Köşe Yazısı
Mehmet AKAY
BARIŞ NASIL TOPLUMSALLAŞTIRILACAK
Artık bekleme dönemi bitti. 12 maddelik 'Çerçeve Yasa' mecliste onaylanmasının ardından PKK silahlarını bırakmak için harekete geçiyor. İki taraf birbirine silah doğrultmaktan vazgeçti. Mecliste çıkan yasayla da bu karar teminat altına alınmış oldu. Başta Öcalan, Erdoğan, Bahçeli ve yasaya onay veren milletvekilleri tarihsel sorumluluklarının bilinciyle ferasetli kararların altına imza attılar.
Silahların bırakılması Kürt sorunun tartışılmasının önünde engeldi ve bu ortadan kalkmış oldu. Yakın dönem de silahların gölgesinden kurtulmuş şekilde güvenle Kürt sorununu tartışıp, çözüm yolları aranacaktır. Bundan sonraki süreçte barışın toplumsallaştırılması öncelik haline geliyor. Bunun da hayata geçirilmesinde meclis partilerinin önemi kadar meydanında tutumu önemli. Medyanın toplum üzerindeki etkisi düşünüldüğünde kullanılan dil yabana atılamaz. 'Terörist', 'bebek katili' gibi aşağılayıcı tanımlar medya dilinden ivedilikle kaldırılmalıdır. Türk ve Kürt kardeşliğini pekiştiren dile önem verilmelidir. Barışın coşkusu Kürt illerinde sınırlı kalmamalı, batı kentlerine sivil toplum örgütleri aracılığıyla taşınmalıdır. Sık sık barış, demokrasi konferansları düzenlenmelidir. Muhalefet partileri süreci ileri çekecek demokratik taleplerle mücadelelerini sürdürmelidir. Önümüzde demokratik ve özgürlükçü yeni anayasa duruyor. Artık 12 Eylül cuntasının bize dayattığı anayasa barış iklimini taşıyacak içeriğe sahip değil.
SILAH BIRAKILMASINDAN RAHATSIZ OLANLAR VE NET TUTUM ALAMAYANLAR
Herkesin gözü önünde gerçekleşenler bazılarını rahatsız ediyor. Başı çekenler mecliste yasaya 'ret' verenler. Sürecin karşısında olduklarını açıkça itiraf eden İYİ Parti, meclis dışı Zafer Parti, Anahtar Parti ayak bağı olmayı sürdüreceklerdir. Bu partiler Kürt düşmanlığından ve savaştan besleniyorlar. Kendilerini açık ettiklerinden dolayı bunlarla başetmek kolaydır.
Süreci kavradığını söyleyerek buna dönük adım atmayanlar sürece en büyük zarar verecek olanlardır. Bilinçli veya bilinçsiz barış süreci karşında net tutum alamayanlar gelecekte siyasi basiretsizliklerinden dolayı halkın gönlünde mutlaka yargılanacaklardır.
Yeni Parti'den söz ediyorum.
Çünkü ana muhalefet partisi ve anketlerde birinci çıkan bir parti. Marjinal bir parti olsaydı üzerinde durmaya gerek yoktu. Oysa politik etkisi ve gücü belli. Dolaysıyla bütün projeksiyonu üzerine çekiyor. Dünya konjonktürünü ve Türkiye'nin değişim sancısını üzerinde hissettiğini meclis kürsüsünden dillendiren Özgür Özel'den söz ediyorum.
Meclis oylamasına sunulan 'çerçeve yasanın' adını Kürt sorunu olarak koymasına karşın, milletvekillerinin çoğunluğunun 'ret' oyu kullanması ve bunun önünü açması büyük bir politik zafiyet.
