Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Mehmet AKAY Köşe Yazısı Mehmet AKAY

ERDOĞAN’IN YASALARDAN ÖNCE KAMUOYUNUN DESTEĞİNE İHTİYACI VAR

Devletin ‘Terörsüz Türkiye’, bizim ‘müzakere süreci’ diye adlandırdığımız ‘barış sürecinin’ ilk pratik sonucu ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’ olmuştu. Meclis, ağustos ayının ilk haftası ‘çerçeve yasa’ onaylanmasının ardından tatile girmişti. 1 Ekim Perşembe günü meclis açılıyor.

Epeyce bir zaman var.

Şimdiden birkaç öngörüde bulunmak istedim. Biraz umut, biraz endişe…

Ekim ayında kimin yüzü ak, kimin yüzü kara belli olacağını şimdiden söylemek mümkün. Muhalefet, Erdoğan’ın zokasını yiyip yemeyeceğine tanık olacağız.

Yeni yasama döneminde meclisin iki ana gündemi olacak.

İlki ve acil olanı, meclis çatısı altında kurulan İzleme Komisyonu’na partilerden 17 milletvekili katılacak ve süreç işlemeye başlayacak. Altı ay içinde de belli bir yol katledilmesi bekleniyor. Tabii kazasız belasız işler yolunda giderse.

İkincisi, 2027 bütçe görüşmeleri olacak.

Bütün beklentimiz sürecin sağlıklı olarak sürdürülmesi. Ekonomist değilim, bu nedenle bütçe görüşmeleri üzerine pek bir şey söylemek istemiyorum. Beni ilgilendiren daha çok ‘barış süreci.’ Zaten maaşlara bakınca, çarşı pazara çıkınca milletin hali perişan, bunu görmemek imkânsız.

Benim öngörüm, önümüzdeki dönem meclis, partilerin çok sert tartışmalara gebe olacağı yönünde. Her ne kadar ‘çerçeve yasa’ meclisin ezici çoğunluğu onaylasa da yeni yasama döneminde bunun pek karşılığını bulamayacağız gibime geliyor.

Bunu neden söyleme ihtiyacı duydum.

Çünkü ‘barış süreci’ Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olması için düşünülmüş olduğuna yönelik kuvvetli inanç var.

Sesli dillendirilmese de, söylenmek istenen, Erdoğan kendini kurtarmak için ‘Kürtlerle’ işbirliği içinde. Kürtler de, Öcalan’ı kurtarmak için Erdoğan’la anlaştı fikriyatı. Dolaysıyla muhalefet Erdoğan’a karşı tutum alırken ‘barış sürecine’, Kürtlere de karşı konumlanmakta.

Erdoğan’a karşı çıkarken ‘barış sürecine’ de karşı çıkılıyor.

Genel olarak muhalefet tıpkı ‘çerçeve yasa’ karşında Yeni Parti’nin yaşadığı bölünmeyi yaşıyor.

Erdoğan’ın, istediği de bu. Muhalefet sürece karşı çıksın ki, yitirilen kamuoyu desteği ‘barış süreci’ ile birlikte yeninden sağlansın. Tastamam bu nedenle Erdoğan, son siyasi manevra olarak Öcalan ile başlanan ‘barış müzakeresine’ sarılmak oldu. Erdoğan’ın tek soluk alacağı yer de burasıydı. Bu nedenle de sürece desteğini verdi. Süreci iyi okuyan Erdoğan, ‘çerçeve yasayla’ da muhalefeti Yeni Parti gibi ikiye böldü.

Sürece destek verenler bir tarafa vermeyenler diğer tarafa savruldu.

Bu bölünme yeni yasama döneminde de sürecek. Sürece destek vermeyenler önümüzdeki dönem daha da yara alacaklar gibi. Ayrıca iktidar perspektifi konusunda çok daha geri düşecekler. Bunun farkında olan bir Erdoğan var.

Erdoğan, 25 yıllık iktidarına dönük eleştirileri ‘barış sürecini’ kullanarak üzerinden savuşturabilir ve ihtiyaç duyduğu kamuoyu desteğini kazanabilir. Erdoğan, yasadan daha önemli kamuoyuna ihtiyacı var ve bunun farkında. Buna elverişli siyasi esnekliğe de sahip. Oysaki muhalefet, ‘barış süreci’ ile Erdoğan iktidarını ayrı görerek politik eleştiri geliştirebilir ve buna engel hiçbir bahane de yok.

Yeni yasama döneminde ‘güvenlikçi’ mantaliteyle gündeme alınan ‘çerçeve yasanın’ siyasal bir zemine taşınması muhalefetin önceliği olmalı. Süreç ne kadar siyasal alanın parçası yapılırsa demokratikleşme konusunda da adım atılır. Erdoğan, daha da köşeye sıkışabilir. Muhalefet ‘demokratikleşme ve barış’ konusunda kamuoyu desteğini kendi lehine dönüştürebilir. Böyle bir perspektif ‘barışa’ giden yolu açtığı gibi iktidar olma iddiası da gerçekliğe dönüşür.

DEM Parti, bir yandan Erdoğan karşıtlığı yaparken, diğer taraftan ‘barış sürecini’ destekliyor. Süreci demokratik kazanımlarla taçlandırmaya çalışıyor. Muhalefet, biraz gözünü açsa, biraz daha uyanık olsa DEM Parti’ye daha dikkatle bakmayı başarabilir. Erdoğan’a nasıl muhalefet edileceği yönünde yol gösterici, bir kılavuz olabilir.

Muhalefet, Erdoğan karşıtlığını elinden bırakmasın ama DEM Parti’den de muhalefetin nasıl yapılacağını öğrenmeye çalışsın. Gerçek Erdoğan karşıtlığı DEM Parti’yi dışlayarak değil birlik kurarak yapılabilir. Kamuoyu yalnız Erdoğan karşıtlığıyla değil ‘demokrasi ve barış’ mücadelesiyle kazanılır.

Bu da Erdoğan’ın sonu olur. Aksi takdirde Erdoğan yüzyılın lideri olur. Muhalefet hangisini tercih etmek ister…

 

 

 

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. ‘MEKKE İTTİFAKI’ SAVAŞI ‘ÇERÇEVE YASA’ BARIŞI GETİRİR
  2. ON YIL ARANIN ARDINDAN İSTANBUL BARO’SUNDAN YÜKSELEN AŞİNA OLDUĞUMUZ PARAZİT SES: ÜMİT KOCASAKAL
  3. BİZİM DE Z KUŞAĞI VE PİKACHU KUŞAĞIMIZ VAR HEM DE BURNUNUZUN DİBİNDE BEYLER!
  4. HEY HAT!
  5. MÜESSES NİZAM: OTERİLERTERLİKTEN DİKTATÖRLÜĞÜ GEÇİŞ NİYETİNDE