Köşe Yazısı
Mehmet AKAY
YENİ YASAMA DÖNEMİNİN SİYASETTEN BEKLENTİSİ: YA BİRLİKTE ÇALIŞMAYI ÖĞRENİN YA DA ERKEN SEÇİM KARARI ALIN
Meclis tatile girmeden önce iktidar ve muhalefetin uzlaştığı tek bir konu vardı: ‘Çerçeve Yasa’! Yeni yasama döneminde bu uzlaşının fotoğrafını görmek isterdim. Çünkü Kürt sorununun çözümü partiler üstü bir mesele. Gerçi meseleyi Bahçeli’nin söylediği gibi bir ‘devlet meselesi’ ve masayı devirecek de yine devlet. Erdoğan ve AKP’nin masayı devirecek gücü olduğunu sanmıyorum. Araya erken seçim girse de çok çok ‘süreç’ belli bir süre askıya alınır, ama ardından devam eder. Dolaysıyla herkes bu konuda gönlünü ferah tutsun. Gönlümüzü ferah tutmayacağımız başka konular var. Uzun yıllara yayılan yolsuzluk, yoksulluk, yargının istismarı ve bir dizi ekonomik sıkıntı. Erdoğan’a kaybettirecek olan da bu.
Anımsanırsa, Erdoğan ve AKP iktidarının dört ana dönemde büyük kırılma yaşadığını söylemek mümkün. İlki 17-25 Aralık 2013 ‘Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu’, ikinci kırılma Gezi Olayları, üçüncü kırılma ‘faiz sebep, enflasyon sonuç’ sözleriyle gelen büyük devalüasyon, dördüncü kırılma ‘Borsa vurgunu’ bir diğer adıyla ‘Fon vurgunuyla’ yaşanıyor. Bütün bu süreç Erdoğan’ın gücünü sürekli eritti. Son yerel seçimlerde de bunu gördük.
Erdoğan, dalları budanmış ağaca tutunur gibi iktidara sarılmış vaziyette. Sanırım tutunacak gücünü de yitirmek üzere. Güç kaybettikçe hırçınlaşması da bundan sebep. Önce Ekrem İmamoğlu, cezaevine gönderildi, ardından CHP belediyeleri tek tek ya el değiştirilmeye zorlandı veya belediye başkanları tutuklandı. CHP, butlan kararıyla bölündü ve Yeni Parti kuruldu. Özgür Özel, CHP mirasıyla bugün Erdoğan’ı sıkıştıran en güçlü muhalif aday.
Erdoğan ve Özgür Özel, arasındaki siyasi rekabetin tarihsel arka planı düşünüldüğünde, neden böylesine sert geçtiği tahmin etmek zor olmasa gerek. Ekonomik ve siyasi sıkışmışlık karşında Erdoğan’ın elinde ‘baskıdan’ başka bir araç kalmadı. ‘Tek adam rejimi’ ile bu baskı devlet olanaklarını kullanılarak süreceğine benzer. Erdoğan’ın son ‘borsa vurgunundan’ sonra yağa kalması oldukça güç. Çünkü işin içinde uzun yıllara yayılarak inşa edilmiş neopotist ekosistem var. Yani işin içinde AKP’liler var. Yüzlerce ‘yerli ve milli’ Fatma Betül Sayan Kaya söz konusu. Daha şimdiden 800 milyarın üzerinde bir vurgundan söz ediliyor. Milli hasılanın üçte birine denk geliyor. Erdoğan, ekonomik ve siyasi enkazın altında kaldığı söylenebilir. Yıllardır emeklileri açlık seviyesine mahkûm eden Erdoğan, artık kendini savunacak bir dayanağı ve inandırıcılığı kalmadı. Sanırım Bahçeli’de artık sabrını tüketmek üzere.
Hal böyle olunca kutuplaşma, siyasi rekabette sertleşiyor. Meclisin açılış töreninde buna tanık olduk. Erdoğan, kürsüye geldiğinde Özgür Özel, grubuyla meclisi terk etmesi siyasi ortamın daha da gerileceğini gösteriyor. Hatta yeni yasama döneminde birlikte çalışmamanın bir mesajı olarak okumak mümkün. Özgür Özel’den bir uzlaşma beklenirken, o köprüleri bir kez daha yıkmayı uygun gördü. Özgür Özel, bu hamlesinin gerekçesini haklı olarak butlan kararını ve belediyelere yönelik müdahaleleri gösterdi. Erdoğan’ın da uzlaşmacı tavır gösterdiği de söylenemez.
İktidar, meclisin açıldığı gün dahi belediyeler üzerinde baskıyı sürdürdü. Sanırım Erdoğan bütün belediyeleri alıncaya dek bu baskı sürecek. Erdoğan’da belediyelerin turşusunu kuracak hali yok. Belediyelerin ele geçirilmesi ancak seçim ekonomisinde bir yarar sağlar, o da seçimi kazandıracağı şüpheli. Kata kule ile belediye başkanlığını ele geçirebilirsiniz ama gönülleri kazanamazsınız. Yani Erdoğan’ın belediyelere dönük hamlesi pek bir şey kazandırmayacaktır.
Yeni yasama döneminin siyasetten beklentisi, ya birlikte çalışmayı öğrenmek, ya da erken seçim kararı almaktır.
Sanırım önümüzdeki iki hafta içinde ‘Çerçeve Yasaya’ paralel kurulan komisyonlar çalışmaya başlayacak. Bu anlamda meclisin önemi çok daha belirleyici olacak. Çünkü ‘Kürt sorunu’ meclisin katılımcı demokrasi zemini zorluyor. Komisyonların çalışması, ‘çözüm sürecinin’ denetlenmesinde meclisin önemini gittikçe belirgin hale getirecektir. Süreci selamete ulaştıracak, kanunlar, yasalar, kararnameler gündeme alınması bekleniyor. Keza anayasa değişikliği gündeme geldiğinde iktidar ve muhalefetin birlikte çalışması zorunlu hale gelecektir. Bu iki lider sürece ayak direrlerse erken seçim kararı zaruri hale dönüşür. Siyaset açmaza girerse çare seçimdir, demokrasinin az çok olduğu yerde aynı kural işler. Eğer birlikte çalışamayacaksanız fazla gecikmeden yapın seçimi biz de yolumuza kalan sağlarla devam edelim. Demokraside çare tükenmez, diyen boşa dememiş.