Köşe Yazısı
Nevzat CİNGİRT
Akçakoca yolunda kaza değil, göz göre göre ihmal yaşanıyor
Trafik literatüründe bir kavram vardır: Kaza Kara Noktası.
Yani kazanın tesadüfen değil, belirli bir yol kesiminde ve belirli bir sebeple tekrar tekrar yaşandığı noktalar… Bu kavram, sadece istatistik üretmek için değil; ölüm ve yaralanmaları önlemek, ihmali ortadan kaldırmak için kullanılır.
İşte Akçakoca– Düzce yolu üzerindeki D-655 Karayolu, özellikle Tepeköy mevkii, bu tanımın adeta canlı bir örneği.
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kendi internet portalında D-655’in 0–32 kilometreleri arası “kaza kara noktası” olarak tanımlanmış ve bu kesimde iyileştirme çalışmaları yapıldığı belirtilmiş.
Peki soralım: Nerede bu iyileştirme?
Bu yolu sık kullanan biri olarak söylüyorum; ortada ne kalıcı bir zemin düzenlemesi var, ne kaymayı önleyici özel asfalt, ne de sürücüyü gerçekten uyaran etkili bir sistem. Yaz aylarında yapılan yüzeysel asfalt yenilemesini ya da geçici yama çalışmalarını “iyileştirme” sayıyorsak, o başka… Ama sonuç ortada.
Çünkü Tepeköy’de tablo hiç değişmiyor.
Bir gün içinde aynı noktada peş peşe yaşanan kazalar, artık bu meselenin “sürücü hatası”, “hava şartları” ya da “dikkatsizlik” başlıkları altında geçiştirilemeyeceğini açıkça gösteriyor.
Her yağmurda aynı senaryo…
Zemin kayganlaşıyor, araçlar savruluyor, yaralılar oluyor, ambulans sirenleri yükseliyor… Ardından kısa bir sessizlik ve hiçbir şey olmamış gibi devam eden bir ihmal düzeni.
Oysa sorulması gereken soru çok basit:
Bir yol, yağmur yağar yağmaz neden buz pistine dönüyor?
Tepeköy mevkii yeni bir sorunla karşı karşıya değil. Yıllardır bu bölge; heyelan riski, zemin kaymaları, yol çökmeleri ve keskin virajlarıyla biliniyor. Yolun tek yönlü olduğu dönemden çift yönlü ( duble) hale getirilmesine kadar yapılan her müdahale, ne yazık ki riski azaltmak yerine daha da artırmış görünüyor.
Buna rağmen;
Kaymayı önleyici özel asfalt yok,
Kalıcı bir zemin güçlendirmesi yok,
Gerçek anlamda hız düşürücü ve uyarıcı sistemler yok.
Sonra da her kazanın ardından aynı cümleler dolaşıma sokuluyor:
“Hava yağışlıydı.”
“Sürücü dikkatsizdi.”
“O anlık bir durumdu.”
Hayır. Bu bir anlık durum değil.
Bu, önlem alınmadığı için tekrar eden bir ihmaller zinciridir.
Tepeköy’de yaşananlar ne kaderdir ne de talihsizlik. Bu yol, bugün sadece bir ulaşım hattı değil; ihmalin, duyarsızlığın ve sorumluluktan kaçışın kilometre taşlarıyla döşenmiş bir koridorudur.
Artık “Tepeköy’de kaza ne zaman oldu?” sorusu anlamsızdır.
Ve en önemlisi…
Asıl sorulması gereken şudur:
Kaç eve daha ateş düşecek?
Kaç anne-baba bir telefonla yıkılacak, kaç çocuk yol kenarında bekleyen ambulans sirenleriyle büyüyecek?
Bu yol, bu haliyle her yağmurda can almaya adayken; milletvekillerimiz, sayın valimiz, ilgili kurumlar buraya ne zaman radikal ve kalıcı bir önlem alacak?