Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Mehmet AKAY Köşe Yazısı Mehmet AKAY

SURİYE’DE KOBANE DÜŞMEDİ ROJAVALILAR DEVLETİN ORTAĞI OLDU

Demek ki ‘Terörist’, diye yargıladığımız insanlarla anlaşma yapılıyor, bir devletin kurucu unsuru da olabiliyormuş. Kimlerden söz ediyoruz, bizim ‘düşman’ bellediğimiz PKK’nin uzantısı olduğunu iddia ettiğimiz, ‘terörist’ dediğimiz SDG/YPG ve Mazlum Abdi’den söz ediyorum.

Yani Rojava Kürdistan’ından, Rojava Kürtlerinden.

Suriye’de, Kürtlerin kazanımından rahatsız olanlar, düşman belleyenler, ‘Kobane düştü, düşecek!’, diyenler bugün ‘terörist’ ve düşman gördüklerinin yaptığı anlaşmadan memnunlar.

Çok şükür, doğrusu da buydu.

Korkulacak, çekinecek ortada bir şey yokmuş.

Düne kadar Suriye ve Türkiye, Rojava Kürdistan’ını bir tehdit olarak görüyordu. Bunun nedeni, Rojavalıların bölgeye yönelik siyasal örgütlü yapısı ve Kürt kimliğinde ısrarıydı. Rojavalılar, Suriye iç savaşında Esad’a karşı kendi alanlarında örgütlendiler ve istediklerinin bir bölümünü elde ettiler.

Bütün bunlar mücadeleyle oldu.

İç savaş sürecinde kurulan SDG/YPG ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ), Suriye paramiliter İŞİD’in hedefi olmuştu. Kadın direnişinin mücadelesi İŞİD’i geri püskürttüğü gibi tüm dünyada muazzam destekte gördü. Rojava ve Kobane’nin özgürlüğünde YPJ’li kadın direnişlerinin SDG’nin önderiliği kadar katkısı büyüktü.

Esad’ın iktidarı terk etmesinin ardından Şara’nın iktidara gelme sürecine kadar bölgesel özerklik kazanılmış, sivil ve askeri kurumlar örgütlenmişti zaten. Kürt realitesi defakto ilan edilmişti.

Rojava bölgesinde; Kobane, Haseke ve Kamışlı başta olmak üzere, kentlerde halk meclisler oluşturulmuş, her etnik gurup ve parti bu mecliste temsil ediliyordu. 2010’dan beri SDG/ YPG, YPJ bölgenin kontrolünü elinde bulunduruyordu.

10 Mart 2025’te imzalanan sekiz maddelik anlaşma sonrası Şara’nın merkezi hükümetiyle Rojava Kürdistan güçleri arasında kısa süren bir sürtüşme olduysa da sorun, ABD’nin ve Öcalan’ın devreye girmesiyle belli ölçüde çözüldü.

Yaklaşık bir yıl süren entegrason süreciyle Şara, geçen hafta içinde yeni bir kararname imzalamak zorunda kaldı.

Çünkü Şara, Suriye’yi yönetmekte zorlanıyor. Bir yandan Dürziler, diğer yandan Aleviler ve Kürtler.

Sıkışan Şara, Rojavalırla anlaşmaktan başka çaresi kalmamıştı.

Bu yeni kararnameyle Mazlum Abdi’nin Şara’nın danışmanı, YPJ komutanı İlham Amed’e dış ilişkilerde Rojava bölgesinin ulusal mecliste görevli milletvekili oldu. Kürtler, Suriye Halkının temel ve asli parçası olduğu, Kürtçenin ikinci resmi dil olması ve Rojava halk meclisleri de işlevlerinin sürdürülmesi resmen tanındı. Bunlar kararnameyle sağlandı. Yakında anayasa ile birlikte kalıcı olarak güvence altına alınacak.

Buna karşılık SDG, YPJ kendini feshetti. SDG 5 binden fazla askerin Haseke bölgesinde görev alan dört tugay, Suriye ordusuna bağlandı, YPG'ye bağlı Kadın Savunma Birlikleri'nin (YPJ) ise Suriye İçişleri'ne bağlı güvenlik güçlerine katıldı. Bu iki yapı kendini feshetti ama gövde olarak Rojava’da kalarak Suriye merkezi güvenlik güçlerine bağlanmış oldu. Yani

Rojavalalılar teslim olmadılar, teslim olmaktan silah bırakmayı anlıyorsanız silahlarını da bırakmadılar.

Bütün bu süreci Suriye Kürtlerinin teslimiyeti olarak okuyanlar, Kürtleri küçümseyenlerdir. Rojava Kürtleri teslim olmuyor, kendi özerkliklerini korudukları gibi Suriye devletinin yeniden örgütlenmesinde yer alıyor.

Rojavalılar, artık Suriye devletinin ortağıdır.

Şara’nın gönlünden geçen İslamcı Suriye bundan sonra yavaşta olsa daha seküler ve demokratik yönde ilerleyecektir. Rovalalıların sayesinde bunlara tanık oluyoruz, daha da olacağız.

Rojava özerk Kürdistan bölgesinden artık kimsenin rahatsız olmasına gerek yok.

Sıra bizde.

Yapacaklar önümüzde, biraz daha hızlanıp Türkiye Kürtlerinin yolunu açmak en acil görev.

Suriye’nin ayrı dinamikleri var veya Erdoğan’ın seçim hesabı var bahanesiyle işi yokuşa sürmek, uzatmak anlamsız. Zaman ve maliyet kaybı.

Suriye’nin avantajı bizdeki gibi örgütlü ve siyaseten güçlü ulusalcı, milliyetçi yapıların olmamasıydı. Bu bizim dezavantajımız. Ama ‘barış’ yönünde çok güçlü bir siyasi irademiz var. Bu da bizim avantajımız.

Şara’yı Amerika zorlarken, bizi kimse zorlamıyor. Kendi iç dinamiğimiz bugünkü ‘barış sürecinin’ mimarı. Erdoğan’a bakıp, süreci seçim yatırımı olarak değerlendirip karşı çıkmak abeste iştigal. Erdoğan, zorlansa da yeniden seçilebilir, bunu yapabilir. Bunun olanakları var.

Oysa ‘barış sürecimiz’ seçimi de aşan daha büyük bir mesele ve bunun herkes farkında.

Bir de bizim ulusalcılarımız, Ergenekoncularımız, Talat Paşacılarımız anlasa!

Ne iyi olcak…

 

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. ‘MEKKE İTTİFAKI’ SAVAŞI ‘ÇERÇEVE YASA’ BARIŞI GETİRİR
  2. ON YIL ARANIN ARDINDAN İSTANBUL BARO’SUNDAN YÜKSELEN AŞİNA OLDUĞUMUZ PARAZİT SES: ÜMİT KOCASAKAL
  3. BİZİM DE Z KUŞAĞI VE PİKACHU KUŞAĞIMIZ VAR HEM DE BURNUNUZUN DİBİNDE BEYLER!
  4. HEY HAT!
  5. MÜESSES NİZAM: OTERİLERTERLİKTEN DİKTATÖRLÜĞÜ GEÇİŞ NİYETİNDE