Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Mehmet AKAY Köşe Yazısı Mehmet AKAY

BORSA VE FON MESELESİ ÜZERİNE: LAĞIM PATLADI ORTALIĞA SAÇILDI

Vay anasını!

Her şeyi gördük de yolsuzluk ve soygunun bu boyutu hiç yaşanmamıştı, arsızlığın ötesin de bir şey bu. Benim dilim varmadı, siz koyun adını…

Örgütlü yapılmış borsa ve fon skandalıyla karşı karşıya kaldık. ‘Yerli ve milli’ bir kriz. Bir değil, iki değil, onlarca yolsuzluk iktidar hanesine yazılmıştı, bunlar temizlenmeden, aklanmadan bir yenisi daha eklenmiş oldu. Ama bu sefer kurumsal ve stratejik bir durumla yüzleşiyoruz. Kişisel veya grupsal değil, var olan rejimin ihtiyaç duyduğu finansman kaynağı olarak düşünülüp inşa edilmiş bir yapıyla karşı karşıyayız sanki. En azından bana öyle geliyor.

ÇÜRÜYEN TOPLUM DEĞİL İKTİDAR VE İNŞA ETTİĞİ SİSTEMDİR

Bütün bu kuralsızlığı, ahlaksızlığı üreten bir sistemi kimse görmezden gelemez. Çürüyen toplum değil sistem, sistemi üreten siyaset!

‘Cumhur İttifakı’, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’, ‘Dünya lideri’,  diye övülen hemen her şeyi yeknesak eden büyük bir skandal. İşin içinde devlet kurumları, devlet adamları, vekiller, akrabalar var. Dolaysıyla hem devlet krizi, hem de rejim krizi olarak tanımlamak mümkün. Medyaya yansıdığı kadarıyla, Bakanlardan Özel Kalemlere, vekillere, akrabalardan eş dostta iç içe girmiş ilişkilerin yarattığı bir düzenin maskesi düştü. Lağım patladı ortalığa saçıldı, diyebiliriz.

Yalnız 500 bin küçük yatırımcı mağdur olmadı, borsa aracılığıyla sermayenin bölüşümü, inşa edilen rejimin finansı gözler önüne de serildi. Kara para ve yolsuzluktan edinilmiş kaynakların borsa ve fonlara aktarılması, onun üzerinden paylaşılmasına tanık olunduğu bir sistemden söz ediliyor. Melikşah yaşasaydı olup bitenlerden mutlaka bir nizâmülmülk siyasetnamesi yazdırırdı.

KENDİ KENDİLERİNİ ELE VERDİLER

Bir partinin yöneticilerinin, kendi atadıkları bürokratların el birliğiyle inşa ettikleri sadet zincirinin, eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın almış olduğu bir duyumla borsadaki 2 milyarlık hisselerini satmasıyla ortaya çıktı. Bu satış borsada domino etkisi yarattı ve paravan pek çok fon, şirket bir anda deşifre oldu.

Olayın ilginç olan yanıysa, borsayı denetleyen kurumlar aynı zamanda bu yapının içinde direk ya da dolaylı yoldan rol almış olmaları. Demokrasinin en temel dayanağı; denetlenebilir olmak, ortadan kalkınca böyle bir manzaraya muhatap olunur. Demokratik kurumlar oluşturulsaydı bu istismar, rahatlık kesinlikle yaşanmazdı. Bu vahim durum siyasetin ahlak meselesidir.

Bunu ne Bahçeli, ne’de Erdoğan üzerini örtemez. Ekrana çıkıp kamuoyuna şarlayan Ömer Çelik hiç örtemez. Ömer Çelik, önce 20 milyar doları milletten çarpıp yurtdışına kaçan, kankası Osman Arıkan Nacar ile yaptığı tatilin hesabını vermeli.

Mutlaka bu yaşananların siyasi bedeli olacaktır. Muhalefet bu işin ucunu bırakmaz, bırakmamalıdır. Daha şimdiden mecliste araştırma komisyonu kurulması engellendi. Yeni bir yasa getiriliyor, ama muhalefet bu yasanın kadük olduğunu, olup-bitenin gizlemekten başka bir amaç taşımadığı eleştirisi yapılıyor. Bunun sorumluları mutlaka yargı önüne çıkarılmalıdır. Göz yuman tüm kamu yöneticilerinin istifaları istenmeli, mallarına tedbir konmalı ve yargı önüne çıkarılmalıdır.

