Köşe Yazısı
Nevzat CİNGİRT
Kaderinize kim karar veriyor
Akçakoca… denizin, tarihin ve fındık bahçelerinin ilçesi.
Ama bugün burası, bir yatırımcının ve bürokratların karanlık planlarının sahnesi hâline gelmiş durumda.
Ağır Haddecilik A.Ş.’nin kurmayı planladığı ARK ocağı ve metal üretim tesisleri… Sadece bir proje değil; bir ilçenin kaderi söz konusu. Ve maalesef bu kader, kapalı kapılar ardında yazılıyor.
ÇED sürecinin kritik noktası 25 Kasım Salı günü Ankara’da yapılan İDK toplantıda masaya yatırıldı.
Ancak toplantıda halk yok, sivil toplum yok, yalnızca şirket temsilcileri ve bürokratlar davetli.
Neden Ankara’da?
Neden Akçakoca’da değil?
Sorular basit… ancak cevabı hala yok.
Bir ilçe kendi yaşam alanıyla ilgili kararlarda söz sahibi olmak ister; bunu istemek suç mu?
Ve işin daha ürkütücü tarafı: ÇED dosyası, uzmanlara göre “zayıf.” Komisyon üyeleri
Akçakoca’ya ayak bastı mı?
OSB’de bir tur attılar mı?
Vatandaşların itirazlarını dinlediler mi? Hayır… Hepsi bir muamma.
Şeffaflık, güven ve hesap verebilirlik adına ortaya çıkan tablo, tam bir felaket.
Çevrecilerin soruları basit:
Su kaynaklarımız ne olacak?
Atık yönetimi nasıl yapılacak?
Tarım ve turizm kimliğimiz ayakta kalacak mı?
Ama cevap mı? Teknik raporlara gömülmüş, halkın aklı karışık, geleceği belirsiz.
Bakın, Türkiye’nin dört bir yanında gördük: Kapalı kapılar ardında alınan kararlar, halkla paylaşılmayan süreçler, toplumsal gerilim yaratıyor. Akçakoca bu gerilimin tam ortasında. ÇED süreci, yalnızca bir bürokrasi formali değil; halkın karara ortak olması gereken demokratik bir haktır.
Bugün Ankara’da yapılacak toplantı, sadece bir raporun görüşülmesi değil; Akçakoca’da güvenin yeniden tesis edilip edilemeyeceğinin sınavıdır.
Bakanlık da şirket de bunu unutmamalı: Halkın gönlü kazanılmadan proje sürdürülemez. Yoksa “tamamlanmış ÇED raporu” toplumsal açıdan bir hiçtir.
Ve yetkililer sessiz…
Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak neden susuyor?
TSO Başkanı Mehmet Pazvant neden açıklama yapmıyor?
Siyasi parti ilçe başkanları neden sessiz?
AK Parti ve CHP milletvekilleri neden halkın karşısına çıkıp doğruları anlatmıyor?
Çıkın ilçe halkının karşısına, doğruları onların gözlerinin içine baka baka söyleyin. Korkmayın, konuşun!