SÜRECİN TOPLUMSALLAŞTIRILMASINDA YENİ PARTİ'NİN ÖNEMİ
Türkiye’nin önünde en önemli sorun PKK'nin silah bırakması değil, bu süreç önümüzdeki bir kaç ay içinde tamamlanacak. Asıl sorun 'barış sürecinin' toplumsallaştırılması. Yeni Parti bu anlamda büyük bir sorumluluk taşıyor. Özgür Özel, yaşanan sürecin adını Kürt sorunu olarak koyduysa, bu sorunun giderilmesi için demokratik adımların ve yasaların hayata geçirilmesi için de çalışmalıdır. Kendisi bu sürecin Erdoğan’ı aştığını ve Türkiye demokrasisinin sorunu olduğunu söylüyorsa bunu yapmalıdır. Erdoğan ve iktidar bloku sıkışmasaydı bu süreç yaşanmazdı. Kürt siyaseti mücadele etti ve Erdoğan iktidarını geri adım attırdı. Özgür Özel ve Yeni Parti de bunu başarabilir. Bunun için yalnız Özgür Özel değil Yeni Parti ana gövde olarak tavrını siyaset dünyasına yansıtmalı. Süreç karşında Yeni Parti’nin takınacağı pozisyon ideolojik içeriğini de belirleyecektir. Milliyetçi sağ liberal bir çizgiyi mi sürdürecek, sol içinde kalmayı mı tercih edecek. Merkez sağ partiler çökmüş durumda. Merkez solda da uzun süredir bir boşluk var. Bakalım Özgür Özel ve tayfası neye oynayacak. Börklücelerin, Torlak Kemallerin, Şeyh Bedreddinlerin, Deniz Gezmişlerin, 15 Haziran işçi direnişinin ve Gezi direnişinin mirasına mı sahip çıkacaklar, darbecilerin, Kürt inkârcıların, yasakçıların, faili meçhullerin, barış sürecini bozanların mirasına mı, göreceğiz.
İKİRCİKLİ TUTUM KARANLIK GÜÇLERE HİZMET EDER
Yeni Parti, mecliste oynadığı ikircikli rolü sürdürürse, yani lider başka, parti başka yerden konuşursa süreci sabote etmeye çalışanlara zemin hazırlar. Dağdan ve yurtdışından gelecek PKK/KCK yöneticilerine suikast düzenlemeyi karanlık odalarda düşünenleri cesaretlendireceklerdir. Türkiye’de her daim köşede tutulan karanlık güçler olmuştur. Gözden kaçırılmaması gereken gerek yurt içi, gerek yurt dışı bağlantılı karanlık güçler 'barış sürecine' zarar vermek isteyebilir. Buna zemin sağlamamanın yolu sürecin toplumsallaştırılması ve halka mal olmasından geçer. Yaşadığımız bu günlere benzer olayı; Kolombiya'da Farc'ın başına geldi. Özel yasayla Farc gerillası silah bırakıp kentlere indiler. Çok kısa zaman içinde suikastta uğrayarak yaşamlarını yitirdiler. Silah bırakan birçok Farc militanı savaşmak için dağa geri dönmek zorunda kaldı. Böyle bir karanlık dönem yaşanmak istenmiyorsa, yükselişte olan ve ana muhalefet partisi Yeni Parti üzerine düşen sorumluluğu bir an önce kavramlardır. Özgür Özel, mutlaka sürecin selameti için partisine ve tabanına sahip çıkmalıdır. Kirli iktidar hesaplarından uzak kalmalıdır.
SİLAHLARA VEDA DEMOKRASİYE VEDA ANLAMINA GELMİYOR AKSİNE DEMOKRASİ MUCADELESİ HIZLANIYOR
Evet, silahlara veda ediliyor, çok açık. Ama demokrasiye veda edilmiyor. Erdoğan, Öcalan ile anlaşarak bir diktatörlük kurmuyor. 50 yıldır siyasi mücadele veren Öcalan, Erdoğan diktatörlüğüne boyun eğeceğini iddia edenlere: Peh peh peh, diye gülerim. Silahlara veda demokrasiye veda anlamına gelmiyor. Aksine demokrasi mücadelesinin kapısı aralanıyor. Muhalefet bu kapıdan içeri girip demokrasi mücadelesini yükseltmek zorundadır. Nasıl bir Türkiye arzusuna yanıt verenler siyasetin geleceğini belirleme fırsatı yakalayacaklardır.
Özgür Özel ve süreç karşıtları, DEM ve PKK'nin silah bırakıp yan gelip yatacağını sanıyorlarsa, feci şekilde yanılırlar. Kürt siyaseti, demokratik hakların mücadeleyle kazanılacağının farkındalar. Demokrasi iddianız varsa demokratikleşme yönünde mücadele çıtasını yükseltirsiniz. Ancak bunu PKK'nin silah bırakmasını destekleyerek ve DEM Parti'nin yanında durarak yerine getirebilirsiniz. Çünkü DEM Parti demokrasi mücadelesini yükselecektir. Ya siz beyler; Türk solu, sosyalistleri, eskisi-yenisi liberaller, butlancısı ve yenisi Kemalistler tanık olduğunuz sürecin neresindesiniz. Yoksa süreç Erdoğan’a yarıyor, diye demokratik kazanımları görmezden gelip eski Türkiye’ye dönmek mi istiyorsunuz. Oysa Kürtlerin her kazanımı size yeni demokratik kazanımların kapısını aralayacaktır. Yeter ki Kürtler ile birlikte mücadele etmeye niyet edin.