlerin olduğu Şengüloğlu’nun yeterli olup olmadığı malum çevreler tarafından tartışıladursun, bir gerçeği teslim etmek gerekiyor.

Siyasetin en çok eleştirilen yönü nedir diye sorsanız, çoğu vatandaş aynı cevabı verir:

“Bizi dinlemiyorlar.”

İşte tam da bu yüzden, Hasan Şengüloğlu’nun sivil toplum kuruluşlarına yönelik ziyaretleri sıradan bir “protokol turu” olarak geçiştirilmemeli.

Çünkü burada kürsüden konuşan ya da insanları ayağa çağıran bir siyaset değil; muhataplarının ayağına giderek, yerinde dinleyen bir anlayış var.

Elektrikçilerden dokumacılara, muhasebecilerden esnafa kadar uzanan bu temaslarda dikkat çeken şey fotoğraf vermek değil, derdi anlamak. Oda başkanlarıyla yapılan görüşmelerde sektörlerin sorunları, beklentileri ve çözüm önerileri açıkça konuşuluyor.

Yani mesele “biz yaptık oldu” değil,

“Birlikte ne yapabiliriz?” sorusu.

Bugün siyasetin en büyük açmazı, toplumdan ve sivil toplumdan kopukluk. STK’lar çoğu zaman yalnızca ziyaret edilmesi gereken tabelalar gibi görülüyor. Oysa onlar, sahanın nabzını tutan, sorunları ilk hisseden yapılar.

Şengüloğlu’nun bu ziyaretleri, bu gerçeğin farkında olunduğunu gösteriyor.

Özellikle ekonomik sıkıntıların ve alım gücünün dibe vurduğu, esnafı ve meslek gruplarını zorladığı bir dönemde yapılan bu istişareler, siyasetin “konuşan” değil, “dinleyen” tarafını öne çıkarıyor. Elektrikçinin maliyeti, dokumacının üretim sıkıntısı, muhasebecinin ekonomik okuması… Bunlar masa başında değil, sahada öğrenilir.

Bu noktada “ortak akıl” vurgusu da anlam kazanıyor. Çünkü ortak akıl; tek seslilik değil, farklı sesleri aynı masada toplayabilme cesaretidir.

Elbette bu ziyaretlerin asıl değeri, not alınan sorunların ne kadarının çözüme dönüştüğüyle ölçülecek. Siyasette samimiyet, niyetle değil; sonuçla anlaşılır.

Ama şunu da inkâr edemeyiz:

Dinlemek, çözmenin ilk adımıdır.

Bugün Düzce’de sivil toplumla kurulan bu diyalog doğru yönetilirse, yalnızca bugünü değil, yarını da şekillendirebilir. Çünkü güçlü şehirler, “ben yaptım oldu” diyenlerle değil, güçlü istişare kültürüyle kurulur.

Ve görünen o ki, Hasan Şengüloğlu ayağa gitmenin dilini, ayağına getirmenin diline tercih ediyor.

Asıl fark da burada başlıyor.

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. ŞAHİN'E SORUYORUZ? SİZ SEÇİLİRKEN SİYASET YOK MUYDU?
  2. Akçakoca’nın Bitmeyen Su Çilesi… Hatanın Bedelini Halk Ödüyor
  3. ÖMRÜM YETER Mİ BİLMEM… AMA BEN BU ÜLKENİN GENÇLERİNDEN GERÇEKTEN ÇOK UMUTLUYUM
  4. Yolu Akçakoca Cezaevinden Geçenler…
  5. Gazetecilik Dip Yaptı…