BU ENKAZIN MALİYETİNİ HALK DEĞİL SORUMLULAR ÖDEMELİ

Tera, Pusula, Hedef, Info fonları ve A1Capital, Lydia Holding, Creditwest Faktoring, Kiler Holding, Özata Denizcilik, Gündoğudu Gıda, Katılımevim hisseleri üzerinden yıllardır borsada bir keten pere düzeni kurulmuş. Bugün şaibeli 138 fonun tasfiyesi söz konusu. Para transferlerinin memlekete maliyeti doğrudan 900 milyar, borsanın bütünündeki kayıp içine katıldığında 4.5 trilyonu aştığı tahmin ediliyor. Yani memleketin iki yıllık gayri milli hâsıla fazlası. Bu rakamlar bugün için geçerli, krizin piyasa etkisi düşünüldüğünde vahameti çok daha büyük. Bugünkü kayıplar göz önünde bulundurulursa, Türkiye ekonomisine yıllık büyüme tahtasına şimdiden eksi iki yazmış durumda. Yüzde 6 büyüyecekse yüzde dörde daha şimdiden çekilmiş durumda. Doğrudan mağdurlar AKP seçmeni olduğu kabul edilirse aileleri ile birlikte 2 milyon seçmen mağdur oldu. Böyle bir mağduriyetin AKP’ye seçmen zemininde kaybı en az yüzde 2 puandır. Mağdurların paraları ödense dahi bu durum değişmez. Çünkü yapılanlara herkes tanık oldu. Seçmenin hafızasına bu örgütlü yolsuzluk kazındı. Bu enkaz, hesapların ötesinde bir maliyet çıkarmıştır. Soygun tezgâhını kuran siyasetçiler, bürokratlar skandalın maliyetini onlar ödemeli, halk değil.

TÜRKİYE YÜZYILININ EN BÜYÜK BORSA TEZGÂHI ARTIK KAMUYA MAL OLMUŞTUR

Konunun adli süreci başlatılmış, ancak yeterince kamuoyunu ve muhalefeti tatmin edecek düzeyde ilerlemiyor. Oysaki olayın ilk günde açığa çıkmasıyla birlikte kamuoyuna mal olmuştur. Dolaysıyla soruşturmalar kamuoyuna açık ve şeffaf şekilde yürütülmek zorundadır. Kimse süreci hasıraltı yapamaz.  Konunun adli süreci kadar da siyasi boyutu da bizi ilgilendiriyor. Adli süreç tabi ki izlenecektir, bu yolsuzluğun kurumsal bir yapı üzerinden gerçekleşmesi nedeniyle siyasi boyutu ele alınacaktır. Çünkü iktidarın tasarrufunda örgütlenmiş bir sermaye piyasasıyla karşı karşıyayız. Bütün atamalar, fonların kurulması, fon sahipleri siyasetçi ve kamu bürokratlarıyla doğrudan bağlantılı.

Dolaysıyla sorunun üzerine gidilmesi hem iktidarın, hem de muhalefetin en temel görevlerinin başında yer alıyor. Böylesine bir enkazın altından kimse kalkamaz. Şimdiden Erdoğan başta olmak üzere Bahçeli’ye de geçmiş olsun. Çünkü siyasi ikballeri düzeltilemeyecek şekilde derin yara aldılar. Bahçeli’nin son meclis konuşmasında önümüzdeki dönem için dile getirdiği ‘Yürütmede Erdoğan, Yasamada MHP’ olsun temennisi bu saatten sonra gerçekleşmesi artık olanaksız. Yürütmede, yasamada yer almak için halkın teveccühünü kazanmak gerekir. Erdoğan’a bir önerimiz yok, bütün kredileri tüketmiş gözüküyor, ama Bahçeli’ye önerimiz var: Önce Erdoğan ve şürekâsından kurtul. Ardından ‘yasama’ hayalinden önce siyasetin namusu ve ahlakından konuşalım, derim. Ahlak yoksunu, değer yoksunu insandan memlekete hayır gelmeyeceğini en iyi bilen Bahçeli olduğunu sanırdım, yoksa o da mı değişti bilemedim doğrusu. Neyse kameti fazla uzatmaya gerek yok, Bahçeli korkmasın, Erdoğan’ sız, AKP ’siz de ‘Terörsüz Türkiye’ süreci yürütülür, memleket de başsız kalmaz.  Yeter ki Bahçeli cesaret edip, ya mecliste fon araştırma komisyonu kurulmasına öncelik versin, ya da erken seçim için düğmeye bassın. Aksi takdir de Bahçeli’de gelecek dönemde kendine zor yer bulur.

 

 

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. ‘MEKKE İTTİFAKI’ SAVAŞI ‘ÇERÇEVE YASA’ BARIŞI GETİRİR
  2. ON YIL ARANIN ARDINDAN İSTANBUL BARO’SUNDAN YÜKSELEN AŞİNA OLDUĞUMUZ PARAZİT SES: ÜMİT KOCASAKAL
  3. BİZİM DE Z KUŞAĞI VE PİKACHU KUŞAĞIMIZ VAR HEM DE BURNUNUZUN DİBİNDE BEYLER!
  4. HEY HAT!
  5. MÜESSES NİZAM: OTERİLERTERLİKTEN DİKTATÖRLÜĞÜ GEÇİŞ NİYETİNDE